Lolo’nun Ceplerindeki Üç Neşe

Ufacık bir köyde, pencereleri sarı çiçeklerle süslü sevimli bir ev vardı. Bu evde Lolo adında neşeli bir çocuk yaşardı. Lolo’nun yuvarlak yanakları, kıvırcık saçları ve her sabah gülümseyen bir yüzü vardı.
Bir sabah Lolo, yatağının altında parlayan üç küçük düğme buldu. Düğmeler sıradan düğmelere benzemiyordu. Biri turuncu, biri yeşil, biri de mor renkteydi. Lolo düğmeleri avucuna alınca, odanın içinde tatlı bir ses duyuldu:
“Bunlar neşe düğmeleri. Birini sevindirdiğinde parlar, bir arkadaşınla paylaştığında daha da güzelleşir.”
Lolo çok şaşırdı. Düğmeleri gömleğinin ceplerine koydu ve neşe aramak için evden çıktı. Önce bahçeye gitti. Bahçede yaşlı bahçıvan Tonton, büyük bir sepeti taşımaya çalışıyordu. Sepet elmalarla doluydu ve Tonton’un kolları yorulmuştu.
“İstersen sepeti birlikte taşıyalım,” dedi Lolo.
Tonton gülümsedi. Lolo sepetin bir yanından tuttu, Tonton da diğer yanından. Birlikte yavaş yavaş yürüdüler. Sepet yerine ulaşınca Lolo’nun turuncu düğmesi pırıl pırıl parladı.
“Yardım etmek ne güzel bir neşeymiş,” dedi Lolo.
Sonra köy meydanına gitti. Meydanda küçük tavşan Pati, renkli kâğıtlarını yere düşürmüştü. Rüzgâr kâğıtları oraya buraya uçuruyordu. Pati, hangi kâğıdın nereye gittiğini bulamıyordu.
Lolo hemen eğildi. Bir kâğıdı taşın yanından, birini çeşmenin arkasından, bir başkasını da çiçeklerin arasından aldı. Pati bütün kâğıtlarına kavuşunca sevinçle zıpladı.
“Teşekkür ederim Lolo! Şimdi birlikte bir resim yapabiliriz,” dedi.
Pati, kâğıtların üzerine güneş, ev ve gülen insanlar çizdi. Lolo da resme minicik bir kelebek ekledi. İki arkadaş, resmi meydandaki panoya astı. O anda yeşil düğme ışıl ışıl oldu.
“Birlikte üretmek de neşeyi büyütüyor,” diye düşündü Lolo.
Öğleden sonra Lolo, köyün kenarındaki küçük kulübeye gitti. Kulübede nine Suna yaşıyordu. Nine Suna’nın örgü ipleri birbirine karışmıştı. Kırmızı ip mavi ipe, sarı ip de beyaz ipe dolanmıştı.
Lolo, “Bunları ayırmana yardım edebilir miyim?” diye sordu.
Nine Suna başını salladı. Birlikte ipleri dikkatle ayırmaya başladılar. Bazen ipler yeniden karıştı, ama ikisi de acele etmedi. Lolo ipleri tutuyor, nine Suna da yavaşça çekiyordu. Sonunda bütün ipler düzgünce sepetlerine yerleşti.
Nine Suna, Lolo’ya yumuşacık bir ip bilekliği ördü. Mor düğme de o sırada tatlı bir ışık saçtı.
“Sabırla yapılan işin sonunda ne güzel bir hediye çıkıyor,” dedi Lolo.
Akşam olunca Lolo evine döndü. Üç düğme de parlıyordu. Ancak evin kapısında durduğunda ceplerinin hafiflediğini fark etti. Düğmeler artık ceplerinde değildi. Turuncu düğme Tonton’un sepetinde, yeşil düğme Pati’nin resminin yanında, mor düğme ise nine Suna’nın ip sepetinde duruyordu.
Lolo biraz şaşırdı. Sonra içinden sıcacık bir sevinç yükseldi. Düğmelerin en güzel yeri kendi cebi değil, neşeyi paylaştığı insanların yanıydı.
O gece Tonton, Pati ve nine Suna, Lolo’nun evine geldiler. Tonton elma getirdi, Pati renkli resmi getirdi, nine Suna da ip bilekliği getirdi. Hep birlikte sofraya oturdular.
Üç düğme, evin içinde yumuşak bir ışıkla parladı. Işık tavana yükseldi ve üç küçük yıldız şekline dönüştü.
Lolo yıldızlara bakarak, “Neşe paylaştıkça azalmaz. Aksine çoğalır,” dedi.
O günden sonra köyde biri yardım ettiğinde, biri sabırla beklediğinde ya da iki arkadaş birlikte güldüğünde üç küçük düğme yeniden parladı. Lolo da her sabah ceplerine bakmadan evden çıktı. Çünkü gerçek neşenin cebinde değil, iyilik yapan kalplerde yaşadığını öğrenmişti.




