Masallar

Meyra’nın Cebindeki Neşeli Sözcükler

Bir zamanlar, tepelerin arasına kurulmuş Şakırtılı adında küçük bir kasaba vardı. Bu kasabada insanlar sabahları birbirlerine güzel sözler söyleyerek uyanırdı. Fırıncı, ekmek alanlara “Afiyet olsun,” der; çocuklar sokakta oynarken birbirlerine “Sen de katıl,” diye seslenirdi. Yaşlılar gölgeli banklarda oturup gençlere teşekkür eder, gençler de onların anlattığı anıları dikkatle dinlerdi.

Günlerden bir gün kasabanın güzel sözleri ortadan kaybolmaya başladı. Önce “teşekkür ederim” sözü duyulmaz oldu. Sonra “lütfen” sözcüğü sessizce yok oldu. Birkaç gün içinde selamlar kısaldı, gülümsemeler azaldı. İnsanlar birbirlerine kızgın değildi ama sanki konuşurken görünmez taşlar taşıyorlardı.

On iki yaşındaki Meyra, bu değişikliği herkesten önce fark etti. Çünkü Meyra, sözcükleri renkli görürdü. “Neşeli” kelimesi sarı bir ışık saçar, “özür dilerim” yumuşak mavi bir parıltı bırakırdı. Şimdi kasabanın üzerinde yalnızca soluk gri noktalar dolaşıyordu.

Bir akşam Meyra, annesinin eski yün sepetini düzenlerken arka köşede minicik bir cep buldu. Cebin içinden incecik bir ses geldi:

“Beni duyan var mı?”

Meyra şaşkınlıkla cebi avucuna aldı. İçeride, nohut kadar küçük, kıvrılıp duran bir sözcük vardı. Sözcük, gümüş harflerle parlıyordu: “Lütfen.”

“Sen buraya nasıl geldin?” diye sordu Meyra.

“Kasabanın sözleri, kullanılmadıkça hafifliyor,” dedi sözcük. “Hafifleyenler de rüzgâra kapılıp Fısıltı Değirmeni’ne sürükleniyor. Orada birikiyorlar. Eğer değirmen durursa bütün güzel sözler unutulacak.”

Meyra hemen yola çıkmak istedi. Annesi ona yün sepetini verdi, içine biraz çörek, bir şişe su ve boş bir mendil koydu. “Bulduğun her sözü yalnızca cebine saklama,” dedi. “Bir söz, söylendiğinde yolunu bulur.”

Meyra, kasabanın dışındaki sarı otlakları aştı. Yol boyunca üç garip engelle karşılaştı. İlkinde, birbirine dolanmış iki keçi, aynı anda konuşmaya çalıştığı için ne istediklerini anlatamıyordu. Meyra ikisini de susturup dinledi. Keçilerden biri aç olduğunu, diğeri ise gölgede dinlenmek istediğini söyledi. Meyra onları ayırınca ikisi de “teşekkür ederim” dedi. Bu sözlerden biri ışıldayarak sepetine kondu.

İkinci engel, taşların üzerine kurulmuş küçük bir köprüydü. Köprü, üzerinden geçen herkesin aceleyle adım atmasından yorulmuştu. Meyra durup “İzin verir misin?” diye sordu. Köprü gıcırdayarak açıldı ve altından pembe bir “rica ederim” sözcüğü süzüldü.

Üçüncü engelde Meyra, ağacın dalına takılmış yaşlı bir kâğıt uçurtma gördü. Uçurtmayı kurtarmak için uzun süre uğraştı. Sonunda eteği yırtıldı ama uçurtma özgür kaldı. Uçurtma, rüzgâra yükselirken “Özür dilerim,” diye mırıldandı. Meyra şaşırdı. “Senin suçun değildi,” dedi. Uçurtma gülümsedi: “Bazen güzel sözler, suçlu olduğumuz için değil, karşımızdakinin canını anladığımız için söylenir.”

Akşamüstü Meyra, Fısıltı Değirmeni’ne ulaştı. Değirmenin kanatları dönmüyor, kapısının önünde binlerce soluk sözcük toz gibi birikiyordu. Kapıyı itince içeriden boğuk bir ses duyuldu:

“Beni çalıştıracak tek şey, içten söylenmiş bir sözdür.”

Meyra önce cebindeki “lütfen”i çıkardı. “Lütfen, yeniden dön,” dedi. Değirmen kıpırdamadı. Sonra bulduğu teşekkürleri söyledi ama kanatlar yalnızca bir kez sallandı. Meyra, annesinin sözünü hatırladı. Güzel sözler saklanmak için değil, paylaşılmak için vardı.

Kasabaya dönüp herkesi değirmenin önüne çağırdı. Keçiler birbirlerine teşekkür etti. Köprüden geçenler izin istedi. Kâğıt uçurtma, onu kurtaran Meyra’ya özür dilemenin ve anlamanın değerini anlattı. Fırıncı çırağından yardım isterken “lütfen” dedi; çırak da “memnuniyetle” diye karşılık verdi.

O anda değirmenin kanatları hızla dönmeye başladı. Gri sözcükler renklenip kasabaya doğru uçtu. “Teşekkür ederim” altın sarısı, “lütfen” yeşil, “özür dilerim” mavi ışıklarla sokaklara dağıldı.

Şakırtılı’da o günden sonra kimse güzel sözleri cebinde biriktirmedi. Meyra ise yün sepetini kapısının önünde tuttu. Çünkü herkes bilirdi ki en küçük sözcük bile, doğru zamanda paylaşıldığında kocaman bir iyilik başlatabilirdi.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu