Kelile ve Dimne

Bakır Çanın Gölgesindeki Bilgelik

Uzak ülkelerin birinde, ağaçları gökyüzüne değen Sükûnet Ormanı varmış. Bu ormanda her hayvanın bildiği bir kural yaşarmış: Bir söz söylenmeden önce iki kez düşünülür, bir karar verilmeden önce de herkes dinlenirmiş. Ancak günlerden bir gün, ormanın ortasındaki bakır çan kaybolmuş. Bu çan, tehlike olduğunda bütün hayvanları uyarmak ve önemli toplantıları başlatmak için kullanılırmış.

Çanın kaybolduğunu ilk fark eden, meraklı genç çakal Pırıltı olmuş. Pırıltı hızlı düşünür, hızlı konuşurmuş; fakat bazen acele ettiği için gerçeği tam öğrenmeden karar verirmiş. Çanın asılı olduğu meşe ağacının altında birkaç iz görünce hemen, Bu işi kesinlikle kirpi Kıtır yapmıştır diye düşünmüş. Çünkü Kıtır, çanın sallanışını dinlemeyi çok severmiş.

Pırıltı, Kıtır’ın yuvasına koşmuş. Kirpi, kuru yapraklardan küçük bir sepet örüyormuş. Çakal suçlayıcı bir sesle çanı sorunca Kıtır şaşırmış. Ben çanı almadım, demiş. Dün gece rüzgâr çok güçlüydü. Çanın ipinin yanında parlak bir tüy gördüm, ama kime ait olduğunu anlayamadım.

Pırıltı, bu cevabı dinler dinlemez ormanın en yüksek kayasına çıkıp herkese duyurmuş. Çan çalınmadıysa, demek ki biri onu saklıyor. Parlak tüyü olan herkes şüphelidir. Bu sözler kısa sürede yayılmış. Tavus kuşu tüylerini saklamaya başlamış, saksağanlar birbirlerine kuşkuyla bakmış, hatta güvercinler bile toplantı alanına inmeye çekinmiş.

O sırada ormanın yaşlı kaplumbağası Sedef, ağır ağır meşe ağacının yanına gelmiş. Pırıltı’ya kızmamış, yalnızca yere bakarak sormuş: Bir iz bulduğunda, o izin kime ait olduğunu mu öğrendin, yoksa yalnızca tahmin mi ettin? Pırıltı sustu. Sedef, aceleyle söylenen sözlerin kuru yapraklar gibi olduğunu anlatmış. Rüzgâr onları her yana savurur, sonra kimse hangi yaprağın nereden geldiğini bilemezmiş.

İki arkadaş önce çanın ipini incelemiş. İpte kopma değil, çözülme izi varmış. Meşe ağacının dibinde de küçük, yuvarlak çamur lekeleri görülüyormuş. Sedef, lekeleri takip etmeyi önermiş. İzler dereye, dereden de sazlıkların arasındaki eski değirmene uzanmış. Pırıltı hemen içeri dalmak istemiş, fakat Sedef onu durdurmuş.

Bir şeyi bulmak kadar, onu nasıl aradığın da önemlidir, demiş bilge kaplumbağa. Önce çevreyi dinleyelim.

İkisi sessizce bekleyince değirmenin içinden hafif bir tıkırtı gelmiş. Tıkırtının ardından çanın sesi duyulmuş, fakat ses boğukmuş. Pırıltı ve Sedef içeri girince, çanı değirmenin köşesinde bulmuşlar. Çanın yanında da küçük bir su samuru yavrusu oturuyormuş. Adı Yakamoz’muş ve üzgün görünüyormuş.

Yakamoz, çanı kendisinin aldığını kabul etmiş. Gece dere taşınca yuvasındaki yavru kardeşlerini güvenli bir yere taşımış. Ormandan yardım istemek için çanı çalmak istemiş, fakat ipi çözülüp elinden kaymış. Çan dereye sürüklenirken onu yakalamış ve değirmene koymuş. Sabah olunca korktuğu için kimseye söyleyememiş.

Pırıltı, Kıtır’ı suçladığını ve sonra da bütün ormana yanlış bir şüphe yaydığını anlamış. Yakamoz’a kızmak yerine onun cesaretini övmüş, ardından herkesin önünde Kıtır’dan ve diğer hayvanlardan özür dilemiş. Kıtır da ona kırgınlığını saklamadan, doğruyu söylemenin bazen cesaret istediğini anlatmış.

Hayvanlar birlikte çanı yeniden meşe ağacına asmış. Sedef, çanın ipine üç düğüm atılmasını önermiş: biri dikkat için, biri doğruluk için, biri de yardımlaşma için. O günden sonra ormanda biri bir haber getirdiğinde önce şu sorular sorulmuş: Bunu nereden biliyorsun? Başka ne olabilir? Kime danışmalıyız?

Pırıltı da hızlı koşmayı bırakmamış, ama hızlı karar vermeyi bırakmış. Bir süre sonra ormandaki hayvanlar onun yalnızca çevik ayaklarına değil, düşünceli sözlerine de güvenmeye başlamış. Bakır çan her çaldığında Sükûnet Ormanı’na aynı öğüt yayılırmış: Gerçeği arayan, önce dinlemeyi öğrenir; dostluğu koruyan ise suçlamadan önce anlamaya çalışır.

Masalın Öğüdü

Kanıtlanmamış bir düşünceyi gerçek sanmak, dostların arasına görünmez duvarlar örer. Sabırla dinlemek, soru sormak ve gerektiğinde özür dilemek ise en karışık anlaşmazlığı bile aydınlığa kavuşturur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu