1 Yaş Masalları ve Hikayeleri Oku

Uykuya Gülümseyen Minik Fener

Ay, gökyüzünde yuvarlak ve parlak bir düğme gibi duruyordu. Küçük evlerin pencerelerinde sarı ışıklar yanıyor, ağaçların yaprakları usulca sallanıyordu. İşte o sakin akşamda, Çınçın Sokağı’nın köşesinde minik bir fener yaşardı. Adı Lumi’ydi.

Lumi’nin gövdesi turuncu, camı bal rengi, sapı da minicikti. Gündüzleri pencerenin önünde dinlenir, güneşin sıcaklığını içine alırdı. Akşam olunca gözlerini açar, yumuşacık bir ışık yakardı.

Lumi ışığını çok severdi. Işığı yanınca duvarlarda altın renkli şekiller oluşur, yerdeki taşlar pırıl pırıl görünürdü. Fakat Lumi’nin en sevdiği şey, ışığını paylaşmaktı. Bir yaprağın üzerine konan su damlasını aydınlatır, kapısının önünde bekleyen kediciğe yol gösterir, gece çiçeklerine gülümserdi.

Bir akşam gökyüzüne incecik bulutlar yayıldı. Ay biraz saklandı. Çınçın Sokağı daha karanlık göründü. Tam o sırada küçük bir ses duyuldu.

“Cik cik… Eve giden yolu bulamıyorum.”

Bu, sarı gagalı minik bir kuş olan Pipi’ydi. Pipi, gün boyunca kırmızı bir kurdelenin peşinden uçmuş, akşam olduğunu fark etmemişti. Şimdi yuvasının hangi ağaçta olduğunu bilemiyordu.

Lumi hemen ışığını Pipi’ye doğru çevirdi.

“Üzülme Pipi. Birlikte bakarız,” dedi.

Minik fener önde, Pipi arkada yürüdü. Önce mor kapının yanından geçtiler. Sonra üç yuvarlak taşa ulaştılar. Lumi her taşı aydınlattı: Bir, iki, üç… Pipi de sayarak ilerledi.

Biraz sonra geniş yapraklı bir ağacın altına geldiler. Dalların arasında küçük bir yuva vardı. Yuvadan iki minik kuş başı uzandı.

“Pipi geldi!” diye cıvıldadılar.

Pipi sevinçle kanat çırptı.

“Teşekkür ederim Lumi. Senin ışığın olmasaydı yuvamı bulamazdım.”

Lumi’nin bal rengi camı daha da parladı. Yardım etmek içini ısıtmıştı.

O sırada yolun kenarından yuvarlak bir şey yuvarlandı. Bu, Nunu adında küçük bir kaplumbağanın kırmızı topuydu. Top, çimenlerin arasına kaçmıştı. Nunu onu arıyor, başını sağa sola çeviriyordu.

“Topum nereye gitti acaba?” diye sordu.

Lumi ışığını çimenlere tuttu. Yaprakların altında küçük bir kırmızılık göründü. Nunu ağır ağır ilerledi. Önce bir adım, sonra bir adım daha attı. Sonunda topunu buldu.

Nunu, topunu kabuğunun üstüne koyup gülümsedi.

“Bulduk! Şimdi topumla sessizce eve dönebilirim.”

Gece ilerledikçe Lumi’nin ışığı sokağın her köşesine ulaştı. Bir örümcek, ağının kopan ipini buldu. Bir kelebek, dinleneceği çiçeği seçti. Küçük bir kirpi, annesinin yanındaki yumuşak yapraklara kavuştu. Lumi herkesin işini kolaylaştırdı.

Derken Lumi’nin ışığı biraz titredi. Gün boyunca çok parlamıştı. Camı ısındı, sapı yoruldu. Lumi, pencerenin önüne dönüp dinlenmek istedi. Fakat o anda çalının içinden ince bir ağlama sesi geldi.

“Miyav… Annemi göremiyorum.”

Bu kez küçük kedi Mırmır kaybolmuştu. Lumi yorulmuş olsa da onu yalnız bırakmadı. Işığını yere doğru tuttu. Mırmır’ın patileri, pencerelerin önünden geçti. Bir köşede taze süt kokusu vardı. Sonra uzaktan tanıdık bir mırıltı duyuldu.

“Mırmır, buradayım!”

Kedi annesi çiçek saksısının arkasında bekliyordu. Mırmır koşup annesine sarıldı. Lumi’nin ışığı, ikisinin üzerine sıcacık bir battaniye gibi yayıldı.

“Sen de şimdi dinlen,” dedi anne kedi. “Paylaşınca ışığın azalmadı. Daha güzel parladı.”

Lumi bu sözleri duyunca çok mutlu oldu. Gerçekten de camının içinde minicik yıldızlar dans ediyordu. Sokaktaki herkes ona teşekkür ediyor, o da herkese yumuşak bir ışık gönderiyordu.

Bulutlar yavaşça dağıldı. Ay yeniden göründü. Ay, Lumi’ye gülümseyerek şöyle dedi:

“En güzel ışık, bir dostun yolunu aydınlatan ışıktır.”

Lumi, pencerenin önünde küçük bir daire çizdi ve ışığını iyice yumuşattı. Pipi yuvasında, Nunu yaprakların arasında, Mırmır annesinin yanında uykuya daldı. Çınçın Sokağı sessizleşti.

Sabah güneşi doğduğunda Lumi biraz uykuluydu ama kalbi neşeyle doluydu. Çünkü ışığını paylaşan minik bir fenerin gecesi, daima sevgiyle aydınlanırdı.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu