Eğitici ve Öğretici Çocuk Masalı

Paylaşmayı Öğrenen Minik Kirpi
Ormanın kenarında, küçük bir çalılığın altında yaşayan Minik Kirpi Piko vardı. Sırtındaki dikenler minicikti ama kalbi biraz temkinliydi. Sahip olduğu şeyleri severdi. Hatta bazen fazla severdi. Bulduğu bir elmayı, bir meşe palamudunu ya da parlak bir taşı kimseyle paylaşmak istemezdi.
“Ben buldum, benim olsun,” diye düşünürdü. Bu düşünce ona kendini güvende hissettirirdi.
Bir sabah ormanda dolaşırken iri, sulu bir armut buldu. Güneşin altında usulca parlıyordu. Piko armudu yuvasına götürmek üzereyken karşısına yorgun bir tavşan çıktı. Tavşanın nefesi hızlıydı, kulakları yorgunluktan sarkmıştı.
“Bir lokma armut alabilir miyim?” diye sordu çekinerek.
Piko armuda baktı, sonra tavşana. İçinden bir ses “Paylaş” dedi. Ama başka bir ses hemen araya girdi:
“Ya sana yetmezse?”
Hiçbir şey söylemeden armudu sırtına aldı ve yürüdü. Tavşan olduğu yerde kaldı. Sadece arkasından baktı.
Gün ilerledikçe hava ağırlaştı. Bulutlar toplandı, rüzgâr serinledi. Piko yuvasına girdiğinde armudu önüne koydu. Ama canı yemek istemedi. Aklına tavşanın bakışı geldi. Sonra, daha önce kendisi zor durumda kaldığında gördüğü küçük iyilikler…
O anda fark etti. Armudu tek başına yemek, içindeki boşluğu doldurmuyordu.
Ertesi sabah erkenden uyandı. Armudu ikiye böldü. Bir parçasını yanına aldı, diğerini sırtına koydu. Tavşanı aramak için yola çıktı. Onu dere kenarında buldu.
“Dün paylaşamadım,” dedi Piko sakin bir sesle.
“Bugün paylaşmak istiyorum.”
Tavşanın yüzü aydınlandı. Armudu birlikte yediler. Sohbet ettiler, güldüler. Piko o an kendini hafiflemiş hissetti. Sanki sırtındaki dikenler biraz daha yumuşamıştı.
O günden sonra Piko her şeyini vermedi. Ama paylaşmayı öğrendi. Ne zaman paylaştıysa, ormanda yeni bir dost kazandı. Ve şunu anladı:
Bazı şeyler paylaşıldıkça azalmaz.
Aksine, çoğalır.




