Çınar Saatinin Unuttuğu Dürüstlük

Gölgeliova Kasabası’nın ortasında, dalları gökyüzüne uzanan yaşlı bir çınar vardı. Çınarın gövdesine yıllar önce yerleştirilmiş büyük bir saat bulunurdu. Bu saate herkes Çınar Saati derdi. Saat yalnızca zamanı göstermez, kasabadaki iyilikleri de duyururdu. Bir çocuk yaşlı birine yardım ettiğinde akrebi neşeyle ilerler, biri verdiği sözü tuttuğunda küçük çanı çalardı.
Kasabada yaşayan Yaren, meraklı ve çalışkan bir çocuktu. Her sabah okul yolunda çınarın önünden geçer, saatin sesini dinlerdi. Bir gün saat aniden durdu. Akrep dokuzda, yelkovan ise on ikide kalmıştı. Çan da susmuştu. Kasabalılar meydanda toplanıp şaşkınlıkla birbirlerine baktılar.
Kasabanın yaşlı saat ustası Derman Dede, saatin kapağını açıp dişlileri inceledi. “İçindeki altın yay kaybolmuş,” dedi. “Bu yay olmadan saat çalışamaz. Onu bulanın, kasabanın en değerli ödülünü alacağını ilan ediyorum.”
Herkes dört bir yana dağıldı. Kimi çınarın köklerini araştırdı, kimi meydanın taşlarını kaldırdı. Yaren de arkadaşlarıyla birlikte aramaya başladı. O sırada yerde parlayan küçük bir şey gördü. Eğilip baktığında bunun, Derman Dede’nin sözünü ettiği altın yay olduğunu anladı.
Yaren’in içi sevinçle doldu. Fakat tam o anda, yanında duran Zümrüt adlı çocuk fısıldadı: “Bunu kendin buldun. Kimse görmedi. İstersen ödülü alır, yeni bisiklet için gereken parayı kazanırsın.”
Yaren’in gerçekten de bir bisiklete ihtiyacı vardı. Okula yürüyerek gidiyor, yağmurlu günlerde ayakkabıları çamur içinde kalıyordu. Altın yayı avucunda sıkıca tuttu. Sonra çınarın suskun yüzüne baktı. Saatin iyilikleri duyurduğunu hatırladı. Eğer doğruyu saklarsa, çınarın yeniden çalışması neye yarardı?
Yaren, Zümrüt’ün önerisini kabul etmedi. “Ödül güzel olurdu ama bu yay benim malım değil. Onu saatin içine koymalıyız,” dedi. Zümrüt biraz utandı. Birlikte Derman Dede’nin yanına gidip bulduklarını anlattılar.
Usta, yayı dikkatle yerine yerleştirdi. Fakat saat yine çalışmadı. Derman Dede kaşlarını çattı. “Eksik olan başka bir şey var,” dedi. “Bu saat yalnızca metal parçalarla değil, kasabanın dürüstlüğüyle de işler.”
O sırada Zümrüt başını öne eğdi. “Ben Yaren’e yayı saklamasını söyledim,” diye itiraf etti. “Ödülü tek başına almasını istedim. Yaren doğruyu seçince ben de yaptığımın yanlış olduğunu anladım.”
Bir an sessizlik oldu. Sonra kasabanın fırıncısı, geçen hafta tartıda eksik ekmek verdiğini söyledi. Bahçıvan, komşusunun çiçeklerini izinsiz kopardığını kabul etti. Çocuklardan biri, kırdığı topacı başkasının yaptığını söyleyerek suçladığını anlattı. Herkes küçük ya da büyük bir yanlışı dürüstçe dile getirdikçe çınarın yaprakları hafifçe hışırdadı.
En sonunda saatten ince bir tıkırtı yükseldi. Akrep ilerledi, yelkovan dönmeye başladı ve çan üç kez çaldı. Meydanda bulunan herkes derin bir nefes aldı. Derman Dede, Yaren’e büyük bir ödül vermek istediğini söyledi. Yaren ise ödülü tek başına almak yerine kasabanın çocukları için ortak bir bisiklet ve tamir köşesi kurulmasını önerdi.
Bu fikir herkesin hoşuna gitti. Bir hafta içinde meydanın yanına küçük bir kulübe yapıldı. Çocuklar burada bisikletlerini onarmayı öğrendi, kullanmadıkları eşyaları birbirleriyle paylaştı. Zümrüt de kulübenin düzeninden sorumlu oldu ve ilk gün kapıya şu yazıyı astı: “Dürüstlük, kaybetmekten korktuğumuz şeyi değil, güvenimizi korur.”
O günden sonra Çınar Saati daha güzel çalıştı. Kasabalılar anladı ki insan bazen doğruyu söyleyerek bir ödülü kaçırabilir; fakat güven, paylaşıldıkça büyüyen bir hazinedir. Yaren’in seçimi de Gölgeliova’da uzun yıllar anlatılan ibretlik hikayeler arasında yerini aldı.




