Pofuduk Çorapların Sınıf Şarkısı

Güneş, okulun pencerelerine altın renkli ışıklar bırakırken Lora, annesinin elini tutup neşeli adımlarla anaokuluna gitti. Bugün sınıfta özel bir etkinlik vardı. Öğretmenleri Duru, çocuklara birlikte bir sınıf şarkısı hazırlayacaklarını söylemişti.
Lora sınıfa girince duvardaki renkli kâğıtlara, yuvarlak minderlere ve tavandan sarkan küçük yıldızlara baktı. Her şey çok güzeldi. Fakat bir şey eksikti. Şarkıda kullanılacak minik çorap kuklalar ortada yoktu.
Öğretmen Duru, çorapları sabah erkenden bir sepete koymuştu. Sepetin içinde kırmızı, turuncu, mor ve yeşil çoraplar vardı. Ancak şimdi sepet boştu. Yalnızca dibinde minicik bir düğme duruyordu.
“Çoraplar nereye gitmiş olabilir?” diye sordu Duru Öğretmen.
Çocuklar sınıfa baktı. Lora, kukla köşesinin altına eğildi. Orada bir iz gördü. İz, yumuşacık beyaz tüylerden oluşuyordu. Tüyler, kitaplığın yanına kadar uzanıyordu.
Kitaplığın arkasından hafif bir hışırtı geldi. Lora eğilip baktığında okulun sevimli kedisi Pati’yi gördü. Pati’nin önünde üç renkli çorap duruyordu. Pati çoraplarla oynamış, onları sınıfın farklı yerlerine taşımıştı.
“Pati, çorapları bulduk!” dedi Lora. “Ama hepsi burada değil.”
Pati kuyruğunu salladı ve koridora doğru yürüdü. Çocuklar onu izledi. Yeşil çorap müzik köşesindeki davulun içine saklanmıştı. Turuncu çorap, resim masasındaki büyük kâğıdın altındaydı. Mor çorap ise oyuncak evin küçük yatağında uyuyor gibiydi.
Her bulunan çorap, çocukların yüzünde yeni bir gülümseme açıyordu. Ama kırmızı çorap hâlâ ortada yoktu. Lora biraz düşündü. Pati en çok güneş alan yerleri seviyordu. Sınıfta güneşin en güzel vurduğu yer ise pencerenin önündeki saksıların yanıydı.
Lora oraya gitti. Saksıların arasında kırmızı bir şey parlıyordu. Kırmızı çorap, küçük bir çiçeğin yanına bırakılmıştı. İçinde de iki sarı düğme ve bir tahta kaşık vardı.
“Sanırım Pati, çoraba küçük bir yuva hazırlamış,” dedi Duru Öğretmen.
Çocuklar Pati’ye kızmadı. Onun da oyun oynamak istediğini anladılar. Lora, “Çoraplarla oynayabiliriz ama önce izin istemeliyiz,” dedi. Pati de sanki onu anlamış gibi usulca miyavladı.
Sonra çocuklar çorapları güzelce yıkamak için bir kutuya koydu. Duru Öğretmen, sınıfta bulunan temiz kukla çoraplarından yeni bir oyun hazırladı. Her çocuk bir çorabı seçti. Lora kırmızı çorabı aldı. Yanındaki Efe mavi çorabı, Mina da sarı çorabı seçti.
Önce herkes kendi kuklasıyla konuştu. Sonra kuklalar birbirine selam verdi. Bir kukla, “Günaydın!” dedi. Başka bir kukla, “Bugün birlikte oynayalım!” diye cevap verdi. Pati de kapının yanında oturup onları dikkatle dinledi.
Şarkının sözlerini bulmak biraz zor oldu. Çocuklar farklı fikirler söyledi. Lora, “Renkli çoraplar dönsün,” dedi. Efe, “Eller birbirine değsin,” diye ekledi. Mina ise “Herkes gülümseyip bir arkadaşına yardım etsin,” dedi.
Öğretmen Duru, çocukların sözlerini birleştirdi. Hep birlikte şöyle söylediler:
“Kırmızı, sarı, mavi, yeşil,Birlikteysek sınıf neşeli.Bir el yardım, bir ses merhaba,Gülümseme konar her yana!”
Çocuklar şarkıyı söylerken çorap kuklalarını dans ettirdi. Pati de kuyruğunu sağa sola salladı. Şarkı bitince herkes alkışladı. Lora, en güzel sesin tek bir kişiden değil, birlikte söyleyen arkadaşlardan çıktığını fark etti.
Öğle vakti gelince çoraplar temiz ve düzenli bir sepete yerleştirildi. Sepetin üzerine “Önce sor, sonra oyna” yazan bir resim yapıştırıldı. Pati için de sınıfın köşesine yumuşak bir oyuncak sepeti kondu.
O günden sonra Pati, çorapları gizlice taşımadı. Çocuklar da oyun oynarken birbirlerinden izin istedi. Sınıfın her sabahı yeni bir şarkıyla başladı. Bazen şarkıyı Lora seçti, bazen Efe, bazen Mina. Ama en neşeli bölüm hep aynı kaldı: Herkesin birlikte söylediği bölüm.
Birlikte Daha Neşeli
Lora okuldan çıkarken annesine sarıldı. “Bugün bir sınıf şarkısı yaptık,” dedi. “Şarkımızın adı da Yardımsever Gülümseme.” O akşam Lora, evdeki çoraplarını sepete dikkatle koydu. Sonra aynaya bakıp gülümsedi. Çünkü küçük bir yardımın, kocaman bir mutluluk başlatabileceğini öğrenmişti.



