Kavanozdaki Güneş Gülümseyince

Okul öncesi hikayeler arasında paylaşmanın güzelliğini anlatan bu masal, küçük bir sınıfta başlayan sıcacık bir günü konu alır.
Bir sabah Lila, annesiyle birlikte okuluna geldi. Lila’nın elinde, kapağı sarı bir kurdeleyle bağlı küçük bir kavanoz vardı. Kavanozun içinde minicik, altın renkli bir ışık parlıyordu. Bu ışığı, dedesi bahçedeki eski bir fenerden bulmuştu.
“Bu ışık, güzel bir dilek duyunca daha çok parlar,” demişti dedesi. “Ama onu tek başına saklamak yerine iyilikle paylaşmalısın.”
Lila, kavanozu sınıftaki pencerenin yanına koydu. Arkadaşları Ege, Nisa, Badem ve Arda hemen çevresine toplandı. Herkes merakla kavanoza baktı. Işık, önce küçük bir nokta gibi parladı. Sonra yumuşacık bir halka çizdi.
Öğretmenleri Gülce Hanım gülümseyerek, “Bugün sınıfımızın ışık günü olsun,” dedi. “Kavanozun daha çok parlaması için birbirimize güzel bir yardım yapalım.”
İlk olarak Ege, yere düşen renkli kalemleri topladı. Nisa da kalemleri kutularına ayırdı. Kavanozdaki ışık biraz büyüdü. Badem, resim masasındaki kâğıtları arkadaşlarına dağıttı. Arda ise oyun köşesindeki tahta blokları düzgünce sepete yerleştirdi.
Lila, “Şimdi hepimiz iyilik yaptık,” diye sevindi.
Fakat ışık, bekledikleri kadar büyümedi. Kavanoz hâlâ yalnızca küçük bir parıltıyla parlıyordu. Çocuklar birbirlerine baktı. Gülce Hanım, “Belki de ışık, yalnızca yapılan işi değil, kalpteki düşünceyi de dinliyordur,” dedi.
Tam o sırada sınıfın kapısı açıldı. İçeri yeni bir çocuk girdi. Adı Sarp’tı. Sarp, elindeki oyuncak arabayı sıkıca tutuyordu. Sınıfı görünce biraz durdu. Her yer ona yeni ve değişik gelmişti.
Lila, Sarp’ın yanına gidip, “İstersen benimle oturabilirsin,” dedi. Sonra kavanozu gösterdi. “Bugün burada ışık günü yapıyoruz.”
Sarp yavaşça gülümsedi. “Ben de katılabilir miyim?” diye sordu.
“Elbette,” dedi Lila. “Herkese yer var.”
Çocuklar oyun köşesine geçtiler. Ege, Sarp’a tahta bloklardan bir ev yapmayı gösterdi. Nisa, evin çatısı için kırmızı bir blok verdi. Badem, oyuncak arabaya garaj olacak küçük bir kutu buldu. Arda da yol yapmak için yere mavi bir örtü serdi.
Sarp, arabasını yola sürdü. Araba önce evin yanından geçti, sonra küçük garaja girdi. Herkes alkışladı. Sarp’ın yüzünde kocaman bir gülümseme belirdi.
O anda kavanozdaki ışık birden parladı. Işık, sınıfın duvarlarında yuvarlak sarı şekiller oluşturdu. Bir şekil tavana çıktı, biri kitaplığın üzerine kondu, biri de çocukların ellerine düştü. Sanki sınıfın içine minicik bir güneş doğmuştu.
Gülce Hanım, “Sanırım kavanoz, en güzel dileği duydu,” dedi.
“Hangi dileği?” diye sordu Badem.
Öğretmenleri, “Herkesin kendini iyi hissettiği bir sınıf dileğini,” diye cevap verdi.
Çocuklar kavanozun çevresinde halka oldular. Lila, “Bu ışığı hep birlikte koruyalım,” dedi. Bunun üzerine bir kutu hazırladılar. Kutunun üzerine “İyilik Sepeti” yazdılar. Her çocuk, yaptığı güzel davranışı küçük bir resimle anlatıp sepete koyacaktı.
O gün sepete bir kalem resmi, bir gülümseme, paylaşılmış bir oyuncak ve birlikte oynayan çocuklar çizildi. Sarp da bir ev resmi yaptı. Evin bütün pencerelerinden ışık çıkıyordu.
Okul bitince Lila kavanozu çantasına koymadı. Onu sınıfta, pencerenin yanında bıraktı. Çünkü ışığın tek bir çocuğa değil, herkese ait olduğunu anlamıştı. Ertesi sabah sınıfa giren çocuklar, kavanozun içindeki parıltının onları beklediğini gördüler.
O günden sonra sınıfa her yeni gelen çocuk, önce ışık kavanozunun yanına oturdu. Herkes ona bir gülümseme, bir oyuncak ve kalbinde sıcacık bir yer verdi.