Okul Öncesi Hikayeler

Sınıftaki Gülümseyen Pencere

Duru, annesinin elini tutarak ilk kez neşeli sınıfına girdi. Sınıfta rengârenk minderler, küçük masalar ve duvarda asılı kâğıt çiçekler vardı. Öğretmenleri Gül Hanım, herkese gülümseyerek merhaba dedi.

Duru biraz çekingen durdu. Yeni çocukları tanımıyordu. Bir köşede sarı çantasını tutan Efe, pencerenin yanında kırmızı bloklarla oynayan Lale ve masanın üstündeki düğmeleri sayan Can vardı.

Tam o sırada Duru, sınıfın en büyük penceresine baktı. Pencerenin camında minicik bir gülümseme belirmişti. Gülümseme, iki yuvarlak yanaktan ve kıvrık bir ağızdan oluşuyordu. Duru gözlerini kırpıştırdı. Gülümseme hâlâ oradaydı.

“Bu pencere gülüyor!” dedi Duru.

Efe hemen yanına geldi. “Ben de gördüm,” diye fısıldadı. Lale ve Can da pencereye yaklaştı. Herkes camdaki gülümsemeye bakınca pencere biraz daha parladı.

Gül Hanım, çocukların yanına oturdu. “Belki de pencere, sınıfımızda güzel bir şey olmasını bekliyordur,” dedi.

Çocuklar ne yapabileceklerini düşündüler. Efe, “Ona bir resim yapalım,” dedi. Lale, “Renkli bir çiçek hazırlayalım,” diye ekledi. Can ise masadaki düğmeleri gösterdi. “Bunlarla güneş yapabiliriz.”

Duru, masadaki boya kalemlerini dağıtmak istedi. Fakat herkes aynı anda mavi kalemi alınca kalem yere düştü. Çocuklar şaşkınlıkla birbirlerine baktı. Sonra Efe mavi kalemi Duru’ya uzattı.

“Önce sen kullan. İşin bitince bana verirsin,” dedi.

Duru gülümsedi. “Teşekkür ederim.”

Bu küçük davranışla sınıfın havası değişti. Lale kırmızı kalemi Can’la paylaştı. Can da en parlak sarı düğmesini Efe’ye verdi. Herkes sırayla kullandı. Masanın üzerinde büyük bir resim oluşmaya başladı.

Resimde yemyeşil bir çimenlik, mor bir ev, turuncu bir kedi ve gökyüzünde kocaman bir güneş vardı. Çocuklar güneşin ortasına küçük bir gülümseme çizdiler. Sonra resmi pencerenin yanına astılar.

Ama camdaki gülümseme hâlâ küçüktü.

Gül Hanım, “Belki resim güzel bir başlangıçtır,” dedi. “Pencere başka bir iyilik daha bekliyor olabilir.”

O sırada Efe’nin düğmesi yere düştü. Düğme masanın altına yuvarlandı. Efe eğildi ama bulamadı. Duru hemen minderleri kaldırdı. Lale el feneri gibi elini kullanarak gölgeye baktı. Can da sessizce bekledi. Birlikte aradıklarında düğmeyi buldular.

Efe çok sevindi. “Hepiniz yardım ettiniz,” dedi. “Bu düğme artık bizim ortak düğmemiz olsun.”

Çocuklar düğmeyi resimdeki güneşin ortasına yapıştırdılar. O anda pencerenin camındaki gülümseme büyüdü. İki parlak göz de beliriverdi.

Camdan yumuşacık bir ışık süzüldü. Işık, sınıftaki her çocuğun yüzüne değdi. Duru, pencerenin gülümsemesinin aslında onların iyiliklerinden oluştuğunu anladı.

Gül Hanım, çocuklara sarılarak, “Birlikte paylaşınca sınıfımız daha da güzelleşti,” dedi.

Öğle vakti geldiğinde çocuklar yaptıkları resmi dikkatle incelediler. Resimdeki güneş, herkese yetecek kadar büyük görünüyordu. Duru, ertesi gün yeni bir resim yapmak istedi. Efe de ona yardım edeceğini söyledi.

O günden sonra sınıfta biri bir oyuncağa ihtiyaç duyduğunda çocuklar sırayla paylaşmaya başladı. Biri üzülürse yanına oturdular. Biri yardım isterse küçük eller hemen uzandı.

Gülümseyen pencere ise her sabah onları sessizce selamladı. Çünkü o, okul öncesi hikayeler arasında en güzel sırrı biliyordu: Birlikte yapılan küçük iyilikler, kocaman mutluluklara dönüşürdü.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu