Beydeba Masalları

Karganın Taşıdığı Boş Çuval

Uzak tepelerin ardında, sabahları kekik kokan geniş bir orman varmış. Bu ormanda herkes kendi işiyle uğraşır, fakat önemli bir konu olduğunda yaşlı meşe ağacının altında toplanırmış. Ormanın en dikkatli sakinlerinden biri, dikenleri kadar düşünceleri de sivri olan Kirpi Kıvrak’mış. Kıvrak, kimsenin fark etmediği ayrıntıları görür, duyduğu her sözü hemen doğru kabul etmezmiş.

Bir gün Saksağan Çıtırtı, gökyüzünde uçarken yerde sürüklenen iri, kahverengi bir çuval görmüş. Çuvalın ağzı gevşekçe bağlıymış ve rüzgâr estikçe içinden kuru yaprak hışırtıları geliyormuş. Çıtırtı, çuvalı gagasıyla yakalayıp ormanın ortasına bırakmış.

“Bu sıradan bir çuval değil,” demiş heyecanla. “İçinde mutlaka altın, parlak taşlar ya da gizli bir hazine vardır!”

Haberi duyan hayvanlar hemen çuvalın çevresine toplanmış. Tavşan Telve, “Belki kış boyunca yetecek havuçlar vardır,” demiş. Geyik Yalın, “Belki uzak ülkelerden gelen güzel kokulu otlar,” diye düşünmüş. Maymun Fındık ise çuvalı kimin bulduğuna bakmadan, “İçindekileri en hızlı bulan, en büyük payı almalı,” diye ortaya atılmış.

Kıvrak Kirpi, çuvalın yanına gidip onu dikkatle incelemiş. Çuvalda ne altın ağırlığı varmış ne de güzel kokular. Üstelik kumaşın üzerinde küçük çamur izleri bulunuyormuş.

“Önce bunun kime ait olduğunu öğrenmeliyiz,” demiş. “Bir şeyin yerde bulunması, onun sahipsiz olduğu anlamına gelmez.”

Fakat hayvanların çoğu sabırsızlanıyormuş. Çıtırtı çuvalı havaya kaldırmış, Fındık da ipini çözmüş. İçinden yalnızca kuru yapraklar, birkaç çakıl taşı ve kırılmış ince dallar dökülmüş. Herkes hayal kırıklığıyla birbirine bakmış.

“Demek ki gerçekten boşmuş,” demiş Tavşan Telve. “Bütün günümüzü boşa harcadık.”

Kıvrak, çuvalın içinden çıkan dallardan birini alıp koklamış. Dalın ucunda reçine ve dağ nanesi kokusu varmış. Sonra çamur izlerine bakmış. İzler, ormanın kuzeyindeki sarp yamaçlara doğru gidiyormuş.

“Bu çuval boş görünse de bir şey anlatıyor,” demiş. “Dallar kuzey yamacındaki çalılıklardan kopmuş. Çamur da oradaki dere kıyısına ait. Belki çuvalı taşıyan birinin yardıma ihtiyacı vardır.”

Hayvanlar bu kez sessizce onun peşine düşmüş. Uzun bir aramadan sonra, derenin kenarında yaşlı Kaplumbağa Uslu’yu bulmuşlar. Uslu, kış için topladığı kuru otları ve yakacak dalları çuvala doldurmuş, fakat çuvalın bağı kopunca her şey yamaçtan aşağı yuvarlanmış. Çuval da rüzgârla sürüklenip ormanın ortasına kadar gelmiş.

“Yardım istemeye utanmıştım,” demiş Uslu. “Oysa tek başıma taşıyamayacağımı anlamalıydım.”

Fındık hemen yamaçtan dalları toplamaya başlamış. Tavşanlar kuru otları bir araya getirmiş, geyikler ağır odunları taşımış. Çıtırtı da çuvalın kopan bağını sağlam sarmaşıklarla onarmış. Kıvrak, herkesin yaptığı işi düzenlemiş; kimse yorulmasın diye görevleri sırayla paylaştırmış.

Güneş batmadan Uslu’nun kulübesinin önü kışlık yiyecek ve yakacaklarla dolmuş. Yaşlı kaplumbağa, ormandaki dostlarına teşekkür etmek için çuvalın dibinde bulduğu küçük bir kese çıkarmış. Kesede yalnızca yabani buğday tohumları varmış.

“Bunlar, yıllar önce annemin verdiği son tohumlardı,” demiş Uslu. “Bahar gelince birlikte ekelim. Hasadını da hep beraber paylaşalım.”

Hayvanlar, gün boyunca hazine sandıkları bir çuvalın aslında onları gerçek bir hazineye götürdüğünü anlamış: yardımlaşmaya. O günden sonra ormanda kimse bir şeyi yalnızca görünüşüne göre değerlendirmemiş. Boş sanılan çuvallar dikkatle incelenmiş, sessiz kalanların sesi dinlenmiş.

İlkbahar geldiğinde tohumlar ekilmiş ve yamaçta altın renkli buğdaylar dalgalanmış. Ormanın sakinleri her hasatta paylarını almış, fakat en büyük payı yine paylaşmanın sevincine ayırmışlar. Kıvrak Kirpi ise yaşlı meşenin altında gülümseyerek şöyle demiş:

“Gerçek değer, bir şeyin içinde ne sakladığında değil, onu gören gözün ne anladığındadır.”

Bu yüzden Beydeba masalları arasında anlatılan bu küçük olay, ormanda uzun yıllar dilden dile dolaşmış: Bir şeyi boş sanmadan önce, onun taşıdığı dersi aramak gerekirmiş.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu