Okul Öncesi Hikayeler

Gökkuşağı Sınıfında Paylaşılan Sevinç

Ela, annesinin elini tutarak neşeli okuluna geldi. Okulun bahçesinde sarı papatyalar, mor menekşeler ve beyaz taşlarla yapılmış küçük bir yol vardı. Kapının üstünde rengârenk bir tabela duruyordu: Gökkuşağı Sınıfı.

Ela sınıfa girince öğretmeni Neşe Hanım onu gülümseyerek karşıladı. Sınıfta yuvarlak masalar, yumuşak minderler ve duvarda asılı büyük bir resim vardı. Resimde güneş, ağaçlar, kuşlar ve el ele tutuşan çocuklar bulunuyordu.

“Bugün hep birlikte güzel bir sürpriz hazırlayacağız,” dedi Neşe Hanım. “Ama önce sınıfımızın yeni misafirini tanıyalım.”

Kapının yanında duran küçük, turuncu bir kaplumbağa başını uzattı. Çocuklar şaşkınlıkla ona baktı. Kaplumbağanın kabuğunda minicik mavi noktalar vardı.

“Onun adı Tofi,” dedi öğretmen. “Bahçede tek başına dolaşıyordu. Biraz dinlenmesi için onu sınıfımıza aldık.”

Ela hemen Tofi’nin yanına oturdu. “Merhaba Tofi. İstersen sana sınıfımızı gösterebilirim,” dedi.

Tofi yavaşça ilerledi. Önce kitap köşesine baktı. Sonra blokların olduğu rafa gitti. En sonunda pencerenin önündeki küçük masada duran tahta kutunun yanında durdu.

Neşe Hanım kutuyu eline aldı. Kutunun kapağında üç yuvarlak delik vardı.

“Bu kutu, okulun eski oyun odasında bulunmuş,” dedi. “İçinde sınıfımıza ait bir sürpriz varmış. Fakat kapağı açmak için üç küçük görev yapmamız gerekiyor.”

Çocuklar heyecanlandı. İlk görev, sınıftaki renkleri bulmaktı. Neşe Hanım kırmızı bir kalem, yeşil bir yaprak ve mavi bir top istedi.

Ela kırmızı kalemi buldu. Arda yeşil yaprağı getirdi. Mina da mavi topu bulup masaya koydu. Üç renk yan yana gelince kutunun ilk deliğinde küçük bir ışık parladı.

“Birinci görev tamamlandı!” dedi Neşe Hanım.

İkinci görev, herkesin bir arkadaşına güzel bir söz söylemesiydi. Ela, “Mina’nın gülüşü çok neşeli,” dedi. Mina, “Arda oyuncakları düzenlemeyi çok iyi biliyor,” diye karşılık verdi. Arda ise Tofi’ye bakıp, “Sen çok sabırlı bir kaplumbağasın,” dedi.

Tofi başını sevinçle salladı. Kutunun ikinci deliğinde de yumuşacık bir ışık belirdi.

Üçüncü görev biraz farklıydı. Öğretmen, çocukların birlikte bir kule yapmasını istedi. Kutudaki tahta parçalar masaya dağıtıldı. Her çocuk bir parça seçti. Kimisi büyük parçayı alta koydu, kimisi küçük parçayı üste yerleştirdi.

Bir süre sonra kule yana doğru eğildi. Ela hemen, “Benim parçam en alta geçsin,” dedi. Arda da kendi parçasını uzattı. Mina kulenin yanına iki küçük blok koydu. Tofi ise yavaşça gelip burnuyla en son parçaya dokundu. Parça tam yerine oturdu ve kule dimdik durdu.

Çocuklar alkışladı. Kutunun üçüncü deliği parladı. Ardından kapak, “çıt” diye açıldı.

Kutunun içinden üç küçük kese çıktı. Birinde renkli çıkartmalar, birinde minik kurdeleler, diğerinde ise yuvarlak kartlar vardı. Kartların üzerinde “Teşekkür ederim”, “Sıra sende” ve “Birlikte yapalım” yazıyordu.

Neşe Hanım kartları çocuklara dağıttı. “Bu sürpriz, sınıfımızın güzel söz kutusu olacak,” dedi. “Her gün bir arkadaşımız için teşekkür kartı seçebiliriz. Böylece sınıfımızın içi iyilikle dolup taşar.”

Ela, Tofi için bir kart seçti. Kartta “Birlikte yapalım” yazıyordu. Sonra Tofi’ye küçük bir havuç resmi çizdi ve kartı kutuya bıraktı.

Öğle vakti geldiğinde çocuklar bahçeye çıktı. Tofi de onlar için hazırlanan yaprakların arasındaki küçük alanda dinlendi. Ela arkadaşlarına baktı. Kırmızı kalem, yeşil yaprak, mavi top ve rengârenk kule hâlâ masanın üzerindeydi.

O gün Ela şunu öğrendi: Birlikte aranan bir renk, paylaşılan güzel bir söz ve el ele yapılan küçük bir kule, kocaman bir mutluluğa dönüşebilirdi. Gökkuşağı Sınıfı’nda her sabah yeni bir oyun başlayacak, her çocuk bu oyuna kendi neşesinden bir parça katacaktı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu