Dinozor Masalları

Kuyruğundaki Nota ile Vadinin Ritmini Bulan Dinozor

Uzak çağlarda, güneşin kayalara bal rengi ışıklar serptiği Yemyeşilova’da birbirinden sevimli dinozorlar yaşardı. Bu vadide her sabah kuşların cıvıltısı, yaprakların hışırtısı ve dereden gelen şıpırtı birbirine karışır, ortaya neşeli bir doğa şarkısı çıkardı. Vadinin en meraklı sakini ise uzun boyunlu, genç bir Diplodokus olan Lumo’ydu.

Lumo’nun kuyruğunun ucunda küçük, parlak bir pul vardı. Bu pul, Lumo neşeyle yürüdüğünde hafifçe titreşir ve tatlı bir nota çıkarırdı. Lumo, arkadaşlarıyla oynarken kuyruğunu sağa sola sallamayı çok severdi. Fakat bir sabah vadide tuhaf bir sessizlik vardı. Kuşlar susmuş, dere yavaşlamış, yapraklar bile kıpırdamayı unutmuş gibiydi.

Yemyeşilova’nın ritmi kaybolmuştu.

Lumo, yaşlı Trisera Tonton’un yanına koştu. Tonton, geniş boynuzlarını gökyüzüne kaldırıp çevreyi dinledi. Sonra ağır ağır başını salladı. Ona göre vadinin ritmi, tepelerin ardındaki yankı mağarasına saklanmış olabilirdi. Ancak mağaranın kapısını açmak için üç ayrı sesin uyum içinde birleşmesi gerekiyordu: suyun sesi, rüzgârın sesi ve dostça atılan bir kahkaha.

Lumo hemen yola çıkmaya karar verdi. Yanına kanatlarını dikkatle çırpan küçük Pterodaktil Vira’yı, taşları yuvarlayarak ritim tutmayı seven Ankilozor Kavi’yi ve her şeye neşeli bir çözüm bulan Stegozor Bibi’yi aldı.

Üç Sesin Peşinde

İlk olarak Şırıltı Deresi’ne vardılar. Fakat dere, önüne düşen kuru dallar yüzünden güçlükle akıyordu. Kavi, kuyruğundaki sert çıkıntılarla dalları kırmak istedi ama dallar birbirine öyle sıkı dolanmıştı ki ne kadar uğraşsa da başaramadı. Bibi, acele etmek yerine arkadaşlarından yardım istedi. Lumo dalları boynuyla kaldırdı, Vira yukarıdan hangi dalın çıkarılması gerektiğini gösterdi, Kavi de kalanları dikkatle kenara itti.

Su yeniden akmaya başlayınca dere, taşlara çarparak pırıl pırıl bir ses çıkardı. Lumo o sesi dinledi ve hiç konuşmadan gülümsedi. İlk seslerini bulmuşlardı.

Sonra Rüzgâr Sırtı’na tırmandılar. Tepede rüzgâr güçlü esiyor, fakat kayaların arasından geçerken ıslık yerine gürültülü bir uğultu çıkarıyordu. Vira, rüzgârın yolunu kapatan dev yaprakları fark etti. Dördü birlikte yaprakları topladı ve onları vadinin kenarındaki çıplak toprağın üzerine serdi. Yapraklar uçuşurken rüzgâr aralarından geçti, incecik ve tatlı bir melodiye dönüştü.

İkinci ses de bulunmuştu. Geriye yalnızca dostça bir kahkaha kalıyordu.

Yankı Mağarasının Sırrı

Yankı Mağarası’nın kapısına geldiklerinde içeriden derin bir sessizlik yükseliyordu. Lumo arkadaşlarına fıkra anlatmayı denedi, fakat heyecanlandığı için kelimeleri karıştırdı. Vira komik bir takla attı ama kanadı bir çalılığa takıldı. Kavi taşlarla şekiller yapmaya çalışırken küçük bir taşı yanlışlıkla ayağının üzerine düşürdü. Bibi ise bütün bu telaşı görünce öyle içten güldü ki kahkahası mağaranın duvarlarında çoğaldı.

Önce herkes Bibi’ye baktı, sonra Lumo’nun kuyruğundaki pul titredi. Vira gülmeye başladı, Kavi’nin yüzü neşeyle aydınlandı ve Lumo da kendi karışık fıkrasını yeniden anlatınca hep birlikte kahkahaya boğuldular. Mağaranın kapısı, üç farklı sesin uyumuyla yavaşça açıldı.

İçeride parlayan bir taş duruyordu. Taşın üzerinde vadinin eski ritmi ışık gibi dönüyordu. Lumo ona dokunmak istedi, ancak Tonton’un sözlerini hatırladı: Ritmi bulmak kadar onu paylaşmak da önemliydi. Bu yüzden arkadaşlarıyla birlikte suyun şıpırtısını, rüzgârın melodisini ve kahkahalarını aynı anda dinlediler.

Parlayan ritim mağaradan çıktı, tepelerin üzerinden süzülerek Yemyeşilova’ya yayıldı. Dere daha canlı aktı, yapraklar dans etti, kuşlar yeniden ötmeye başladı. Lumo’nun kuyruğundaki nota da doğanın şarkısına karıştı.

O günden sonra vadide her ayın ilk sabahı Dinleme Şenliği düzenlendi. Dinozorlar, en güzel sesin tek başına çıkarılan değil, birbirine kulak veren dostların birlikte oluşturduğu ses olduğunu öğrendi. Lumo ise kuyruğunu sallarken artık yalnızca kendi notasını değil, bütün vadinin neşesini taşıdığını biliyordu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu