Okul Öncesi Hikayeler

Mavi Çoraplı Minik Kirpinin Sürpriz Bahçesi

Kasabanın en neşeli yerinde, pencereleri güneş alan küçük bir okul vardı. Bu okulda çocuklar resim yapar, şarkı söyler, oyun oynar ve her gün yeni bir şey öğrenirdi. Okulun bahçesinde ise kullanılmayan, yuvarlak bir toprak köşesi bulunurdu. Bu köşe bazen kuru yapraklarla dolar, bazen de yağmurdan sonra küçük bir su birikintisine dönüşürdü.

Bir sabah bahçeye gelen minik kirpi Pıtırcık, mavi çoraplarını düzeltip bu köşeye dikkatle baktı. Pıtırcık, okulun neşeli yardımcısıydı. Çocuklar bahçeye çıktığında onlara el sallar, düşen oyuncakları yerine koyar ve çiçeklerin susuz kalmamasına yardım ederdi.

“Burada güzel bir şey olabilir,” dedi Pıtırcık. “Belki herkesin gülümseyeceği bir yer!”

Öğretmenleri Sevgi Hanım, çocukları bahçede topladı. Pıtırcık düşüncesini anlattı. Çocuklar hemen ellerini kaldırdı. Biri kelebekler için çiçek yetiştirmek istedi. Biri küçük taşlarla bir yol yapmak istedi. Bir başkası da oturup kitap okuyabilecekleri bir köşe hayal etti.

Sevgi Hanım gülümsedi. “Harika fikirleriniz var. Hep birlikte çalışırsanız bu boş köşe sıcacık bir bahçeye dönüşebilir,” dedi.

Bahçenin İlk Günü

Çocuklar evlerinden kullanabilecekleri güzel şeyler getirdi. Deniz, eski bir tahta kutu getirdi. Kutunun üstünde küçük bir güneş resmi vardı. Mina, renkli düğmelerle süslenmiş bir kâse getirdi. Can, yumuşak bir minder taşıdı. Pıtırcık ise cebinden üç küçük tohum çıkardı.

“Bunlar ne tohumu?” diye sordu Mina.

“Bilmiyorum,” dedi Pıtırcık. “Ama onları bulduğum günden beri içimde tatlı bir merak var.”

Çocuklar toprağı küçük küreklerle gevşetti. Kimi minik taşları ayırdı, kimi kuru yaprakları topladı. Sonra tohumlar toprağa bırakıldı. Herkes sırayla biraz su döktü. Fakat su kabı ağırlaşınca çocuklar birbirine bakıp durdu.

“Ben tek başıma taşıyamam,” dedi Can.

“O zaman birlikte taşıyalım,” dedi Pıtırcık.

İki çocuk kabın bir yanından, iki çocuk da öbür yanından tuttu. Pıtırcık önden yürüdü ve “Bir, iki, bir, iki!” diye neşeli bir tempo tuttu. Su, tohumların üstüne dökülünce toprak mis gibi koktu.

Küçük Bir Karışıklık

Ertesi gün bahçeye geldiklerinde çocuklar şaşırdı. Tahta kutunun içindeki renkli ipler birbirine karışmıştı. Minderin üstünde de üç elma yaprağı duruyordu. Mina biraz üzüldü.

“Bahçemiz dağılmış,” dedi.

Pıtırcık hemen onun yanına oturdu. “Dağılmak, her şeyin bittiği anlamına gelmez. Bazen yeniden düzenlemek için güzel bir fırsattır,” dedi.

Çocuklar yeniden işe koyuldu. İpleri renklerine göre ayırdılar. Kuru yaprakları küçük bir yığına topladılar. Sonra tahta kutunun kenarına “Paylaşım Kutusu” yazdılar. Herkes evinden getirdiği, artık kullanmadığı ama başkasını sevindirebilecek küçük eşyaları buraya bırakacaktı.

O gün kutuya bir tahta kalem, iki kumaş parçası, bir kurdele ve minik bir oyuncak kuş kondu. Her eşyanın yeni bir arkadaşı oldu.

Tohumların Sürprizi

Günler geçti. Çocuklar her sabah topraklarını kontrol etti. Kimi zaman güneş açtı, kimi zaman ince bir yağmur yağdı. Bir sabah Pıtırcık toprağın içinden minicik yeşil başların çıktığını gördü. Çocuklar sevinçle alkışladı.

Bir hafta sonra üç tohumdan üç farklı çiçek büyüdü. Biri sarı, biri pembe, biri de bembeyazdı. Çiçeklerin kokusuna arılar geldi. Renkli kanatlarıyla kelebekler uçuştu. Kuşlar, tahta kutunun üstüne konup kısa şarkılar söyledi.

Bahçenin ortasına yumuşak minder yerleştirildi. Çocuklar burada kitap okudu, birbirlerine güzel sözler söyledi ve paylaşım kutusundaki eşyalarla yeni oyunlar kurdu. Pıtırcık da mavi çoraplarını çıkarıp minderin üzerine uzandı.

Sevgi Hanım, “Bu bahçeyi kim yaptı?” diye sordu.

Çocuklar hep bir ağızdan, “Hepimiz!” diye cevap verdi.

Pıtırcık, çiçeklere bakarak başını salladı. Boş görünen küçük köşe artık kahkahalarla doluydu. O günden sonra okulun bahçesinde herkes şunu öğrendi: Birlikte yapılan küçücük bir iyilik, kocaman bir mutluluğa dönüşebilirdi.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu