Eğlenceli ve Eğitici Hikayeleri Oku

Kavanoz Kapağındaki Renkli Bilmece

Bir sabah Mina, mutfakta reçel kavanozlarını dizerken rafın arkasında parıldayan yuvarlak bir kapak buldu. Kapak, üzerinde kırmızı, sarı, mavi ve yeşil benekler bulunan küçük bir haritaya benziyordu. Kenarında da şu cümle yazılıydı: Renklerin sırrını bilen, neşenin kapısını bulur.

Mina hemen kapağı cebine koyup arkadaşı Pera’nın dükkânına koştu. Pera, tahta oyuncaklar yapan meraklı bir çocuktu. Yanlarında her şeyi saymayı seven Tufan da vardı. Üçü, kapağı masanın üzerine bıraktı. Tufan benekleri saydı: Dört kırmızı, üç sarı, beş mavi ve iki yeşil.

“Belki en çok olan rengin peşinden gitmeliyiz,” dedi Tufan.

Pera başını salladı. “Belki de renklerin sırasını anlamamız gerekiyor. Bir bilmeceyi hemen tahmin etmek yerine ipuçlarını inceleyelim.”

Önce mavi benekleri izlediler. Benekler, dükkânın arkasındaki çınar ağacına kadar uzanan minicik oklar oluşturuyordu. Ağacın dibinde mavi bir kurdele buldular. Kurdelede, Beş adım doğuya, üç adım güneye yazıyordu.

Çocuklar güneşi yüzlerine alıp yönleri bulmaya çalıştı. Pera, güneşin sabahları doğu tarafında göründüğünü hatırladı. Beş adım doğuya, üç adım güneye gittiklerinde eski bir bankın altında sarı bir kutu buldular. Kutunun içinde dört tahta çubuk ve bir not vardı.

Notta, “Çubuklarla bir kare yap. Karenin her kenarı iki çubuk uzunluğunda olsun,” yazıyordu.

Tufan çubukları hemen yere dizdi, fakat bir tanesi dışarıda kaldı. Pera, kare yapmak için dört kenarın eşit olması gerektiğini söyledi. Mina da çubukları ikişer ikişer yan yana koydu. Böylece küçük, düzgün bir kare oluştu. Kutunun kapağının içinden yeşil bir ok çıktı.

Yeşil ok, onları mahallenin bostanına götürdü. Bostanda yaşlı bahçıvan Naciye Teyze, fasulyeleri sırıklara bağlıyordu. Çocuklar olanları anlatınca gülümsedi.

“Renkler yalnızca güzel görünmez,” dedi Naciye Teyze. “Doğada da bize bilgi verirler. Yeşil yaprak, bitkinin canlı olduğunu gösterir. Sarı bir yaprak ise bazen suya, bazen de mevsimin değiştiğine işaret eder. Ama tek bir renge bakarak kesin karar vermemek gerekir; yaprağın dokusunu ve toprağın nemini de kontrol ederiz.”

Sonra çocuklara dört farklı yaprak verdi. Mina, yaprakların renklerini karşılaştırdı. Pera damarlarını inceledi. Tufan ise yaprakların uzunluklarını ölçmek için ip kullandı. En uzun yaprağın sarı değil, koyu yeşil olan yaprak olduğunu fark ettiler.

Naciye Teyze, “Şimdi son ipucunu bulabilirsiniz,” diyerek bostanın köşesindeki yağmur variline işaret etti. Varilin üzerinde dört kapak vardı: kırmızı, sarı, mavi ve yeşil. Kavanoz kapağındaki benek sayılarıyla aynı sırayı bulmaları gerekiyordu.

Çocuklar sayıları yeniden kontrol etti. Dört kırmızı, üç sarı, beş mavi, iki yeşil. Kapakları bu sırayla çevirdiklerinde varilin yanındaki küçük bölme açıldı. İçinden renkli tebeşirler ve bir karton çıktı.

Kartonda son cümle yazılıydı: Neşenin kapısı, tek başına değil, birlikte düşününce açılır.

Üç arkadaş gülerek meydana döndü. Tebeşirlerle yere büyük bir oyun yolu çizdiler. Kırmızı karelerde dört kez alkışlıyor, sarı karelerde üç soru soruyor, mavi karelerde beş adım ilerliyor, yeşil karelerde ise iki arkadaşına yardım ediyorlardı. Oyuna katılan herkes hem hareket ediyor hem de sayıları, yönleri ve renkleri öğreniyordu.

Akşamüstü Mina kavanoz kapağını yeniden rafa koydu. Artık kapak sıradan bir eşya değildi. Ona merak etmeyi, dikkatle incelemeyi ve arkadaşlarının fikirlerini dinlemeyi hatırlatıyordu. O günden sonra mahallede her çarşamba yeni bir bilmece kuruldu; cevaplar ise kahkahalar, sorular ve birlikte öğrenilen küçük bilgilerle bulundu.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu