Ejderha Masalları

Gökyüzüne Renk Veren Minik Ejderha

Bulutların pamuktan adalara benzediği, rüzgârın uçurtmalarla konuştuğu yüksek tepelerin ardında Gökpırıltı Vadisi uzanırdı. Bu vadide ejderhalar, her sabah gökyüzüne küçük bir renk üflerdi. Kırmızı gün doğumuna, sarı güneş ışığına, mor akşam bulutlarına karışırdı. Böylece gökyüzü, kocaman bir resim gibi her gün yeniden güzelleşirdi.

Vadide yaşayan minik ejderhanın adı Pırpır’dı. Pırpır’ın yaşıtları ateş püskürttüğünde havada parlak kıvılcımlar dans ederdi. O ise ne zaman derin bir nefes alsa yalnızca ılık, gümüş renkli bir buğu çıkarabiliyordu. Arkadaşları onun bu farklılığını komik buluyor, Pırpır da bazen kanatlarını yere indirip sessizce uzaklaşıyordu.

Solan Sabah

Bir sabah ejderhalar renk üflemek için tepeye çıktıklarında tuhaf bir şey oldu. Kırmızı, sarı, mavi ve mor ışıklar gökyüzüne yükselmek yerine küçük damlalara dönüşüp çimenlerin üzerine düştü. Güneş doğmuştu ama dünya gri bir örtünün altında kalmış gibiydi. Kuşlar hangi yöne uçacaklarını şaşırıyor, çiçekler de hangi renkte açacaklarını bilemiyordu.

Vadinin yaşlı bilgesi Çınarboynuz, uzun sakalını okşayarak, “Renk Çanı’nın sesi kaybolmuş,” dedi. “Çanın sesi olmadan gökyüzündeki renkler yollarını bulamaz. Onu Yankı Mağarası’nda aramalıyız.”

Büyük ejderhalar mağaraya gitmek için hazırlanmaya başladılar. Ancak mağaranın girişinde yalnızca küçük kanatların geçebileceği dar bir aralık vardı. Pırpır, gümüş buğusunu içine çekip bir adım öne çıktı.

“Ben geçebilirim,” dedi çekinerek. “Belki farklı ateşim bir işe yarar.”

Çınarboynuz gülümsedi. “Her yetenek, doğru zamanda parlayan bir yıldızdır. Seninkinin zamanını henüz görmedik.”

Yankı Mağarası

Pırpır, mağaranın içine girdiğinde duvarlarda binlerce küçük ışık gördü. Her ışık, vadide söylenmiş güzel bir sözün yankısıydı. “Teşekkür ederim,” diyen bir çocuğun sesi altın renkte parlıyor, “Seni dinliyorum,” diyen bir annenin sesi mavi bir damla gibi süzülüyordu.

Mağaranın derinliklerinden ince bir çınlama geldi. Pırpır sesi izleyerek yuvarlak bir salona ulaştı. Salonun ortasında Renk Çanı duruyordu. Çanın çevresine gölgeli sarmaşıklar dolanmış, onu sımsıkı sarmıştı. Sarmaşıklar kötü değildi; yalnızca uzun zamandır kimsenin onlara güzel bir söz söylememesinden dolayı küsmüşlerdi.

Pırpır önce “Bırakın çanı!” diye bağırdı. Sarmaşıklar daha da sıkılaştı. Sonra onların yapraklarına dikkatle baktı. Yaprakların kenarları kurumuş, küçük tomurcukları başlarını eğmişti.

“Siz de yorulmuşsunuz,” dedi yumuşakça. “Çanı korumaya çalışırken kendinizi unutmuşsunuz. Yine de buraya kadar dayanmanız çok cesurca.”

Bu sözlerle mağarada sıcak bir esinti dolaştı. Sarmaşıkların tomurcukları açıldı. Yeşil yapraklar gevşeyerek Renk Çanı’ndan ayrıldı, fakat çan hâlâ sessizdi. Pırpır ipini kaldırıp hafifçe dokundu. Çan yalnızca titredi; sesi çıkmadı.

Gümüş Ateşin Sırrı

Pırpır üzüldü. Tam o sırada tavandan düşen bir damla, onun gümüş buğusuna karıştı. Buğu bir anda ince, parlak bir şeride dönüştü. Şerit çanın çevresinde dolanarak içindeki çatlağa girdi. Çan, önce fısıltı gibi, sonra vadinin bütün tepelerini titreten berrak bir sesle çalmaya başladı.

Meğer Renk Çanı’nın sesini geri getirecek şey güçlü bir ateş değil, sakin ve iyileştirici bir sıcaklıkmış. Pırpır’ın farklı görünen yeteneği, tam da ihtiyaç duyulan şeydi.

Ejderha yavrusu çanı dikkatle taşıyarak vadinin tepesine döndü. Çan bir kez daha çaldı. Gri gökyüzünde önce gümüş bir çizgi belirdi. Ardından kırmızı, turuncu, sarı, yeşil ve mor renkler bu çizginin peşinden yükseldi. Bulutlar yeniden pamuk adalara, güneş de altın bir lambaya dönüştü.

O günden sonra Gökpırıltı Vadisi’nde her ejderha, kendi ateşinin rengini keşfetmeye başladı. Pırpır ise gökyüzünün kenarına gümüş ışıklar ekledi. Bu ışıklar, farklı olmanın saklanacak bir şey değil, dünyayı güzelleştiren özel bir armağan olduğunu herkese hatırlatıyordu.

Çınarboynuz ona küçük bir çan hediye etti. Pırpır her çaldığında vadideki herkes birbirine güzel bir söz söylerdi. Böylece gökyüzünün renkleri yalnızca ateşten değil, iyilikten de beslenmeye başladı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu