Tavşan Masalları

Çıngıraklı Patikadaki Büyük Koşu

Çalılıkların arasında, sabah güneşiyle parlayan geniş bir çayır vardı. Bu çayırda Misket adında meraklı, çevik ve yerinde duramayan bir tavşan yaşardı. Misket’in kulakları rüzgârı herkesten önce duyar, burnu en uzaktaki havuç kokusunu bile yakalardı. Fakat onun en büyük özelliği, karşısına çıkan her yolu bir yarış pistine çevirmesiydi.

Bir sabah ormanın yaşlı kaplumbağası Tospik, çınar ağacının altına renkli bir duyuru astı. O gün, her yıl düzenlenen Bahar Çanı Koşusu yapılacaktı. Yarışı kazanan, köy meydanındaki büyük çanı çalacak ve bütün orman baharın gelişini birlikte kutlayacaktı.

Misket duyuruyu okur okumaz gözleri parladı. Çanı çalmak için en hızlı tavşanın kendisi olduğuna inanıyordu. Hemen kulübesine koştu, en parlak kırmızı yeleğini giydi ve kapısına küçük bir not bıraktı: Bugün herkesten hızlı olacağım.

Koşu, üç ayrı patikadan oluşuyordu. İlk patika, çiçeklerle kaplı açık bir yoldan geçiyordu. İkinci patikada devrilmiş kütükler ve küçük su birikintileri vardı. Son bölüm ise çınar tepesine kadar uzanan kıvrımlı, taşlı bir yokuştu. Tospik, yarış başlamadan önce herkese önemli bir öğüt verdi:

— Hızlı olmak güzeldir, ama yolu ve yanınızdaki dostları unutmadan ilerlemek daha güzeldir.

Misket başını salladı, fakat öğüdün son kısmını pek düşünmedi. Çan sesi duyulur duyulmaz öne fırladı. Kırmızı yeleği rüzgârda dalgalanıyor, ayakları çimenlere neredeyse değmiyordu. Arkasında sincap Fındık, kirpi Diken ve ördek Vakvak kalmıştı.

Bir süre sonra Misket, yarışın ikinci bölümüne ulaştı. Kütüklerin üzerinden sıçrarken çok eğleniyordu. Tam geniş bir su birikintisinin üstünden atlayacağı sırada ayağı kaydı ve çamura yuvarlandı. Yeleği kahverengiye bulandı, bir kulağına da yaprak yapıştı. Yine de durmadı. Çamurlu patikada ilerlerken önünde ince bir dalın arasına sıkışmış Fındık’ı gördü.

— Misket, yardım eder misin? Dikenler kuyruğuma takıldı, diye seslendi sincap.

Misket bir an durdu. Çınar tepesine ilk varma düşüncesi aklında dönüp duruyordu. Sonra Tospik’in sözlerini hatırladı. Geri döndü, dalı dikkatle iki yana açtı ve Fındık’ın kurtulmasına yardım etti.

— Teşekkür ederim, dedi Fındık. Şimdi birlikte gidelim.

Misket kabul etti, ancak kısa süre sonra ileride Vakvak’ın üzgünce kanat çırptığını gördüler. Ördek, patikanın üzerine düşen uzun sarmaşıkların arasında kalmıştı. Fındık keskin dişleriyle sarmaşıkları kemirmeye başladı. Misket de küçük dalları kulaklarıyla iterek Vakvak’a yol açtı. Üçü yeniden koşmaya koyuldu.

Taşlı Yokuşun Sırrı

Son patikaya vardıklarında yokuş düşündüklerinden daha dik çıktı. Misket öne geçmek için bütün gücüyle sıçradı, fakat taşlardan biri yerinden oynadı. Tavşan dengesini kaybedip yumuşak yosunların üzerine düştü. Canı acımamıştı ama önündeki yol, onun tek başına aşamayacağı kadar kaygandı.

Fındık yerdeki sağlam dalları topladı. Vakvak, geniş kanatlarıyla gevşek yaprakları kenara savurdu. Misket ise taşların arasındaki en güvenli adımları buldu. Üç arkadaş, birbirlerine seslenerek ağır ağır yukarı çıktılar.

Tepenin son virajında onları başka bir sürpriz bekliyordu. Büyük Bahar Çanı’nın ipi kopmuş, çan da yerdeki çiçeklerin arasına devrilmişti. Tospik ve diğer hayvanlar yetişememiş, ne yapacaklarını düşünüyordu. Misket hemen çanın yanına koştu.

— Bu kez yalnızca hızlı olmak yetmez, dedi. Hep birlikte kaldırmalıyız.

Kirpi Diken sivri dikenleriyle ipi düğümledi. Fındık yakındaki genç ağaçtan sağlam bir dal getirdi. Vakvak kanatlarıyla çanın altındaki yaprakları temizledi. Misket, bütün gücüyle dalı kaldıraç gibi kullanıp çanı doğrulttu. Tospik de ipi ağacın gövdesine bağladı. Sonunda çan yeniden yerine asıldı.

Misket ipi çektiğinde ormanda berrak bir ses yankılandı. Ses, çayırların üzerinden geçip derelere, tepelerin ardındaki yuvalara kadar ulaştı. Hayvanlar sevinçle alkışladı. Tospik, Misket’e altın renkli küçük bir kurdele uzattı.

— Yarışı ilk bitiren sen olmadın, dedi. Fakat bahar çanını hep birlikte yeniden çaldıran ekibin öncüsü oldun.

Misket kırmızı yeleğine baktı. Çamur lekelerini artık kusur olarak görmüyordu. Her leke, bir dosta uzanan yardımın iziydi. O günden sonra ormanda bir yarış düzenlendiğinde Misket hızını saklamadı, ama geride kalanlara bakmayı da hiç unutmadı.

Bahar şenliği akşamına kadar sürdü. Çayın kenarında şarkılar söylendi, havuçlu çörekler paylaşıldı. Misket ise çınarın altında oturup arkadaşlarıyla yeni patikalar planladı. Çünkü en güzel yolun, insanı tek başına birinciliğe değil, dostlarıyla birlikte güzel bir sona götüren yol olduğunu öğrenmişti.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu