Bebek Masalları ve Hikayeleri Oku

Ninni Bahçesinin Kaybolan Tıkırtısı

Minik Lila, akşamları uyumadan önce penceresinin önündeki ninni bahçesini dinlemeyi çok severdi. Bu bahçede çiçekler rüzgârla hafifçe sallanır, yapraklar birbirine usulca dokunur, yuvarlak taşlar da ay ışığı değince tatlı tatlı tıkırdardı. Lila gözlerini kapatır, bu küçük sesleri dinlerken battaniyesinin altında huzurla kıvrılırdı.

Bir akşam gökyüzü pembe, turuncu ve mor renklere büründüğünde Lila yine penceresine yaklaştı. Bahçedeki her şey yerli yerindeydi. Beyaz papatyalar başlarını eğmiş, küçük kelebekler kanatlarını dinlendirmişti. Fakat alıştığı o yumuşak tıkırtı duyulmuyordu.

Lila kulaklarını dikkatle açtı. Önce sağ tarafa baktı, sonra sol tarafa. Hiçbir ses yoktu. Sadece uzaklardan gelen bir su şırıltısı ve bir ağacın yapraklarında dolaşan hafif esinti duyuluyordu.

“Acaba tıkırtı nereye gitti?” diye fısıldadı.

Yanına en sevdiği sarı hırkasını aldı ve bahçeye çıktı. Çimenlerin üzerinde minik adımlarla yürürken karşısına tombul bir kirpi çıktı. Kirpinin sırtında üç tane meşe yaprağı vardı.

“Tıkırtıyı sen mi gördün?” diye sordu Lila.

Kirpi başını salladı. “Görmedim ama dün gece sesin en çok eski değirmenin yanından geldiğini duydum,” dedi.

Lila teşekkür edip değirmene doğru ilerledi. Yolda, uyuklayan bir salyangozla karşılaştı. Salyangozun kabuğunda minik bir çan resmi vardı.

“Belki tıkırtı çanın yanına gitmiştir,” dedi salyangoz. “Ama acele etme. Bazı sesler, onları dinleyene kadar kendini göstermez.”

Lila bu sözleri aklında tuttu. Bir süre hiç konuşmadan yürüdü. Çimenlerin hışırtısını, kendi nefesini ve uzakta kanat çırpan gece kuşunu dinledi. O zaman, ninni bahçesinde daha önce fark etmediği pek çok ses olduğunu anladı.

Değirmenin yanına vardığında yuvarlak taşların arasında minicik, gümüş renkli bir düğme gördü. Düğmenin üzerinde ay biçiminde bir çizgi vardı. Lila düğmeyi eline alınca çok hafif bir “tık” sesi duyuldu. Sonra ses hemen sustu.

“Demek buradasın!” diye sevindi Lila.

Fakat düğme tek başına güzel bir ninni oluşturmuyordu. Lila onu taşların üzerine koydu, yaprakların arasına bıraktı, hatta değirmenin kapısına astı. Her seferinde yalnızca bir kez tık sesi geldi.

Tam o sırada kirpi, salyangoz ve bahçedeki diğer küçük dostlar yanına ulaştı. Her biri düğmeye farklı bir yerden dokundu. Birlikte denediklerinde düğme yine suskun kaldı.

Lila salyangozun sözlerini hatırladı. “Belki de onu dinlemeyi bilmiyoruz,” dedi.

Herkes sessizce yere oturdu. Kirpi gözlerini kapattı. Salyangoz başını kabuğundan çıkardı. Lila da ellerini dizlerinin üzerine koydu. Önce hiçbir şey olmadı. Sonra ay ışığı düğmenin üzerine düştü.

Tık.

Bu kez sesin ardından taşlar birbirine usulca dokundu. Yapraklar hafifçe kıpırdadı. Değirmenin kanatları yavaşça döndü. Çiçekler başlarını kaldırdı. Bahçenin her köşesinden farklı ama uyumlu sesler yükselmeye başladı.

Tık, şıkır, fısır, pıtırtı…

Lila, kaybolan tıkırtının aslında hiçbir yere gitmediğini anladı. Bahçe, herkes aynı anda konuşunca değil, herkes birbirini dinleyince şarkı söylüyordu.

O gece Lila küçük gümüş düğmeyi bahçenin ortasına bıraktı. Her akşam bir dostu düğmeye dokunuyor, diğerleri de sessizce bekliyordu. Böylece ninni bahçesi, her gece yeni bir ezgi öğrenmeye başladı.

Lila yatağına döndüğünde annesi battaniyesini omuzlarına çekti. Pencereden gelen yumuşak sesler odasını doldurdu. Minik kız gülümsedi ve gözlerini kapattı. Uykuya dalarken son duyduğu şey, ay ışığının altında usulca söylenen tatlı bir tıkırtıydı.

Dinleyen Kulakların Ninnisi

O günden sonra mahalledeki herkes, güzel bir ses çıkarmanın en iyi yolunun önce başkalarının sesini dinlemek olduğunu öğrendi. Lila ise her uyku öncesinde, kalbinde küçük bir bahçe taşıdı. Bu yüzden bebek masalları ve hikayeleri oku diyen herkes, onun sakin gecelerinden bir parça bulabilirdi.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu