3. Sınıf Hikayeleri

Kum Saatinin İçindeki Küçük Öğretmen

Deniz, kasabanın tepesindeki eski okulda üçüncü sınıfa gidiyordu. En sevdiği yer, sınıfın arkasındaki küçük kitaplıktı. Raflarda masallar, doğa kitapları ve geçmiş yıllardan kalma defterler dururdu. Deniz, teneffüslerde arkadaşları bahçede koşarken çoğu zaman kitaplığın önünde oturup sayfaları karıştırırdı.

Bir pazartesi sabahı öğretmenleri Feride Hanım, sınıfa kapaksız, yuvarlak bir kutu getirdi. Kutunun içinden pirinç renkli, iki bölmeli bir kum saati çıktı. Kumlar yukarıdan aşağıya ağır ağır süzülüyordu.

“Bu saat, okulun eski deposunda bulundu,” dedi Feride Hanım. “Fakat ilginç olan, yalnızca sessizce bekleyen birinin yanında çalışması.”

Öğrenciler merakla kum saatinin çevresine toplandı. Kimi hemen eline almak istedi, kimi nasıl çalıştığını tahmin etti. Deniz ise arkadaşlarının sözünü kesmeden hepsini dinledi. Sıra ona geldiğinde kum saatini iki avucunun arasına aldı. Kumlar birden parladı ve camın içinden incecik bir ses yükseldi:

“Bir şeyi değiştirmek için önce onu gerçekten dinle.”

Herkes şaşkınlıkla birbirine baktı. Feride Hanım, duyduğu sesi yalnızca Deniz’in işittiğini fark etti. O günden sonra kum saati sınıfın ortasındaki masaya kondu. Öğretmen, sınıfta anlaşmazlık çıktığında saati çevirip konuşmak isteyen öğrencinin yanına bırakmaya başladı. Kumlar akarken o öğrenci düşüncesini anlatıyor, diğerleri sözünü kesmeden dinliyordu.

İlk denemede pek başarılı olamadılar. Aras, yaptığı resmin yanlışlıkla yırtıldığını söylemek isterken Mert hemen kendini savundu. İkisi de aynı anda konuşunca kumlar durdu. Deniz, “Belki saat, cümleler tamamlanmadan çalışmıyordur,” dedi.

Aras derin bir nefes aldı. Resmi Mert’in değil, çantasındaki sivri cetvelin yırttığını anlattı. Mert de resmi alırken dikkat etmediği için özür diledi. Kumlar yeniden akmaya başladı. Böylece çocuklar saatin yalnızca sessizliği değil, dürüstlüğü de sevdiğini anladı.

Günler geçtikçe sınıfta küçük bir değişim başladı. Zeynep, oyun sırasında dışarıda kaldığını söyleyebildi. Mert, yüksek seslerden rahatsız olduğunu açıkladı. Aras ise fikirleri hemen beğenilmediğinde üzülse de arkadaşlarının düşüncelerini dinlemeyi öğrendi. Her konuşmanın sonunda kumlar ışıldıyor, sınıf sanki biraz daha aydınlanıyordu.

Bir cuma günü okulun bahçesinde büyük bir şenlik düzenlenecekti. Sınıfın görevi, geri dönüşüm malzemelerinden bir oyun köşesi hazırlamaktı. Ancak öğrenciler ne yapacakları konusunda anlaşamadı. Kimi kartondan kale kurmak, kimi bilmece panosu hazırlamak, kimi de halka atma oyunu tasarlamak istiyordu. Sesler yükseldi, planlar karıştı. Feride Hanım kum saatini masaya koydu fakat bu kez saat hiç hareket etmedi.

Deniz, cam bölmelerin arasındaki küçük pirinç kapıya dikkat etti. Kapının üzerinde şu cümle yazıyordu: “Beni yalnızca bir kişi değil, herkesin ortak düşüncesi çalıştırabilir.”

Çocuklar önce şaşırdı, sonra daire biçiminde oturdu. Her öğrenci sırayla fikrini anlattı. Dinleyenler, hoşlarına gitmeyen düşünceleri bile hemen reddetmedi. Zeynep, bilmece panosunu hazırlamayı; Mert, kartondan kale yapmayı önerdi. Aras da kalenin içine halka atma oyunu yerleştirebileceklerini söyledi.

Bu fikirlerin hepsi birleşince harika bir oyun köşesi ortaya çıktı. Üstelik herkes görev alabileceği bir iş buldu. Kimi kartonları boyadı, kimi bilmeceleri yazdı, kimi de oyun kurallarını düzenledi. Deniz, kum saatinin başında duran pirinç kapının yavaşça açıldığını gördü. İçinden minik, mavi bir kâğıt çıktı.

Kâğıtta şöyle yazıyordu: “Gerçek öğretmen, cevabı bilen değil, başkasının sesini duymasına yardım edendir.”

Şenlik günü oyun köşesi en çok ilgi gören yer oldu. Çocuklar yalnızca oyun oynamadı; birbirlerinin fikrini dinleyerek neler başarabileceklerini de gösterdi. Akşamüstü kum saati bir kez daha parladı ve içindeki son kum tanesi yere düştü. Sonra saat, sıradan bir saate dönüştü.

Deniz onu kitaplığın en üst rafına yerleştirdi. Artık sihirli ses duyulmuyordu, ama sınıftaki çocuklar konuşan kişiye dikkatle bakmayı ve sözünü tamamlamasını beklemeyi öğrenmişti. Feride Hanım, o gün 3. sınıf hikayeleri defterine yeni bir başlık yazdı: “Dinleyenlerin Kurduğu En Güzel Oyun.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu