Peri Masalları

Gökyüzüne Düğme Diken Peri

Uzaklardaki Işıkçayır Vadisi’nde, sabahları çiğ damlalarının içinde gökkuşağı saklanan küçük bir peri köyü vardı. Bu köyde Nila adında meraklı bir peri yaşardı. Nila’nın diğer perilerden farklı bir işi vardı: Gökyüzündeki yıldızların düğmelerini parlatır, gevşeyen ipliklerini gümüş iğnesiyle onarırdı.

Bir akşam, gökyüzünde tuhaf bir boşluk belirdi. En parlak yıldızlardan biri yerinde yoktu. Onun kopmasıyla gece biraz kararmış, çiçekler sabahı beklerken başlarını öne eğmişti. Köyün yaşlı yıldız terzisi Badem Nine, Nila’ya küçük bir kutu uzattı.

“Yıldızın düğmesi, Ayışığı Tepesi’nin arkasındaki Sessiz Dere’ye düşmüş olmalı,” dedi. “Onu bulup yeniden yerine dikersen gökyüzü eski neşesine kavuşur. Fakat unutma, bu düğme yalnızca içten söylenen güzel bir sözle ışıldar.”

Nila kutuyu çantasına koydu ve yola çıktı. Kanatlarının altına bir parça ayçiçeği poleni sürdü; böylece rüzgâr onu istediği yere değil, seçtiği yola taşıyacaktı. Yolun başında, dikenlerin arasında sıkışmış mor bir kirpi gördü. Kirpi, dikenlerden kurtulmaya çalışırken küçük elmalarını yere düşürüyordu.

Nila hemen eğilip elmalarını topladı. Sonra dikenleri dikkatle iki yana ayırarak kirpiyi özgür bıraktı. Kirpi ona parlak bir taş verdi. “Bu taş, iyi kalpli birinin yanında ısınır,” dedi. Nila teşekkür edip yürümeyi sürdürdü. Taş gerçekten de avucunda sıcacık olmuştu.

Bir süre sonra Nila, üç bulutun tartıştığını gördü. Biri vadinin üzerine yağmur yağdırmak, diğeri dağın tepesine kar bırakmak, üçüncüsü ise bütün damlaları kendine saklamak istiyordu. Hiçbiri diğerini dinlemiyordu. Nila, “Hepinizin bir dileği var. Belki gökyüzü, dileklerinizi sırayla dinleyebilir,” dedi.

Bulutlar durup düşündü. Yağmur bulutu vadideki susamış fideleri, kar bulutu dağdaki küçük kulübeleri, saklanan damlalar ise uzak çölde bekleyen çiçekleri hatırladı. Sonunda anlaşarak yollarına devam ettiler. Nila’nın sözleriyle bulutlar birbirine gülümsedi ve ona yumuşacık bir yağmur damlası armağan etti.

Akşam yaklaşırken Nila Sessiz Dere’ye ulaştı. Dere gerçekten de hiç ses çıkarmadan akıyordu. Suyun içinde binlerce taş vardı; ancak yıldız düğmesi hiçbir yerde görünmüyordu. Nila kıyıya oturup düşünürken, suyun dibinde titreyen minicik bir ışık fark etti. Elini uzattı, fakat ışık her seferinde biraz daha uzağa kaçtı.

“Seni bulmak için geldim,” dedi Nila. “Ama seni zorla yakalamayacağım. Hazır olduğunda yanıma gelebilirsin.”

Bu sözlerin ardından dere ilk kez şırıldadı. Suyun içinden sedef gibi parlayan yuvarlak bir düğme yükselip Nila’nın avucuna kondu. Düğme sönük görünüyordu. Nila, Badem Nine’nin sözünü hatırladı. Ona güzel bir söz söylemesi gerekiyordu; ama aklına hazır, gösterişli hiçbir cümle gelmedi.

O sırada yol boyunca yardım ettiği kirpi, bulutlar ve uzaktan gelen birkaç orman kuşu yanına ulaştı. Kirpi, “Beni özgür bıraktığın için teşekkür ederim,” dedi. Bulutlar, “Bizi birbirimizi dinlemeye çağırdığın için sağ ol,” diye ekledi. Kuşlar da Nila’nın çevresinde dönerek onun cesur olduğunu söyledi.

Nila onların sözlerini duyunca kalbine dokunan gerçeği anladı. Düğmeye eğilip, “Sen gökyüzünü tek başına aydınlatmak zorunda değilsin. Her ışık, başka bir ışıkla güzelleşir,” dedi.

Düğme bir anda parladı. Nila, Ayışığı Tepesi’ne tırmandı ve yıldızın kopmuş ipliğini gümüş iğnesiyle dikti. Düğmeyi yerine taktığında gökyüzü pırıl pırıl oldu. Vadideki çiçekler başlarını kaldırdı, dere şarkı söylemeye başladı, bulutlar da ayın çevresinde yumuşak bir halka oluşturdu.

Nila köyüne döndüğünde bütün periler onu alkışladı. Badem Nine, eski yıldız iğnesini ona armağan etti. O günden sonra Nila yalnızca yıldızları değil, birbirinden uzak düşen kalpleri de onarmaya başladı. Işıkçayır Vadisi’nde anlatılan en sevilen peri masalları arasında, onun güzel sözlerle gökyüzünü yeniden diken öyküsü de böylece yerini aldı.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu