Nasreddin Hoca Hikayeleri

Nasreddin Hoca ve Gölgesini Arayan Meydan

Bir varmış, bir yokmuş. Akşehir’in yakınlarında, sabahları horozlardan önce uyanan, akşamları da yıldızları saymadan uyumayan küçük bir kasaba varmış. Kasabanın ortasında yuvarlak taşlarla çevrili geniş bir meydan, meydanın ortasında da uzun bir direğe asılmış bakır bir güneş saati bulunurmuş. Bu saat, güneşin gölgesine göre zamanı gösterirmiş. Ne var ki bir bahar sabahı kasabalılar meydana çıktıklarında tuhaf bir şey görmüşler: Saatin gölgesi yok olmuş!

Fırıncı Nergis Hanım, “Gölge olmadan ekmekleri ne zaman fırından çıkaracağım?” diye üzülmüş. Çömlekçi Rıza Usta, “Gölge yoksa öğle vaktini nasıl anlayacağız?” diye söylenmiş. Belediye kâtibi de elindeki uzun cetvelle direği ölçmüş, taşları saymış, fakat gölgeyi bir türlü bulamamış. O sırada Nasreddin Hoca, eşeği Boncuk’la birlikte meydana gelmiş. Boncuk’un heybesinde üç elma, iki havuç ve Hoca’nın her zaman taşıdığı küçük bir not defteri varmış.

Hoca önce direğin çevresinde üç kez dönmüş. Sonra yere eğilip taşlara bakmış, ardından başını gökyüzüne kaldırmış. Kasabalılar merakla onu izliyormuş.

“Hoca, gölgeyi mi arıyorsun?” diye sormuş çocuklardan biri.

“Evet,” demiş Hoca. “Ama gölge, kaybolduğu yere değil, saklandığı yere bakana görünür.”

Bu söz üzerine herkes farklı bir yere koşmuş. Kimi çeşmenin arkasına, kimi dut ağacının altına, kimi de boş ambarın içine bakmış. Boncuk ise meydanın kenarındaki eski bir çuvala burnunu sokup hapşırmış. Çuvaldan bir avuç renkli ip, iki tahta kaşık ve üzerinde güneş resmi bulunan yuvarlak bir tahta çıkmış.

“İşte suçlu bulundu!” diye bağırmış belediye kâtibi. “Birileri saatin gölgesini çuvala saklamış!”

Hoca gülümsemiş. “Gölge çuvala sığmaz, kâtibim. Fakat bazen bir şeyi göremeyince, suçu hemen bir çuvala yüklemek kolay gelir.”

Hoca, meydandaki taşlara tek tek bakmış. Taşların bazılarının yerinden oynadığını, direğin de biraz yana eğildiğini fark etmiş. Meğer birkaç gün önce çocuklar meydanda ip atlamak için taşları kenara çekmiş, rüzgâr da direğin dibindeki toprağı gevşetmiş. Direk eğilince güneş saati yanlış yöne dönmüş, gölgesi de meydanın arkasındaki yüksek duvarın üzerine düşmeye başlamış.

Hoca, kasabalıları duvarın yanına götürmüş. Gerçekten de orada, öğle güneşinin altında incecik bir çizgi duruyormuş. Ama çizgi duvarın renginde olduğundan kimse onu fark etmemiş.

“Gölge kaybolmamış,” demiş Hoca. “Yalnızca hepimizin alıştığı yerde durmamaya karar vermiş.”

Kasabalılar direği doğrultmak için hemen işe koyulmuş. Fırıncı Nergis Hanım ip getirmiş, Rıza Usta sağlam bir tahta hazırlamış, çocuklar da taşları eski yerlerine dizmiş. Belediye kâtibi ise ilk kez cetvelini ölçmek için değil, direği desteklemek için kullanmış. Boncuk da bütün bu çalışmayı ciddi bir yüzle izleyip arada bir havuç çiğnemiş.

Direk düzeltildiğinde gölge yeniden meydanın ortasına düşmüş. Fakat Hoca, güneş saatinin yanına küçük bir tahta levha asmayı önermiş. Levhada şöyle yazıyormuş: “Bir şeyi bulamıyorsan önce yerini, sonra bakışını değiştir.”

Meydanın Yeni Kuralı

O günden sonra kasabalılar, her anlaşmazlıkta hemen suçlu aramak yerine önce birlikte düşünmeye başlamış. Kimin kovası kaybolsa herkes izleri takip etmiş; kimin çiçeği solsa toprağı ve suyunu birlikte kontrol etmiş. Çocuklar da taşları yerinden oynatmadan oyun oynamayı öğrenmiş.

Akşamüstü Hoca, meydanın kenarında otururken çocuklardan biri ona sormuş: “Hoca, gölgeyi sen mi buldun?”

Hoca, Boncuk’un heybesinden bir elma çıkarıp ikiye bölmüş. Yarısını çocuğa uzatırken şöyle demiş: “Ben yalnızca ilk soruyu sordum. Asıl bulanlar, birlikte bakmayı bilenlerdi.”

O gece güneş batarken meydanın gölgesi uzayıp bütün taşları birbirine bağlamış. Kasabalılar bu görüntüyü uzun süre seyretmiş. Herkes anlamış ki Nasreddin Hoca hikayeleri yalnızca güldürmek için anlatılmaz; bazen küçük bir gülümsemenin içinden büyük bir düşünce çıkar. Ertesi sabah saat yine doğru zamanı göstermiş, ama kasabalıların en değerli saati, birbirlerine ayırdıkları zaman olmuş.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu