Korku Hikayeleri

Penceredeki Ters Ayın Sırrı

Kasabanın en sessiz sokağında, çatısında paslı bir rüzgâr gülü bulunan küçük bir ev vardı. Bu evde yaşayan on yaşındaki Ece, geceleri penceresinden gökyüzünü izlemeyi severdi. Fakat üç gecedir gökyüzünde tuhaf bir şey görüyordu: Ay, gökte değil, pencerenin camında beliriyor ve baş aşağı duruyordu.

İlk gece Ece bunun bir yansıma olduğunu düşündü. İkinci gece perdeyi kapattı, ama ters ay perdeye gümüş bir leke gibi vurdu. Üçüncü gece ise camdan ince bir ses yükseldi.

“Beni bul… Beni bul…”

Ece’nin içi ürperdi. Yatağının altına saklanmak yerine lambasını yaktı, yumuşak battaniyesini omuzlarına aldı ve büyükannesi Suna’nın verdiği küçük çanı cebine koydu. Büyükannesi, “Korktuğunda çanı çal. Ses, karanlığa nerede olduğunu hatırlatır,” demişti.

Camdaki İşaret

Ece pencereye yaklaştığında ters ayın altında minicik bir kapı şekli gördü. Kapı, camın üzerinde ağır ağır açıldı ve dışarıya gümüş renkli bir ışık sızdı. Işık, odanın zemininde kıvrılarak koridora ilerledi.

Koridorun sonunda yıllardır kullanılmayan tavan arası merdivenleri vardı. Evde herkes o merdivenlerden uzak dururdu. Çünkü geceleri oradan üç tıkırtı gelir, ardından sanki biri uzun uzun iç çekermiş gibi bir ses duyulurdu.

Ece merdivenlere baktı. Tam o sırada tavan arasından bir ses geldi:

“Tık… tık… tık…”

Kız cebindeki çanı tuttu. Eli titriyordu ama geri dönmedi. Her basamakta gümüş ışık biraz daha parladı. Son basamağa geldiğinde karşısında yuvarlak, siyah bir gölge durdu. Gölgenin iki küçük noktası vardı; biri yeşil, biri sarı parlıyordu.

Ece çanı çaldı. İnce çınlama tavan arasında dolaştı. Gölge bir anda büyüdü, duvarlara yayıldı ve kocaman bir şapka takmış bir siluete dönüştü.

“Kimsin?” diye sordu Ece.

Siluet başını eğdi. “Ben Pofra’yım. Bu evin gece bekçisiyim. Fakat yüzümün gülmeyi unuttuğu gece, gölgem büyüdü ve beni herkes için korkunç gösterdi.”

Gölgenin Sakladığı Kutu

Pofra, tavan arasındaki eski sandığı gösterdi. Sandığın üzerinde ters ay işareti vardı. Kilidi yoktu, fakat kapağı açılmıyordu.

“İçinde ne var?” diye sordu Ece.

“Gülüşüm,” dedi Pofra. “Yıllar önce bu evde yaşayan çocuklar, gece korkmasın diye onlara komik yüzler yapardım. Bir gece hepsi taşındı. Ben de onları beklerken öyle uzun süre sustum ki gülüşüm sandığın içine kaçtı.”

Ece sandığın çevresinde üç küçük iz gördü. Biri yıldız, biri kaşık, biri de yuvarlak bir düğmeydi. İzlere sırayla dokunduğunda sandık içinden kısık kıkırdamalar geldi. Sonra Pofra’nın gölgesi duvara eğilip fısıldadı:

“Beni açmak için korkmadığını söyle.”

Ece dürüstçe başını salladı. “Korkuyorum. Ama korktuğum için seni yalnız bırakmayacağım.”

Bu sözlerle sandığın kapağı açıldı. İçinden renkli kâğıtlara çizilmiş komik yüzler, yamuk bir tahta burun ve minicik bir gülüş topu çıktı. Gülüş topu havaya yükselip Pofra’nın göğsüne değdi.

Birden tavan arasında kahkaha çınladı. Bu, ürkütücü değil, gıdıklanmış bir kedinin sesine benzeyen neşeli bir kahkahaydı. Pofra’nın kocaman gölgesi küçüldü. Siyah siluet, yuvarlak gözlü, pelerinli ve sevimli bir gece bekçisine dönüştü.

Ayın Doğru Yüzü

Pofra, Ece’ye teşekkür etmek için gümüş ayı avuçlarının arasına aldı. “Bu ay, yalnız kaldığımda ters dönerdi. Artık yeniden doğru yüzünü bulacak,” dedi.

Gerçekten de pencerenin camındaki ay yavaşça döndü ve gökyüzündeki aya benzedi. O anda evin her köşesinden üç tıkırtı duyuldu. Ece irkildi, ama Pofra gülümseyerek açıkladı:

“Bunlar korku değil. Evimizin uykuya daldığını söyleyen küçük sesler.”

O geceden sonra Ece, Pofra’yı her akşam ziyaret etti. Birlikte kâğıttan komik yüzler yaptılar ve tavan arasına astılar. Kasabadaki çocuklar da zamanla bu evi ziyaret etmeye başladı. Karanlık çöktüğünde pencerede ters ay değil, gülümseyen bir ışık beliriyordu.

Ece korkunun bazen kapkara bir gölge gibi görünebileceğini öğrendi. Onu anlamaya cesaret edince gölge küçülüyor, içinde sakladığı iyilik ortaya çıkıyordu. Pofra ise bir daha hiç yalnız kalmadı; çünkü her gece evin penceresinde bir çocuğun meraklı yüzü parlıyordu.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu