Düşen Yaprakların Gizli Postanesi

Sonbaharın ilk günlerinde Ada, okul bahçesindeki büyük çınarın altında yerde duran sarı bir yaprak gördü. Yaprağın üzerinde, kırmızı kalemle çizilmiş küçücük bir zarf resmi vardı. Ada yaprağı eline alınca, ağacın köklerinin arasından incecik bir kâğıt tüp çıktı.
Merakla tüpü açtı. İçinden şu cümle çıktı: “İyiliğe gönderilen her mektup, sahibine mutlaka ulaşır.” Ada bu sözün ne anlama geldiğini düşünürken sınıf arkadaşı Kerem yanına geldi.
“Ne buldun?” diye sordu Kerem.
Ada kâğıdı ona gösterdi. İki arkadaş, ağacın çevresini dikkatle incelemeye başladılar. Köklerin arasında küçük tahta kutular vardı. Her kutunun üzerinde farklı bir resim bulunuyordu: bir kalem, bir kitap, bir gülümseme ve bir el.
Kerem kutulardan birini açtı. İçinde bembeyaz kâğıtlar ve minicik renkli zarflar vardı. Kutunun kapağında ise Yaprak Postanesi yazıyordu. Tam o sırada rüzgâr esti. Ağaçtan kopan üç yaprak, havada dönerek Ada’nın önüne düştü. Her yaprağın üzerinde başka bir mesaj vardı.
Mesajların Sırrı
İlk yaprakta, “Bir arkadaşım bugün üzgün. Onu nasıl neşelendirebilirim?” yazıyordu. İkinci yaprakta, “Kütüphanedeki kitapları taşımaya yardım eder misiniz?” deniyordu. Üçüncü yaprakta ise, “Oyun sırasında kimse dışarıda kalmasın,” cümlesi vardı.
Ada ile Kerem önce bu mesajların kimden geldiğini bulmaya çalıştı. Fakat ortalıkta kimse görünmüyordu. Sonunda Ada, “Belki önemli olan mesajı kimin yazdığı değil, ona cevap vermektir,” dedi.
İlk mesaja cevap yazdılar. Sınıflarındaki Ece’nin son günlerde sessiz olduğunu biliyorlardı. Ada, Ece için küçük bir resim çizdi. Kerem de resmin yanına, “İstersen teneffüste birlikte ip atlayabiliriz,” yazdı. Mektubu sarı bir zarfa koyup üzerinde gülümseme resmi bulunan kutuya bıraktılar.
Ertesi gün Ece, teneffüste yanlarına geldi. Elinde küçük bir kâğıt vardı.
“Bunu siz mi yazdınız?” diye sordu.
Ada başını salladı. Ece gülümsedi. “Dün yeni taşındığım için biraz yalnız hissetmiştim. Bugün sizinle oynamak beni çok mutlu eder,” dedi.
Üçü birlikte ip atladılar. Bir süre sonra başka çocuklar da oyuna katıldı. İp bazen yere takıldı, bazen herkes aynı anda atlayamadı ama kimse vazgeçmedi.
Birlikte Çözüm
O gün öğleden sonra öğretmenleri, kütüphanedeki kitapların raflara yerleştirilmesi gerektiğini söyledi. Kerem hemen ikinci mesajı hatırladı. Ada, Kerem ve Ece, kitapları taşımak için izin istediler. Sınıftaki diğer çocuklar da onlara katıldı.
Çocuklar kitapları türlerine göre ayırdılar. Masal kitaplarını mavi rafa, bilim kitaplarını yeşil rafa, şiir kitaplarını turuncu rafa koydular. En küçük kitapların yere düşmemesi için alt raflara yerleştirilmesi gerektiğini de Ada fark etti.
Sonra üçüncü mesaj üzerinde düşündüler. Bahçede top oynarken bazı çocuklar kenarda bekliyordu. Bunun üzerine yeni bir oyun kurdular. Bir takım topu atıyor, diğer takım sorulan bilmeceyi cevaplıyordu. Böylece hızlı koşanlar da, yavaş hareket edenler de oyuna katılabiliyordu.
Günün sonunda Ada, yaprak postanesinin yanına boş bir defter bıraktı. Defterin ilk sayfasına şunları yazdı: “Buraya yardım etmek istediğiniz bir şeyi yazabilirsiniz. Cevap vermek isteyen herkes, bir yaprak seçsin.”
Ertesi sabah defterin sayfaları renk renk notlarla doluydu. Bir çocuk okul bahçesindeki çöpleri toplamak istemiş, bir başkası teneffüste yalnız kalanlarla konuşmayı önermişti. Öğretmenleri bu fikri çok beğendi ve sınıfa bir iyilik köşesi hazırladı.
Haftalar geçti. Çınarın altındaki kutular artık hiç boş kalmadı. Bazen bir mektup yazılıyor, bazen bir teşekkür bırakılıyordu. Ada, postanenin gerçekten sihirli olup olmadığını merak etti. Bir gün kutuların içini dikkatle inceledi. İçlerinde gizli bir peri ya da konuşan bir kuş yoktu. Sadece çocukların yazdığı mektuplar vardı.
O zaman sırrı anladı: Yaprak Postanesi’ni sihirli yapan, kutular değil, iyilik yapmak için harekete geçen insanlardı.
Ada, son mektubunu çınarın köklerinin arasına bıraktı: “İyilik küçük bir yaprak gibi görünür, ama rüzgârla herkese ulaşır.” O günden sonra okul bahçesinde her sonbahar yapraklar yere düştü. Çocuklar da onları toplamak yerine, üzerlerine güzel düşünceler yazıp birbirlerine gönderdiler. Böylece okul, her sabah yeni bir dostluk mektubuyla uyandı.




