Ayçiçeği Saatinin Durduğu Gün

Güneşli bir pazartesi sabahı, Çınarcık Köyü’nde herkes tuhaf bir şey fark etti. Meydanın ortasında duran büyük ayçiçeği saati, her gün olduğu gibi güneşe dönmüyor, yapraklarını açmıyordu. Üstelik saat tam sekizi gösterdiği hâlde, köyün fırıncısı dükkânını açmak için bekliyor, çocuklar da okula geç kalıp kalmadıklarını anlayamıyordu.
Dokuz yaşındaki Beril, meydanın çevresinde dolaşırken saatin gövdesinin yanında küçük bir yazı gördü: “İyilik unutulursa zaman da dinlenir.” Beril bu cümleyi birkaç kez okudu. Sonra en yakın arkadaşı Sarp’ı çağırdı. Sarp, elindeki büyüteci çıkarıp yazıya baktı.
“Belki de saatin çalışması için bir iyilik yapmamız gerekiyor,” dedi. “Ama nasıl bir iyilik?”
İkisi, köyde yardıma ihtiyacı olanları düşünmeye başladı. Önce yaşlı değirmenci Numan Dede’nin dükkânına gittiler. Numan Dede un çuvallarını taşımaya çalışıyordu. Beril bir çuvalın ucundan tuttu, Sarp da diğer yanına geçti. Birlikte çuvalları raflara yerleştirdiler.
İşleri bitince meydandaki ayçiçeği saatinin bir yaprağı hafifçe kıpırdadı. Beril’in gözleri parladı. “Demek doğru yoldayız!” dedi.
Bu kez okulun bahçesine koştular. Bahçede, rüzgârın dağıttığı kitapları toplamaya çalışan Zeliha Öğretmen vardı. Beril kitapları türlerine göre ayırdı. Sarp, ıslanan sayfaları güneş gören bir sıranın üzerine dizdi. Öğretmen onlara teşekkür etti. Saatin iki yaprağı daha açıldı.
Fakat saat hâlâ ilerlemiyordu. Beril, iyiliklerin yalnızca büyük işlerden oluşmadığını düşündü. O sırada çeşmenin başında sırasını bekleyen küçük bir çocuk gördü. Çocuğun kovası ağırdı. Sarp kovayı taşımayı teklif etti. Beril de çeşmenin çevresine saçılan su birikintilerini süpürdü.
Meydana döndüklerinde ayçiçeği saati biraz daha canlanmıştı. Yaprakları gökyüzüne doğru yükseliyor, ortasındaki yuvarlak bölümde altın renkli ışıklar dönüyordu. Ancak akrep ve yelkovan hâlâ yerinden oynamıyordu.
“Bence bir şey eksik,” dedi Sarp. “Belki de iyilik yaparken kimseyi unutmamalıyız.”
Beril etrafına baktı. Meydandaki banklardan birinde, köyün temizlik görevlisi Rauf Amca tek başına oturuyordu. Elindeki eski süpürgenin sapı kırılmıştı. Beril hemen evine gidip babasından sağlam bir sap istedi. Sarp da Rauf Amca’nın temizlediği yaprakları çuvallara doldurdu. Bir süre sonra meydan pırıl pırıl oldu.
Rauf Amca gülümseyerek, “Bazen en değerli yardım, birinin işini fark etmektir,” dedi.
Tam o anda ayçiçeği saatinden ince bir çınlama yükseldi. Akrep bir çizgi ilerledi, ardından yelkovan döndü. Saat sekizi değil, dokuzu gösteriyordu. Köyde herkes sevinçle alkışladı. Fırıncı dükkânını açtı, çocuklar da okula zamanında yetişmek için yola çıktı.
Beril, saatin altındaki yazıya yeniden baktı. Yazı değişmişti: “İyilik paylaşılırsa zaman güzelleşir.”
O günden sonra Çınarcık Köyü’nde herkes küçük yardımları fark etmeye başladı. Biri kapısını yaşlı komşusu için açıyor, biri yere düşen kalemi sahibine veriyor, biri de konuşmak isteyen arkadaşını sessizce dinliyordu. Ayçiçeği saati her sabah yeniden dönüyordu.
Beril ile Sarp ise saatin sırrını kimseye saklamadı. Çünkü öğrendikleri en güzel şey şuydu: Bir iyilik tek başına küçük görünebilir, ama birçok iyilik yan yana gelince bütün bir köyün gününü aydınlatabilir.