Aslan Masalları

Kum Tepesindeki Cesaretin Sesi

Güneşin her sabah altın renkli taşlara dokunduğu Ilgın Vadisi’nde Poyraz adında genç bir aslan yaşardı. Poyraz’ın yelesi henüz kabarmaya başlamıştı ama sesi vadinin bir ucundan ötekine ulaşırdı. Ne var ki o, güçlü kükremesiyle övünmek yerine çevresindeki sesleri merak ederdi. Çakıl taşlarının yuvarlanışını, uzaklardaki suyun şırıltısını, gece böceklerinin ince vızıltısını dikkatle dinlerdi.

Bir sabah vadide alışılmadık bir ses duyuldu. Ses, sanki yerin altından gelen uzun bir iç çekiş gibiydi. Ardından tepelerin arasında yumuşak bir uğultu dolaştı ve vadinin ortasındaki küçük gölün suyu halkalar çizerek kabardı.

Poyraz hemen sesin peşine düşmek istedi. Ancak yaşlı kaplumbağa Badem, onu durdurdu. “Bir şeyi bulmak için yalnızca hızlı olmak yetmez,” dedi. “Bazen yol, en sessiz işareti fark edene açılır.”

Poyraz başını salladı. Yanına su taşımak için küçük bir kabuk alan sincap Çıtırtı, çevredeki izleri okumayı bilen ceylan Yaren ve uzakları görebilen baykuş Maviş de ona katıldı. Dört arkadaş, gölün kenarından başlayarak tepelerin arasındaki dar patikaya ilerledi.

Uğultunun İzinde

İlk olarak söğüt ağaçlarının arasına girdiler. Burada rüzgâr dalları sallıyor, kuru yaprakları bir o yana bir bu yana sürüklüyordu. Poyraz, sesin bu ağaçlardan geldiğini düşündü ve büyük bir kükremeyle karşılık verdi. Yankı dallara çarpıp geri döndü. Fakat uğultu daha da uzaklaştı.

“Sesin üzerine ses ekleyince onu duymak zorlaşıyor,” dedi Maviş. “Bir süre susup bekleyelim.”

Hepsi sessizce oturdu. Birkaç dakika sonra toprağın altından gelen hafif tıkırtılar duyuldu. Yaren, önlerindeki kayalık yamaçta ince çatlaklar fark etti. Çıtırtı, çatlakların arasına sıkışmış kuru otları temizledi. Orada, yağmur sularının açtığı dar bir kanal buldular.

Kanalın içinde su akmıyordu. Vadinin gölüne ulaşan eski su yolu taşlarla kapanmıştı. Her uğultuda içeride biriken su kayalara vuruyor, yerin altından gelen o garip sesi oluşturuyordu. Fakat taşlar o kadar büyüktü ki dört arkadaş onları tek başına yerinden oynatamadı.

Poyraz omuzlarını gerdi. “Ben çekip çıkarırım,” dedi. “Gücüm buna yeter.”

Kayaya bütün gücüyle asıldı. Pençeleri toprağa gömüldü, göğsü hızla inip kalktı ama kaya yerinden kıpırdamadı. Bir kez daha denedi. Bu kez küçük bir taş yuvarlandı ve Poyraz dengesini kaybedip yumuşak kumların üzerine oturdu. Çıtırtı telaşla yanına koştu.

Poyraz’ın canı acımamıştı ama yüzü kızarmıştı. Uzun zamandır gücünün her sorunu çözeceğini sanıyordu. Oysa kaya, onun kükremesinden de çabasından da etkilenmemişti.

Birlikte Açılan Yol

Yaren çevredeki sarmaşıkları gösterdi. “Kayanın altına bunları geçirirsek onu biraz kaldırabiliriz,” dedi. Maviş, yamacın üstünde daha küçük taşların bulunduğu yeri buldu. Çıtırtı da sağlam dallar topladı. Poyraz, arkadaşlarının söylediklerini dikkatle dinledi ve bu kez öne geçmek yerine verilen görevleri paylaşmayı kabul etti.

Önce dalları sarmaşıkların altına yerleştirdiler. Sonra Poyraz, işaret bekleyerek yavaşça bastırdı. Yaren sarmaşıkları çekti, Çıtırtı küçük taşları araladı, Maviş yukarıdan düşebilecek taşları gözledi. Bir süre sonra büyük kaya gıcırdadı ve yana doğru kaydı.

O anda kanaldan berrak su fışkırdı. Önce ince bir çizgi hâlinde aktı, sonra hızlanarak göle doğru ilerledi. Vadinin kuruyan otları suya kavuştu. Gölün yüzeyindeki halkalar duruldu ve yerin altındaki uğultu tatlı bir şırıltıya dönüştü.

Arkadaşlar sevinçle birbirlerine sarıldılar. Poyraz ise göle bakıp derin bir nefes aldı. “Bugün büyük bir kaya kaldırmadım,” dedi. “Ama büyük bir şeyi anladım. Cesaret, herkesten daha yüksek ses çıkarmak değilmiş. Bazen durup dinlemek, yardım istemek ve başkalarının fikrine güvenmekmiş.”

Akşam olduğunda vadideki hayvanlar gölün çevresinde toplandı. Poyraz olanları anlattı. Hiç kimse onun kükremesini istemedi; herkes, suyun yeniden akmasını sağlayan ortak emeği kutladı. O günden sonra Poyraz, vadide bir sorun çıktığında ilk konuşan değil, önce dikkatle dinleyen kişi oldu.

Ilgın Vadisi’nde uzun süre sonra bile yerin altından gelen o eski ses unutulmadı. Çünkü artık herkes biliyordu: Bir vadinin en güçlü sesi, tek bir kükreme değil, birbirini duyan dostların birlikte attığı adımdı. Aslan masalları arasında anlatılan bu küçük öykü de Poyraz’ın adıyla değil, dinlemeyi seçtiği günün güzelliğiyle hatırlandı.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu