Ayı Masalları

Kavanozda Saklanan Sıcaklık

Çam kokularının yoğunlaştığı Yeşilçınar Ormanı’nda, kış gelmeden önce herkes telaşla hazırlık yapardı. Sincaplar cevizlerini kovuklara taşır, tavşanlar kuru otları demetler, kuşlar göç yolculuğu için şarkılarını prova ederdi. Ormanın en neşeli sakini ise, annesiyle birlikte yaşayan ayı yavrusu Pofuduk’tu. Pofuduk’un yuvarlak kulakları, patilerinden daha hızlı hareket eder; aklına gelen her fikri hemen denemek isterdi.

Bir sabah Pofuduk, annesinin kilerdeki kavanozları düzenlediğini gördü. Kavanozların içinde bal, böğürtlen reçeli, kurutulmuş elmalar ve mis kokulu çam fıstıkları vardı. Pofuduk bir kavanozu kaldırıp ışığa tuttu.

“Kışın en zor günü hangisidir?” diye sordu.

Annesi gülümsedi. “En zor gün, herkesin yalnızca kendi yiyeceğini düşündüğü gündür. Çünkü soğuk, paylaşılmayan kalplere daha çabuk ulaşır.”

Pofuduk bu sözleri uzun uzun düşündü. Sonra ormandaki bütün canlıların kış boyunca birbirine yardım edebilmesi için özel bir hazırlık yapmaya karar verdi. Fakat ne yapacağını henüz bilmiyordu.

O sırada yaşlı kaplumbağa Mırmır’ın ağır ağır yuvasına doğru ilerlediğini gördü. Mırmır, yaz boyunca topladığı ot demetlerini tek başına taşıyamıyordu. Pofuduk hemen yardım etti. Birlikte demetleri kuru ve yüksek bir kayanın altına yerleştirdiler. Mırmır, teşekkür etmek için ona üç tane ayva kurusu verdi.

Biraz ileride, serçelerden Çıtı ile Çatı’nın telaşlandığını fark etti. Rüzgâr, yuvalarının önündeki ince dalları dağıtmıştı. Pofuduk dalları topladı, onları yumuşak yosunlarla birbirine bağladı. Serçeler, yeni yuvanın kapısına küçük bir tüy astı. Bu tüy, yardım edenleri hatırlamak içinmiş.

Gün boyunca Pofuduk, ormandaki herkese yardım etti. Bir kirpinin yuvarlanan elmalarını topladı, geyiklerin su kabını temizledi, köstebeklerin kış yolundaki taşları kaldırmasına yardım etti. Akşam olduğunda annesinin yanına döndü. Pofuduk çok yorulmuştu ama içi sıcacık hissediyordu.

“Bugün hiçbir şey biriktirmedim,” dedi. “Ama sanki kocaman bir hazine kazandım.”

Annesi, onun patilerini okşadı. “Belki de aradığın şey budur. Yine de kış için yiyecek hazırlamayı unutmayalım.”

Ertesi gün Pofuduk’un aklına bir fikir geldi. Ormanın ortasındaki eski değirmenin yanında boş duran büyük cam kavanozları buldu. Her kavanozun üzerine bir yaprak resmi çizdi. Yeşil yaprak, paylaşılacak yiyecekler içindi. Sarı yaprak, birlikte yapılacak işler için; kırmızı yaprak ise yardıma ihtiyacı olanları haber vermek içindi.

Hayvanlar bu fikri çok sevdi. Sincaplar kavanozlara ceviz koydu. Tavşanlar havuç demetleri getirdi. Kuşlar, uzak tepelerde yetişen şifalı tohumları taşıdı. Pofuduk’un annesi bal koydu; Mırmır ise kavanozların yanına kış hikâyelerinin yazılı olduğu küçük yapraklar bıraktı. Böylece yiyeceklerin yanında neşe de birikiyordu.

Bir gece ansızın yoğun kar yağdı. Kar, patikaları kapattı; rüzgâr, dalları eğdi. Ertesi sabah bazı hayvanlar yiyeceklerine ulaşamadı. Pofuduk hemen kırmızı yapraklı kavanozu açtı. İçindeki küçük kâğıtlarda ihtiyaç sahiplerinin yuvaları yazılıydı. Herkes görev aldı. Sincaplar yolları buldu, geyikler karları eşeledi, kuşlar yukarıdan güvenli geçitleri gösterdi. Pofuduk da güçlü patileriyle kapıların önünü açtı.

Gün batımında bütün hayvanlar değirmenin çevresinde toplandı. Birlikte sıcak çorba içtiler, kurutulmuş meyveleri paylaştılar. Mırmır, Pofuduk’a dönüp şöyle dedi:

“Kavanozlarda yiyecek var, ama bizi ısıtan asıl şey içindeki iyilik.”

Pofuduk bunu duyunca utangaçça gülümsedi. Kış uzunca sürdü, fakat ormanda kimse kendini yalnız hissetmedi. Bahar geldiğinde cam kavanozlar boşalmıştı; onların yerine yeşil yapraklı küçük fidanlar dikildi. Pofuduk, her fidanın yanına bir taş koydu ve üzerine tek bir sözcük yazdı: Paylaş.

Yıllar sonra ormandaki yavrular, bu ağaçların gölgesinde oynarken büyüklerinin anlattığı sırrı öğrendi: En sıcak yuva, duvarları en kalın olan değil, kapısı herkese açık olandı.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu