Ece’nin Uçan Harfleri

Ece, her sabah okula giderken büyük mavi tabelaya bakardı. Tabelada “Güneşli Çiçekler Okulu” yazardı. Ece en çok renkli harfleri severdi. Harfler sanki yan yana durmuş küçük arkadaşlar gibiydi.
Bir pazartesi günü Ece okula geldi. Fakat tabelada garip bir şey vardı. “Güneşli Çiçekler Okulu” yerine “Güneşli Çi ekler Okulu” yazıyordu. Ş harfi yoktu. Çiçekler sözcüğü eksik kalmıştı.
Ece hemen sınıfına koştu. Öğretmeni Nehir Hanım tahtaya bir elma çiziyordu. Ece elini kaldırdı ve gördüklerini anlattı. Sınıftaki çocuklar merakla birbirine baktı.
“Belki Ş harfi rüzgârla uçmuştur,” dedi Can.
“Belki de bir kuş onu yuvasına götürmüştür,” diye düşündü Duru.
Nehir Hanım gülümsedi. “Harfler bazen saklanabilir. Ama onları bulmanın en iyi yolu dikkatli bakmak ve birlikte düşünmektir,” dedi.
Çocuklar teneffüste bahçeye çıktı. Önce okul kapısının çevresine baktılar. Çimenlerin arasında küçük kâğıt parçaları vardı. Bu parçaların üzerinde harfler yazıyordu. Birinde “G”, diğerinde “ü”, bir başkasında “n” harfi vardı.
Ece kâğıtları dikkatle topladı. Can onları sıraya koydu. Duru da eksik harfleri söyledi. Böylece okulun adının parçaları ortaya çıkmaya başladı. Fakat Ş harfi hâlâ yoktu.
Çocuklar bahçenin en sessiz köşesine gitti. Orada eski bir bank vardı. Bankın altında sarı bir kurdele duruyordu. Kurdeleye minicik bir not bağlanmıştı.
Notta şöyle yazıyordu:
“Beni arıyorsanız sesimi dinleyin. Şşş… Şşş…”
Herkes sustu. Çocuklar kulaklarını açtı. Önce yaprakların hışırtısını duydular. Sonra çeşmenin su sesini işittiler. En son, okulun arkasından ince bir “şşş” sesi geldi.
Ece önden yürüdü. Arkadaşları onu izledi. Ses, resim odasının açık penceresinden geliyordu. Pencerenin önünde büyük bir kâğıt uçurtma asılıydı. Uçurtmanın kuyruğunda birçok harf sallanıyordu.
“Ş harfi burada!” diye bağırdı Can.
Fakat Ş harfi uçurtmanın ipine dolanmıştı. Çocuklar ipi çekerse uçurtma yırtılabilirdi. Bu yüzden acele etmediler. Duru, resim masasından bir makas aldı. Nehir Hanım da yanlarına geldi.
“Önce plan yapalım,” dedi öğretmen. “Can ipi sabit tutacak. Duru, kurdeleyi çözecek. Ece de harfi yavaşça çıkaracak.”
Çocuklar görevlerini yaptı. Can iki eliyle ipi tuttu. Duru düğümü açtı. Ece, Ş harfinin ucundan nazikçe çekti. Harf kurtuldu. Uçurtma da hiç zarar görmedi.
O sırada resim odasının kapısından okul görevlisi Rauf Bey göründü. Elinde boya kutuları vardı. Her şeyi duyunca şaşırdı.
“Bu uçurtmayı dün çocukların resimlerini kurutmak için pencereye asmıştım,” dedi. “Akşam esen rüzgâr, harfleri sınıftan alıp buraya taşımış olmalı.”
Ece, “Demek harfler kaybolmamış. Sadece başka bir yere gitmiş,” dedi.
Çocuklar kâğıt harfleri sınıfa götürdü. Tahtanın önünde büyük bir sıra yaptılar. Her harfi doğru yerine koydular. Ş harfi de yerine gelince okulun adı yeniden tamamlandı.
Ertesi gün Nehir Hanım sınıfa yeni bir görev verdi. Her çocuk bir harf seçti. Seçtiği harfle başlayan bir sözcük yazdı. Ece “şemsiye” yazdı. Can “çilek” yazdı. Duru ise “çiçek” yazdı.
Sonra bütün sözcükleri renkli kartlara yazıp sınıfın duvarına astılar. Duvar, küçük bir sözcük bahçesine dönüştü.
Ece o gün önemli bir şey öğrendi. Bir harf küçük görünebilirdi. Ama doğru yerde olmayınca koca bir sözcüğün anlamı değişebilirdi. Bir işi birlikte yapınca da en zor düğüm bile kolayca çözülebilirdi.
O günden sonra çocuklar okul tabelasına her sabah dikkatle baktı. Harfler yerindeydi. Yine de Ece bazen bir “şşş” sesi duyunca gülümserdi. Çünkü o ses, ona merak etmeyi, sabırlı olmayı ve arkadaşlarıyla el ele vermeyi hatırlatırdı.
Masaldan Küçük Bir Ders
Bir sorunla karşılaşınca hemen üzülme. Dikkatle bak, arkadaşlarını dinle ve birlikte bir çözüm ara. Her küçük yardım, büyük bir mutluluk getirir.




