Köpek Masalları

Bulut Değirmeninin Neşeli Bekçisi

Gökyüzüne uzanan tepelerin ardında, sabahları çiğ kokan küçük bir köy vardı. Bu köyde Misket adında, kulakları biri dik biri kıvrık, kuyruğu da sevinince pervane gibi dönen bir köpek yaşardı. Misket’in en sevdiği iş, köy meydanındaki herkese günaydın demekti. Fırıncıya odun taşır, çiçekçi Suna’nın saksılarını dizer, çocukların düşürdüğü misketleri bulup sahiplerine götürürdü.

Bir gün Misket, tepenin üzerinde alışılmadık bir sessizlik fark etti. Köyün üstündeki Bulut Değirmeni dönmüyordu. Bu değirmen, rüzgârla çevrilen gümüş kanatları sayesinde bulutları nazikçe yoğurur, sonra onları köyün tarlalarına ince bir yağmur olarak gönderirdi. Değirmen durunca gökyüzü kupkuru kalmış, sebzelerin yaprakları boyunlarını bükmeye başlamıştı.

Misket hemen tepeye koştu. Değirmenin kapısının önünde, gökkuşağı renkli yünlerden örülmüş bir çanta buldu. Çantanın içinde üç şey vardı: parlak bir düğme, minicik bir tahta kaşık ve üzerinde şu sözlerin yazılı olduğu bir kâğıt:

“Değirmen tek bir güçle değil, uyum içindeki küçük yardımlarla döner.”

Misket önce düğmeyi kanadın ortasındaki boşluğa taktı. Kanat hafifçe titredi ama dönmedi. Sonra tahta kaşıkla dişlilerin arasındaki tozları temizledi. Değirmen bir kez “tık” dedi, ardından yeniden sustu. Misket kağıdı tekrar okudu. Demek ki yalnızca kendi çabası yetmiyordu.

Köye dönüp yardım istemeye karar verdi. Suna, yanında renkli ipler ve bir sepet çiçekle geldi. Fırıncı Rıza, değirmenin ağır kapısını kaldırmak için sağlam bir tahta getirdi. Çocuklar, yamaçta biriken kuru yaprakları topladı. Yaşlı kaplumbağa Tonton ise yavaşça ilerleyip en küçük dişlinin gevşemiş vidasını fark etti.

Herkes bir işe koyuldu. Suna, kopmuş ipleri birbirine bağladı. Rıza, tahtayı kaldıraç gibi kullanarak kanadı yerine oturttu. Çocuklar dişlilerin çevresini temizledi. Tonton, “Acele etmeyin, küçük vida da büyük kanat kadar önemlidir,” diyerek vidayı dikkatle sıktı. Misket ise bütün bu çalışmanın uyum içinde sürmesi için bir ritim tuttu: Önce iki patiyle yere vurdu, sonra kuyruğunu sağa, sola salladı.

Fakat değirmen hâlâ dönmüyordu. Tam o sırada tepeden serin bir esinti geçti. Rüzgâr, Misket’in bulduğu kâğıdı havalandırıp değirmenin çatısındaki küçük kovana taşıdı. Kovanın içinden berrak bir ses yükseldi:

“Eksik olan, yapılan yardımların birlikte duyulması.”

Misket ne demek istediğini hemen anladı. Herkes kendi yaptığı işi anlatmak yerine, aynı anda küçük bir görev üstlenmeliydi. Suna ipi çekti, Rıza tahtayı destekledi, çocuklar kanatları itti, Tonton vidayı tuttu. Misket de ritmini sürdürdü. Birlikte “Şimdi!” diye seslendiklerinde gümüş kanatlar yavaşça hareket etti.

Önce bir tur, sonra iki tur döndüler. Değirmenin içinden yumuşak bir uğultu yayıldı. Gökyüzündeki beyaz bulutlar birbirine yaklaşarak kocaman, pamuk gibi bir tepe oluşturdu. Ardından köyün üzerine incecik yağmur damlaları düşmeye başladı. Toprak güzel bir koku saldı; sebzeler başlarını kaldırdı, çiçekler yeniden renklerine kavuştu.

Köylüler sevinçle Misket’i havaya kaldırmak istedi, ama Misket patilerini yere basıp Tonton’un yanına oturdu. Çünkü başarının tek bir kişiye ait olmadığını öğrenmişti. Suna, bulunan yün çantayı onarıp değirmenin kapısına astı. İçine de her gün yeni bir not koymaya başladılar. Notlarda, o gün yapılan küçük yardımlar yazıyordu.

O günden sonra Misket, Bulut Değirmeni’nin neşeli bekçisi oldu. Ne zaman kanatlar dönse kuyruğunu salladı; fakat asıl mutluluğu, köyde herkesin birbirine yardım ettiğini görmekti. Çocuklar da şu sözü hiç unutmadı: Küçük bir iyilik, başka bir iyilikle buluşunca büyük bir güzelliğe dönüşür.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu