4 Yaş Masalları ve Hikayeleri Oku

Gökkuşağı Sokağındaki Şarkı Söyleyen Taş

Gökkuşağı Sokağı’nda her evin önünde farklı renkte bir taş bulunurdu. Kimi mavi, kimi sarı, kimi de çilek gibi pembeydi. Bu taşlar yağmur yağınca parıldar, güneş açınca sıcacık olurdu. Fakat sokağın en küçük taşı, her sabah tatlı bir şarkı söylerdi.

Bu şarkıyı en çok Pofuduk kirpi Tofi severdi. Tofi, şarkıyı dinlemek için erkenden uyanır, minicik patilerini pencerenin kenarına koyup beklerdi.

Bir sabah Tofi gözlerini açtığında sokak sessizdi. Mavi taş susuyor, rüzgâr yaprakları usulca çeviriyor, serçeler bile daha yavaş ötüyordu.

“Belki taşı üşütmüşlerdir,” dedi Tofi. Boynuna kırmızı atkısını doladı ve dışarı çıktı.

Taşın yanına eğilip kulağını yaklaştırdı. Hiç ses gelmiyordu. Tofi, taşın üstünde küçücük bir çizgi gördü. Çizgi, sokağın sonundaki eski değirmene doğru uzanıyordu.

Tofi çizgiyi takip ederken karşısına tavşan Bibi çıktı. Bibi, kucağında üç havuç taşıyordu.

“Nereye gidiyorsun, Tofi?” diye sordu.

“Şarkı söyleyen taş sustu. Belki sesini bulmaya gidiyorum.”

Bibi havuçlarını bir kenara bıraktı. “Ben de geleyim. Birlikte ararsak daha kolay buluruz.”

İki arkadaş değirmene doğru yürüdü. Yolda, çiçeklerin arasından minik bir uğur böceği çıktı. Adı Pırpır’dı. Pırpır kanatlarını açıp kapattı.

“Ben taşın şarkısını dün duydum,” dedi. “Şarkı, değirmenin yanındaki sarmaşıkların arasında saklanmış olabilir.”

Üç arkadaş değirmene vardığında sarmaşıkların dalları birbirine dolanmıştı. Bibi dalları çekti, Tofi dikenleriyle aradaki kuru yaprakları ayırdı, Pırpır da yukarıdan bakarak yol gösterdi. Derken yaprakların altında minicik, gümüş renkli bir nota buldular.

Nota çok üzgün görünüyordu.

“Ben taşın şarkısının bir parçasıyım,” diye fısıldadı. “Dün akşam kuvvetli bir rüzgâr çıktı. Şarkının notaları dört yana dağıldı. Birini bulduk, ama diğerleri hâlâ kayıp.”

Tofi hemen arkadaşlarına baktı. “Öyleyse notaları birlikte arayalım.”

Bir nota değirmenin çatı oluğunda, başka biri dere kenarındaki yuvarlak bir yaprağın altında bulundu. Son nota ise yaşlı söğüt ağacının en alçak dalında sallanıyordu. Tofi dalın altına geçti. Bibi onun sırtına dikkatlice çıktı, Pırpır da Bibi’nin kulağına kondu. Böylece nota yere düşmeden yakalandı.

Üç arkadaş notaları yan yana dizdi. Gümüş notalar hafifçe titredi, sonra havalanıp Gökkuşağı Sokağı’na doğru süzüldü. Tofi, Bibi ve Pırpır onları izledi.

Mavi taşın yanına geldiklerinde notalar taşın üzerine kondu. Önce ince bir “la” sesi duyuldu. Ardından neşeli bir “li” ve yumuşacık bir “lu” sesi geldi. Taş, yeniden şarkı söylemeye başlamıştı.

Bu kez şarkı eskisinden daha güzeldi. Çünkü içinde Tofi’nin cesareti, Bibi’nin yardımı ve Pırpır’ın dikkatli gözleri vardı. Sokaktaki bütün taşlar parlamaya başladı. Evlerin pencereleri açıldı, kuşlar dallara kondu, çocuklar neşeyle alkışladı.

Tofi, mavi taşın yanına oturdu. “Demek bazı sesler kaybolunca yok olmazmış,” dedi. “Onları bulmak için biraz sabır ve birkaç iyi arkadaş yeterliymiş.”

O günden sonra Gökkuşağı Sokağı’nda herkes birbirini dinlemeye başladı. Çünkü en küçük sesin bile paylaşılınca büyüyebileceğini öğrenmişlerdi.

Her sabah mavi taş şarkısını söyler, Tofi de kırmızı atkısıyla yanında otururdu. Bibi havuçlarını paylaşır, Pırpır ise şarkının en neşeli yerinde kanat çırpardı. Dört yaş masalları ve hikâyeleri oku diyen herkes, bu sıcacık ezgiyi dinleyince gülümserdi.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu