Ders Veren Hikayeler

Küçük Fenerin Büyük Sırrı

Gümüşpınar’ın kenarında, akşamları ışıkları erkenden yanan küçük bir kasaba vardı. Bu kasabada Nehir adında, hızlı düşünmesiyle övünen ama başladığı işi bitirmeyi pek sevmeyen bir çocuk yaşardı. Nehir, arkadaşlarının yaptığı her şeyi kolayca eleştirirdi. Birinin resmi yamuk olsa, “Bunu ben bir dakikada düzeltirdim,” derdi. Bir başkası ayakkabısının bağcığını bağlamakta zorlansa, “Ne kadar yavaşsın!” diye gülümserdi.

Kasabanın en yaşlı saatçisi Suna Nine, çocukların her yıl düzenlediği Akşam Yürüyüşü için özel fenerler hazırlardı. Bu yürüyüşte herkes, gün batımından sonra taş köprüyü geçer, tepenin üzerindeki büyük çınarın altında dileklerini paylaşırdı. Suna Nine bu yıl fenerleri çocukların kendilerinin süslemesini istedi.

Nehir, masanın üzerindeki renkli kâğıtlara, ince tellere ve küçük tahta kulplara bakıp hemen öne çıktı. “Ben en güzel feneri yaparım,” dedi. “Hem başkalarının yardımına da ihtiyacım yok.”

Suna Nine ona küçük, yuvarlak bir fener verdi. Fenerin camı berraktı, fakat kulpu gevşekti. “Bunu dikkatle tamamla,” diye öğütledi. “Bir fenerin güzelliği yalnızca dış görünüşünde değil, ışığını güvenle taşımasındadır.”

Nehir, önce kâğıtları kesmeye başladı. Yanındaki çocuklar ölçü çizgileri çiziyor, telleri sabırla büküyordu. Nehir ise onların yavaşlığını görünce acele etti. Kâğıdı ölçmeden yapıştırdı, teli sıkmadan kulpa geçirdi. Sonra fenerini havaya kaldırıp gururla salladı.

“Bakın, bitti!” diye seslendi.

Tam o sırada kulp yerinden çıktı. Fener yere düşmedi ama bir yana eğildi. Nehir, “Bu tel zaten bozukmuş,” diyerek suçu malzemeye attı. Suna Nine hiçbir şey söylemeden gevşeyen teli ona geri verdi.

“Bazen hata, elimizdeki araçta değil, onu kullanma biçimimizdedir,” dedi.

Nehir’in yüzü kızardı. Yine de özür dilemek yerine fenerini kenara bıraktı. “Yürüyüşe kadar biri düzeltir,” diye düşündü.

Beklenmedik Bir Durak

Akşam olduğunda çocuklar fenerleriyle yola çıktı. Kimi fenerine yıldızlar çizmiş, kimi küçük yapraklar yapıştırmıştı. Nehir’in feneri diğerlerinden daha gösterişli görünüyordu; üzerinde parlak pullar ve kıvrımlı kâğıtlar vardı. Fakat kulpu hâlâ sağlam değildi.

Taş köprünün ortasına geldiklerinde hafif bir rüzgâr esti. Nehir fenerini kaldırınca kulp yeniden gevşedi. Fener elinden kayıp köprünün kenarındaki çimenlere yuvarlandı. İçindeki küçük mum söndü.

Nehir hemen arkadaşlarına baktı. “Sakın gülmeyin,” dedi. “Ben onu bilerek yere koydum.”

Bu kez kimse gülmedi. Çünkü ne söyleyeceklerini anlamışlardı. Nehir’in yanında yürüyen Arda, “İstersen birlikte bakabiliriz,” dedi. Nehir, yardım teklifini kabul etmek istemedi. Ancak tepenin yolu kararıyor, yürüyüş kafilesi ilerliyordu. Fener olmadan geri dönmesi de zor olacaktı.

“Peki,” diye mırıldandı. “Ama çabuk olmalıyız.”

Arda kulpu incelemek için çömeldi. Nehir ise ilk kez acele etmeden baktı. Telin bir ucunun delikten geçmediğini fark etti. Suna Nine’nin sözleri aklına geldi. Sorun fenerde değil, onu kullanma biçimindeydi.

Nehir, “Bunu ben yanlış yaptım,” dedi. “Üstelik herkesin işini küçümsedim. Siz ölçerken sabırsızlandım.”

Arda gülümsedi. “Hata yapmak kötü değil. Hatayı görmezden gelmek işi zorlaştırır.”

İkisi birlikte teli çıkardı. Nehir bu kez ölçtü, yavaşça büktü ve kulpu yerine geçirdi. Sonra feneri sallamadan taşıdı. İçindeki mum yeniden yakıldığında camın üzerinde yumuşak bir ışık yayıldı.

Işığın Gösterdiği Yol

Çocuklar çınarın altına ulaştığında Suna Nine, Nehir’in fenerine baktı. Fenerin pulları biraz buruşmuş, kâğıtları da eğrilmişti. Yine de ışığı diğerlerinden daha sakin ve parlak görünüyordu.

Nehir, dilek sırası kendisine geldiğinde uzun uzun düşünmedi. “Her şeyi hemen yapabileceğimi sanmak yerine öğrenmeye, gerekirse yardım istemeye ve başladığım işi özenle bitirmeye çalışacağım,” dedi.

O günden sonra Nehir değişmeye başladı. Arkadaşlarının çalışmalarını küçümsemek yerine nasıl yaptıklarını sordu. Bir işi zor bulduğunda saklamak yerine yardım istedi. En önemlisi de başkalarının yavaşlığının çoğu zaman dikkatsizlik değil, özen olabileceğini öğrendi.

Kasabada herkes, o geceki fener yürüyüşünü yıllarca anlattı. Çünkü en gösterişli fener değil, hatasını kabul edip yeniden emek verilen küçük fener, yolu herkese en güzel aydınlatmıştı.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu