Değerler Eğitimi Hikayeleri

Sedef’in Renkli Anahtarları

Ufacık evlerin, yuvarlak pencerelerin ve mis kokulu ekmek fırınlarının bulunduğu Laleova’da herkesin bildiği bir sır vardı: Kasabanın ortasındaki eski taş kapı, yalnızca iyilikle kullanılan renkli anahtarlarla açılırdı. Bu kapının ardında çocuklar için oyun alanları, yaşlılar için dinlenme bahçeleri ve bütün kasabanın ortak kullandığı büyük bir su çeşmesi bulunurdu.

Kapının bekçisi, gümüş saçlı Nergis Nine’ydi. Her sabah anahtarları temiz bir tahta kutuda dizer, gün sonunda hepsini yeniden sayardı. Çünkü her anahtar bir değeri temsil ederdi. Mavi anahtar sabrı, sarı anahtar dürüstlüğü, yeşil anahtar sorumluluğu, turuncu anahtar yardımlaşmayı, mor anahtar ise saygıyı simgelerdi.

Bir sabah Nergis Nine kutuyu açtığında anahtarların yerinde olmadığını gördü. Yalnızca küçük, beyaz bir anahtar kalmıştı. Üzerinde incecik harflerle Bugün gerekeni yapan bulur yazıyordu. Kasabalılar telaşlandı. Çeşmenin suyu azalıyor, çocukların oyun alanının kapısı kapanıyor, bahçedeki fidanlar susuz kalıyordu.

Herkes hemen anahtarları aramaya koyuldu. Kimi çatıları kontrol etti, kimi çiçek tarhlarını eşeledi. On yaşındaki Sedef de Nergis Nine’nin yanına gidip yardım etmek istedi. Nine, beyaz anahtarı ona uzattı ve şöyle dedi: Bir şeyi bulmak için yalnızca hızlı olmak yetmez. Dikkatli bakmak ve üzerine düşeni yapmak gerekir.

Sedef önce kasaba meydanındaki izleri inceledi. Taşların üzerinde renkli tozlar vardı. Toz izleri, değirmenin yanındaki küçük köprüye kadar gidiyordu. Köprünün altında, kovasını dolduramayan yaşlı bir değirmenci bekliyordu. Sedef onun kovasını taşıdı, değirmenin çarkına takılan kuru dalları temizledi. İşini bitirince beyaz anahtarın sapında yeşil bir parıltı belirdi.

Parıltıyı izleyen Sedef, dere kenarında ağlayan ikiz kardeşlere rastladı. Çocuklar, uçurtmalarını söğüt dallarına takmıştı. Sedef hemen çekiştirmek yerine biraz düşündü. Uzun bir dal bulup ipi yavaşça gevşetti ve uçurtmayı zarar vermeden indirdi. İkizler sevinçle teşekkür etti. O anda beyaz anahtarın üzerinde turuncu bir çizgi oluştu.

Yolun sonunda Sedef, eski kütüphanenin önünde aceleyle kitap taşıyan bir çocuk gördü. Çocuk, kitapları raflara yerleştirmesi gerektiğini ama arkadaşlarının onu oyuna çağırdığını söylüyordu. Sedef, önce işini tamamlamasını önerdi ve birlikte kitapları konularına göre dizdiler. Sonra ikisi de oyuna katıldı. Kütüphaneci, çocukların emeğini görünce gülümsedi. Beyaz anahtar bu kez mor ışık saçtı.

Sedef, güneş batmaya yaklaşırken kasabanın dışındaki taşlı patikaya ulaştı. Orada üç anahtar buldu: mavi, sarı ve yeşil. Anahtarların yanında bir not vardı. Notta, Bunları bulan kişi hepsini kendine saklayabilir yazıyordu. Sedef bir an düşündü. Anahtarları tek başına kullanırsa kapıyı açabilir, bütün bahçeleri yalnızca kendisi için kullanabilirdi. Fakat kasabanın suyu herkese aitti.

Sedef anahtarları cebine koymadı. Onları görünür bir kayanın üzerine bıraktı ve kasabaya dönüp herkese haber verdi. Yolda, anahtarları kendisinin bulduğunu söyleyerek övünmek yerine, değirmenciye, ikizlere ve kütüphanedeki çocuğa yaptığı yardımları anlattı. Nergis Nine dikkatle dinledi. Sonra beyaz anahtarı taşın üzerine bıraktı.

Birden anahtarlar havalandı. Mavi anahtar Sedef’in sabırla beklediği anları, sarı anahtar doğruyu söylemesini, yeşil anahtar sorumluluklarını, turuncu anahtar yardımlarını, mor anahtar ise başkalarına gösterdiği saygıyı aydınlattı. Anahtarlar birleşerek büyük, ışıklı bir anahtara dönüştü ve taş kapıyı açtı.

O günden sonra Laleova’da herkes ortak işlerde üzerine düşeni yapmaya başladı. Çeşmenin başında kimse sırasını geçmedi, bahçedeki fidanlar düzenli olarak sulandı, oyun alanında küçükler de büyükler kadar yer buldu. Sedef ise en değerli anahtarın, insanın kalbinde taşıdığı sorumluluk olduğunu öğrendi. Çünkü gerçek hazine, yalnızca bir kapıyı açmıyor; iyilikle paylaşılan her günü güzelleştiriyordu.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu