Değerler Eğitimi Hikayeleri

Sedef’in Emanet Sandığı

Gökçeova’nın en sakin köşesinde, herkesin birbirini tanıdığı küçük bir mahalle vardı. Mahallenin çocukları akşamüstleri taş döşeli meydanda oynar, büyükler de dut ağacının altında sohbet ederdi. Sedef ise eski eşyaları onarmayı çok severdi. Kırık bir düğmeyi dikmek, kopmuş bir oyuncağın tekerleğini yerine takmak ya da paslı bir anahtarı parlatmak ona büyük mutluluk verirdi.

Bir sabah Sedef, dut ağacının altında toprağın hafifçe kabardığını fark etti. Merakla eğilip küçük bir dal parçasıyla toprağı aralayınca tahta bir sandığın köşesi göründü. Sandık, lacivert boyalıydı ve kapağında iç içe geçmiş üç yıldız bulunuyordu. Kilidi yoktu ama kapağın üzerinde şu sözler yazılıydı: “Bana sahip olan değil, bana iyi bakan sırrımı öğrenir.”

Sedef sandığı eve götürmek istedi. Tam kaldıracağı sırada mahallenin yaşlı saatçisi Rıza Usta oradan geçti.

“Bulduğun şeyin sahibi belli mi?” diye sordu.

Sedef başını iki yana salladı. Sandığı çok beğenmişti, fakat sözleri de unutmamıştı.

“Bilmiyorum,” dedi. “Önce herkese haber verelim. Belki biri onu arıyordur.”

Rıza Usta gülümsedi. Birlikte sandığı meydandaki uzun masanın üzerine koydular. Sedef, mahalledeki bütün evleri dolaşıp buluntuyu anlattı. Kimi sandığı daha önce gördüğünü düşündü, kimi de içinden ne çıkacağını merak etti. Ancak sandığın kapağı, kimse dokunmasa bile açılmadı.

Sandığın İlk Sırrı

Öğleye doğru herkes meydanda toplandı. Sandığın yanında üç küçük tahta levha vardı. İlkinde “Sabır”, ikincisinde “Doğruluk”, üçüncüsünde “Paylaşmak” yazıyordu. Rıza Usta, levhaları sırayla sandığın önüne koydu.

“Belki de sandık, içindeki sırrı açmadan önce bizden bir şey bekliyordur,” dedi.

Çocuklar hemen kapağı zorlamaya başladı. Birkaç kişi de sandığı sallayınca içinden tıkırtılar geldi. Sedef onları durdurdu.

“Yazıda iyi bakandan söz ediyor. Zorlamak doğru olmaz,” dedi.

Sonra levhaları dikkatle temizledi. Ahşapların kenarlarında yağmurdan kabarmış yerler vardı. Sedef, evden getirdiği zımparayla onları düzeltti. Ardından mahalledekilerden sandığın başında sırayla nöbet tutmalarını istedi. Kimse onu gizlice götürmesin diye değil, herkes ona karşı sorumluluk hissetsin diye böyle yapıyordu.

İlk nöbette çocuklar sıkıldı. Sandık hiç kıpırdamadı. İkinci nöbette birkaç kişi eve dönmek istedi. Sedef, “Bir işi değerli yapan, yalnızca sonucunu beklemek değil, ona gösterdiğimiz özendir,” diyerek herkesi sakinleştirdi.

İçerideki Küçük Işık

Akşamüstü, mahallede yaşayan Nehir Nine meydana geldi. Elinde yıllardır sakladığı eski bir mendil vardı. Mendilin üzerinde sandığın kapağındaki üç yıldızın aynısı işlenmişti.

“Bu sandık, yıllar önce mahallemizde yaşayan çocukların ortak sandığıydı,” dedi. “Çocuklar iyi davranışlarını küçük kâğıtlara yazıp içine koyarmış. Sandığı bir gün kaybettik. Onu bulanın, başkalarının güzel davranışlarını da koruması gerektiğine inanırlardı.”

Nehir Nine mendili kapağın üzerine serdi. Sedef, yıldızların arasındaki küçük boşluğu fark etti. Boşluğa mendilin köşesindeki düğmeyi bastırınca sandık yumuşak bir tık sesiyle açıldı.

İçeride altın ya da değerli taşlar yoktu. Renk renk kâğıtlar, birkaç tahta kalem ve üzerinde “Bugün kimin iyiliğini gördün?” yazan boş bir defter vardı. En altta da camdan yapılmış minicik bir fener duruyordu. Fenerin içindeki ışık, kimse dokunmadığı hâlde usulca parlıyordu.

Rıza Usta ilk kâğıdı okudu: “Arkadaşım oyuncağını benimle paylaştı.” Bir diğerinde “Yanlış yaptığını söylemekten çekinmedi.” yazıyordu. Başka bir kâğıtta ise “Büyükannesinin taşımasına yardım etti.” cümlesi vardı.

Mahalledekiler, güzel davranışların unutulmadığını görünce çok sevindi. Sedef, sandığı tek başına sahiplenmek yerine meydanda bırakmayı önerdi. Herkes deftere o gün gördüğü bir iyiliği yazacak, çocuklar da haftada bir kâğıtları okuyacaktı.

O günden sonra Gökçeova’da kimse küçük bir yardımı önemsiz saymadı. Sedef ise sandığın anahtarını değil, sorumluluğunu taşıdığını biliyordu. Çünkü gerçek sır şuydu: Güven, saklanarak değil, dürüstlükle korunur; iyilik ise paylaşıldıkça çoğalır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu