Misket’in Zıplayan Haritası

Çimenova’nın kenarında, havuç kokulu küçük bir kovukta Misket adında çevik bir tavşan yaşardı. Misket’in en belirgin özelliği, bir şey merak ettiğinde kulaklarının birbirinden bağımsız hareket etmesiydi. Biri kuzeyi, diğeri güneyi gösterir; bazen ikisi birden onu çalılıkların içine gönderirdi.
Bir sabah köyde büyük bir telaş başladı. Çiçekli Tepe’ye, dere kıyısına ve yaşlı meşe ağacına giden patikalar birbirine karışmıştı. Havuç sepetleri yanlış yerlere bırakılıyor, ördek yavruları yuvalarını bulamıyor, arılar da kovana dönmek için saatlerce vızıldıyordu.
Köyün en yaşlı sakini Kaplumbağa Narin, “Bu yolları yıllar önce büyük bir yaprak haritasıyla düzenlemiştik,” dedi. “Fakat gece çıkan sert rüzgâr haritayı alıp götürmüş.”
Misket hemen dört ayağının üzerine doğruldu. “Ben onu bulurum!” diye seslendi. “Yolları tanımak için hızlı olmak yeterli değilse, dikkatli de olurum.”
Yanına yalnızca küçük bir çanta, üç çıtır elma ve dedesinden kalma sarı bir düdük aldı. Köyden çıkarken arkadaşı Kirpi Köpük ona bir ip yumak verdi. “Kaybolursan, ipin ucunu takip edersin,” dedi. Sincap Çıtı ise iki ceviz uzattı. “Biri acıkırsan, biri de düşünmen gerekirse.”
Misket önce dereye koştu. Suya düşmüş bir yaprağın üzerinde, haritadan kopmuş renkli bir köşe gördü. Köşede kıvrılan kırmızı bir çizgi vardı. Tavşan çizgiyi izleyerek üç kez zıpladı, ama çizgi birden suyun üstüne uzandı. Misket durup düşündü. Sonra sazlardan bir köprü kurarak karşıya geçti ve haritanın küçük parçasını aldı.
İleride rüzgâr yeniden hızlandı. Bir tomar yaprak havalanıp Misket’in başına kondu. Tavşan yaprakların arasından çıkmaya çalışırken, uzakta bir ses duydu. Bu, kanadı incinmiş genç bir kırlangıçtı. Kırlangıç, haritanın büyük bölümünü çitlerin arkasında gördüğünü söyledi fakat oraya uçamıyordu.
Misket, “O zaman birlikte gideriz,” dedi. Kırlangıcı sırtına aldı ve çitlere doğru hoplaya hoplaya ilerledi. Ancak çitin dibinde yol ikiye ayrılıyordu. Sol yol dikenlerle, sağ yol da kurumuş dallarla kaplıydı. Misket, cebindeki ipi çıkardı. İpi bir dala bağladı, sonra yolları tek tek kontrol etti. Dikenli yolun sonunda yalnızca boş bir tarla, dallı yolun sonunda ise rüzgârın döndürdüğü bir çark vardı.
Çark her döndüğünde haritanın parçalarını havaya kaldırıyordu. Misket çarkın yanına yaklaşınca, parçaların yere düşmediğini fark etti. Hepsi, çarkın ortasındaki yuvarlak boşluğa doğru çekiliyordu. Orada küçük bir yaprak yuvası oluşmuştu. Haritanın geri kalanı rüzgârın içinde dönüp duruyordu.
“Onu çekip alırsam parçalar her yere savrulur,” diye mırıldandı. Kırlangıç, “Çarkı durdurmak için rüzgârı durduramayız,” dedi. Misket’in aklına köydeki herkes geldi: Kaplumbağa Narin’in sabrı, Kirpi Köpük’ün ipi, Sincap Çıtı’nın cevizleri ve arıların güçlü kanatları.
Misket köye dönüp yardım istedi. Bu kez kimse beklemedi. Arılar çarkın çevresinde vızıldayarak rüzgârın yönünü değiştirdi. Sincaplar dallardan küçük destekler yaptı. Kirpi, ipi çarka dolayarak dönüşünü yavaşlattı. Kaplumbağa Narin ise herkese sırayla ne yapacağını söyledi.
Çark sonunda durdu. Misket, haritanın bütün parçalarını dikkatle birleştirdi. Fakat haritada köyün ortasındaki boş alan hâlâ çizilmemişti. Herkes merakla ona baktı.
Misket gülümsedi. “Bu bölümü tek başına dolduramayız,” dedi. “Çünkü burası hepimizin birlikte yürüdüğü yer.”
O günden sonra köy halkı meydana geniş, yuvarlak bir yol yaptı. Herkes yolun bir bölümünü kendi rengiyle boyadı. Misket de ortasına büyük bir ok çizdi ve altına şu sözleri yazdı: Bir yol, onu paylaşanlarla güzelleşir.
Patikalar yeniden bulunsa da Misket’in merakı hiç azalmadı. Üstelik artık kulaklarından biri kuzeyi, diğeri güneyi gösterdiğinde hemen koşmuyordu. Önce arkadaşlarını çağırıyor, sonra hep birlikte nereye gideceklerine karar veriyordu. Çimenova’da hiçbir yol bir daha kaybolmadı; çünkü herkes, en iyi haritanın birlikte atılan adımlarla çizildiğini öğrenmişti.




