2. Sınıf Hikayeleri

Köpük Değirmeninin Unuttuğu Dönüş

Dereyurt köyünde, suyun şarkı söyleyerek aktığı yemyeşil bir vadi vardı. Vadinin kıyısında da tahta kanatları beyaza boyanmış eski bir değirmen dururdu. Bu değirmen yalnızca buğday öğütmez, köyün fırınına un taşır, her sabah evlere sıcak ekmek kokusu gönderirdi.

Değirmenin yanında yaşayan dokuz yaşındaki Ekin, onu çok severdi. Ekin’in en yakın arkadaşı, ceplerinde sürekli meşe palamudu taşıyan küçük sincap Pıtırcık’tı. İkisi, değirmenin dönüşünü izlemeyi eğlenceli bir oyun gibi görürdü. Kanatlardan biri yukarıdayken diğerinin aşağı indiğini sayar, sonra ritmi bozmadan yeniden başlarlardı.

Bir pazartesi sabahı Ekin, değirmenin önünden geçerken garip bir sessizlik fark etti. Tahta kanatlar durmuştu. Dere akıyor, kuşlar ötüyor, hatta uzaktaki horoz öterek herkesi uyandırıyordu; fakat değirmen hiç kıpırdamıyordu.

Değirmenci Numan Usta, elindeki anahtarla çarkları kontrol etti. “Her şey sağlam görünüyor,” dedi şaşkınlıkla. “Ama suyun gücü değirmene ulaşmıyor.”

Ekin dere boyunca yürüdü. Birkaç adım sonra suyun önünde birikmiş dallar, kozalaklar ve renkli yapraklar gördü. Bunlar küçük bir set oluşturmuş, suyun bir bölümünü başka yöne çevirmişti. Ekin dalları çekmeye çalıştı ama set sandığından daha sıkıydı.

Pıtırcık hemen yardım etmek istedi. Sincap, ince dalları dişleriyle gevşetti. Ekin büyük dalları kenara taşıdı. Tam o sırada derenin yukarısından gelen su, küçük bir çamur dalgasıyla setin üstüne doğru aktı. Ekin’in ayakkabıları çamura battı, Pıtırcık da ıslak bir yaprağın üzerine yuvarlandı. İkisi de yoruldu ama gülmeye başladılar.

“Tek başımıza bu işi bitiremeyiz,” dedi Ekin. “Köyden yardım istemeliyiz.”

Ekin köye koşup durumu anlattı. Fırıncı Nergis Hanım sağlam bir sepet getirdi. Marangoz Veli, uzun bir sopa ve ip hazırladı. Çocuklar da renk renk kovalarla dereye geldiler. Kimisi küçük taşları topladı, kimisi dalları ayırdı. Pıtırcık ise bulduğu ince çubukları bir kenara taşıdı.

Numan Usta herkese bir görev verdi. “Önce suyun önünü tamamen kapatan büyük dalı çıkaracağız,” dedi. “Sonra taşları kenara dizip suya güvenli bir yol açacağız.”

Herkes aynı anda asılırsa dalın kırılabileceğini düşündüler. Bu yüzden önce ipi dala bağladılar, sonra Nergis Hanım’ın saymasını beklediler. “Bir, iki, üç!” denildiğinde çocuklar ipi çekti, büyükler sopayla destek oldu. Dal yerinden oynadı ama çıkmadı.

Ekin, dalın altında küçük bir açıklık fark etti. Kovayla biraz çamur boşaltılırsa ipin daha rahat çekilebileceğini söyledi. Herkes onun fikrini denedi. Açıklık büyüdü, su yeniden ince bir çizgi hâlinde akmaya başladı. Çizgi kısa sürede şırıl şırıl akan bir yola dönüştü.

Birden değirmenin çarkından hafif bir gıcırtı duyuldu. Kanatlardan biri titredi. Sonra öteki kanat yavaşça aşağı indi. Değirmen, uzun bir uykudan uyanır gibi dönmeye başladı. Çocuklar sevinçle alkışladı, Pıtırcık da kuyruğunu havaya kaldırıp üç kez zıpladı.

Numan Usta, o gün öğütülen ilk unla küçük ekmekler yaptı. Ekmeklerin üzerine susam serpip herkese dağıttı. Ekin’e de tahta bir madalya verdi. Madalyanın üzerinde “İyi fikir, paylaşılınca büyür” yazıyordu.

Ekin madalyayı boynuna takarken değirmenin sesini dinledi. Artık o sesi yalnızca suyun ve çarkların sesi olarak duymuyordu. İçinde köylülerin yardımlaşması, Pıtırcık’ın neşesi ve sabırla beklenen çözüm vardı.

O günden sonra Dereyurt’ta herkes ayda bir dereyi kontrol etmeye başladı. Çocuklar çöpleri topladı, büyükler taşları düzenledi. Değirmen ise her sabah dönerek köye şunu hatırlattı: Bazen büyük bir işi başlatan şey, küçücük bir fark etmek ve yardım istemekten çekinmemektir.

Masalın Dersi

Bir sorunu çözmek için sabırlı olmak, görevleri paylaşmak ve herkesin fikrini dinlemek işleri kolaylaştırır. Küçük bir yardım bile büyük bir iyiliğin başlangıcı olabilir.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu