Fabl Masalları

Kirpinin Ölçülü Adımları ve Tavşanın Büyük Sözü

Çınar Ormanı’nda her yıl ilkbaharın gelişini kutlamak için büyük bir yarış düzenlenirdi. Yarışın sonunda, ormanın ortasındaki eski meşe ağacına ulaşan hayvan, bütün yıl boyunca ormanın zilini çalma hakkını kazanırdı. Bu zil, güneş doğarken bir kez çalar ve herkese yeni bir günün başladığını hatırlatırdı.

O yıl yarışa Tavşan Pofuduk da katıldı. Pofuduk hızlı koşmasıyla övünür, daha yarış başlamadan herkese ne kadar kolay kazanacağını anlatırdı. “Benim ayaklarım rüzgârdan hızlıdır,” derdi. “Siz daha ilk virajı dönerken ben meşe ağacının altında havuçlu çörek yiyor olurum.”

Yarışa Kirpi Misket de yazılmıştı. Misket’in adımları küçüktü ama her adımı dikkatliydi. Yolun taşlarını, çukurlarını ve dikenli dallarını önceden incelemişti. Yanına yalnızca küçük bir su kesesi ve birkaç elma dilimi aldı. Pofuduk onun hazırlığını görünce gülümseyerek, “Bu kadar eşyayla yarış değil, piknik yapmaya gidiyorsun,” diye takıldı.

Yarış sabahı Sincap Hakem, ormanın bütün canlılarını başlangıç çizgisinin önünde topladı. Baykuşlar dallara dizildi, geyikler sessizce bekledi, kurbağalar da neşeli bir tempo tutturdu. Sincap’ın yaprağı havaya kaldırmasıyla yarış başladı.

Pofuduk bir anda ileri fırladı. Toz bulutunun içinden geçerken arkasına bile bakmadı. Misket ise çamurlu bölüme geldiğinde yavaşladı, kaymamak için kuru taşların üzerine bastı. Ardından eğilmiş bir dalın altından dikkatle geçti. Birkaç hayvan onu geçse de Misket adımlarını bozmadı.

Bir süre sonra Pofuduk, yolun kenarındaki çiçekli açıklığa ulaştı. Meşe ağacı hâlâ uzakta görünmüyordu ama tavşan, rakiplerinin çok geride kaldığını düşünüyordu. “Biraz dinlenirsem yine de herkesten önce varırım,” diyerek yumuşak otların üzerine uzandı. Gözlerini kapatırken, zafer konuşmasında hangi kelimeleri kullanacağını düşünmeye başladı.

O sırada gökyüzü birden karardı ve kısa bir bahar yağmuru başladı. Pofuduk uyandığında patika küçük derelere dönüşmüştü. Aceleyle koşmaya çalışınca ayağı kaydı ve çamurlu bir tümseğin yanına yuvarlandı. Tüyleri kirlenmiş, yön duygusu da şaşmıştı. Meşe ağacının hangi tarafta olduğunu anlayamıyordu.

Misket biraz sonra aynı yere geldi. Tavşanın üzgünce etrafa baktığını görünce durdu. “Yolun kenarındaki sarı mantarları izleyelim,” dedi. “Onlar meşe ağacına giden patikanın yanında yetişiyor.” Pofuduk önce utanarak başını eğdi, sonra Misket’in gösterdiği yolu takip etmeye başladı.

Yol ilerledikçe yeni engeller çıktı. Kırılmış bir çalı patikayı kapatmıştı. Misket dikenlere takılmadan dalları kenara çekti. Dik bir yamaçta Pofuduk’un ayağı yeniden kayınca, kirpi ona tutunabileceği sağlam kökleri gösterdi. Tavşan bu kez önden koşmak yerine Misket’in yanında yürüdü. İkisi birlikte ilerledikçe yol daha kolay görünmeye başladı.

Son virajı döndüklerinde, meşe ağacının gövdesi karşılarında yükseliyordu. Pofuduk bir an önce zili çalmak için ileri atılmak istedi; fakat ağacın altında Sincap Hakem’i ve diğer hayvanları görünce durdu. Yarış çizgisine Misket’le aynı anda vardığını fark etmişti. Çünkü Misket’in yanında yürüyen tavşan, yolda kaybolmamış ve engelleri tek başına aşmaya çalışırken harcayacağı zamanı da kaybetmemişti.

Sincap Hakem zili Misket’e uzattı. Misket, “Pofuduk olmasaydı belki ben de son yokuşta zorlanırdım,” diyerek zili onunla birlikte tutmasını istedi. Pofuduk’un kulakları sevinçle dikildi. Zili beraber çaldılar; ses, ağaçların arasından bütün ormana yayıldı.

O günden sonra Pofuduk büyük sözler söylemeden önce biraz düşünmeye başladı. Misket ise küçük adımlarının başkalarına yol gösterebileceğini öğrendi. Çınar Ormanı’nda herkes şunu gördü: Hız, tek başına insanı öne çıkarabilir; fakat dikkat, sabır ve paylaşma, varılacak yere güvenle ulaştırır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu