Kırık Testinin Sakladığı Gerçek

Çamlıpınar kasabasında her yıl Yaz Bereketi Günü düzenlenirdi. Bu şenlikte köylüler, evlerinde bulunan en güzel eşyaları meydana getirir, içlerinden en değerli olanı seçerdi. Kimi işlemeli bir sandık, kimi gümüş saplı bir kaşık, kimi de uzak ülkelerden gelmiş renkli bir vazo getirirdi. O yıl herkes, yaşlı çömlekçi Usta Numan’ın yaptığı pırıl pırıl testiyi konuşuyordu.
Testi öyle parlaktı ki güneş ışığı üzerinde küçük yıldızlar gibi dans ediyordu. Kasabanın ileri geleni, “Böylesi ancak en zengin evde bulunur,” diye övündü. Usta Numan ise sessizce gülümsedi. Çünkü onun dükkânında, köşede duran başka bir testi vardı. Bu testi eskiydi, kulpu kırıktı ve gövdesinin yanında ince bir çatlak bulunuyordu.
Onu, Lina adında meraklı bir kız fark etti. Lina her sabah annesine yardım eder, sonra da Usta Numan’ın dükkânına uğrayıp çömleklerin nasıl şekillendiğini izlerdi. Kırık testiyi eline alıp sordu: “Usta, bunu neden atmıyorsunuz?”
“Her çatlak, bir eşyanın artık hiçbir işe yaramadığı anlamına gelmez,” dedi Usta Numan. “Bazen bir eksik, başka bir güzelliğin yolunu açar. Fakat bunu anlamak için yalnızca gözlerle değil, kalple de bakmak gerekir.”
Lina bu sözleri düşündü. Şenlik günü geldiğinde kasabanın meydanına onlarca eşya dizildi. Parlak testi en yüksek masaya kondu. Herkes onun çevresinde toplanırken Lina, Usta Numan’ın izniyle kırık testiyi de getirdi. Bazıları gülüştü.
“Bu mu yarışmaya girecek?” dedi bir çocuk. “Bunun içindeki su yere dökülür.”
Lina cevap vermedi. Testiyi doldurup meydanın yanındaki kuru toprak yola doğru yürüdü. Testinin çatlağından sızan su, yol boyunca küçük damlalar bırakıyordu. Birkaç adım sonra Lina, toprağın üzerinde solmuş bir filiz gördü. Filizin yanına diz çöktü ve testiyi dikkatle eğdi. Sızan su, filizin köklerine ulaştı.
O sırada meydandaki davullar sustu. Çünkü kasabanın su kuyusunun ipi kopmuş, şenlik için hazırlanan içecekler susuz kalmıştı. Herkes ne yapacağını şaşırdı. Parlak testi sağlamdı ama içine koyacak su bulunamıyordu. Lina ise kırık testiyi yeniden doldurmak için çeşmeye gitti. Çeşme meydandan uzaktı; testinin çatlağı yüzünden suyun çoğu yolda dökülüyordu. Yine de Lina vazgeçmedi.
Yol üzerinde susamış bir serçe gördü. Lina testiyi yere koyup kuşun içebilmesi için küçük bir çukur açtı. Sonra kalan suyu oraya döktü. Serçe birkaç yudum aldı ve kanat çırparak uçtu. Lina çeşmeye vardığında testide çok az su kalmıştı. Tam geri dönecekken kuru filizi hatırladı. Testiyi doldurdu ve önce filize su taşıdı.
Bu sırada Usta Numan olanları izliyordu. Şenliğe gelenler de Lina’nın peşinden yürümüş, kırık testinin izlediği su yolunu görmüştü. Yolun kenarında yalnızca filiz değil, susuz kalmış pek çok küçük bitki vardı. Lina her seferinde testiyi dolduruyor, suyun bir bölümü toprağa karışıyor, geride minik yeşil noktalar bırakıyordu.
Öğleye doğru yolun iki yanında taze filizler belirginleşti. Şenliğe katılan çocuklar kovalarla çeşmeye gidip gelmeye başladı. Büyükler de kırık testinin açtığı su yoluna tohumlar serpti. Gün batımında kuru yol, incecik yeşil bir çizgiye dönüşmüştü.
Seçim vakti geldiğinde herkes parlak testinin güzelliğini kabul etti. Fakat Usta Numan, ödülü kırık testinin önüne koydu. “Bu testi kusursuz değildi,” dedi. “Ama kusurunu saklamak yerine onunla iyilik yapmanın bir yolunu buldu. Kıssadan hisse şudur: Değer, yalnızca sahip olduklarımızda değil, sahip olduklarımızla başkalarına ne kattığımızdadır.”
Lina gülümsedi. Parlak testi de küçümsenmedi; o gün şenlikte herkese su dağıtmak için kullanıldı. Kırık testi ise kasabanın çeşmesinin yanında kaldı. İnsanlar her su dolduruşlarında, yolda bırakılan damlaları ve o damlalardan doğan yeşilliği hatırladı. Çamlıpınar’da bundan sonra kimse bir eşyaya yalnızca görünüşüyle değer biçmedi.




