Kiraz Yaprağındaki Küçük Harf

Lina, her sabah okuluna sevinçle giderdi. Çantasının içinde üç renkli kalem, küçük bir silgi ve annesinin verdiği elma vardı. Lina okumayı yeni öğreniyordu. Bazı harfleri hemen tanıyordu. Bazıları ise ona saklambaç oynuyor gibiydi.
Bir gün öğretmeni sınıfa büyük bir kiraz dalı getirdi. Dalda parlak yapraklar vardı. Öğretmen, “Bugün harfleri oyunla öğreneceğiz,” dedi. Her çocuk bir yaprak seçti. Yaprakların üzerinde farklı harfler yazıyordu.
Lina en üstteki yaprağı aldı. Bu yaprağın üzerinde kimsenin tanımadığı küçük bir işaret vardı. İşaret, kıvrık bir çizgiye benziyordu. Yanında da minicik bir nokta duruyordu. Lina işarete uzun uzun baktı.
“Bu hangi harf?” diye sordu.
Öğretmen gülümsedi. “Bunu birlikte bulacağız,” dedi. Sonra çocukları bahçeye çıkardı. Belki bu özel harf, okulun bir yerinde onlara bir ipucu verecekti.
Çocuklar önce kum havuzunun yanına baktı. Orada sarı bir taş buldular. Taşın üzerinde bir çizgi vardı ama harfe benzemiyordu. Sonra salıncağın altına baktılar. Bir tüy buldular. Tüy çok yumuşaktı. Fakat üzerinde hiçbir işaret yoktu.
Lina, kiraz ağacının yanına gitti. Ağacın gövdesinde ince bir oyuk gördü. Oyuğun içinde küçük bir kâğıt vardı. Kâğıtta üç kelime yazıyordu: “Dinle, düşün, dene.”
Çocuklar sessizce dinledi. Önce kuşların sesini duydular. Sonra yaprakların hışırtısını işittiler. Bir süre sonra bahçenin köşesinden hafif bir tıkırtı geldi.
Ses, eski kitaplığın arkasından geliyordu. Kitaplığın önünde büyük bir kutu duruyordu. Kutunun kapağı kapalıydı. Üzerinde de kiraz yaprağındaki işaret vardı.
Lina kutuyu açmak istedi. Ancak kapak açılmadı. Bir çocuk, “Belki anahtarı vardır,” dedi. Başka bir çocuk, “Belki kapağı çekmek yerine itmeliyiz,” diye düşündü. Lina ise işareti tekrar inceledi.
“Bu bir harf olabilir,” dedi. “Ama tek başına değil. Yanına başka harfler gelmeli.”
Çocuklar sınıfa döndü. Öğretmen tahtaya birkaç harf yazdı. Lina’nın yaprağındaki işareti de tahtaya çizdi. Çocuklar harfleri yan yana koydu. Birkaç denemeden sonra “oku” kelimesini buldular.
“Demek kutu bize okumamızı söylüyor!” diye bağırdı Lina.
Hep birlikte yeniden bahçeye koştular. Kutunun kapağında “oku” kelimesinin ilk harfi vardı. Lina, yaprağındaki işaretin aslında “o” harfi olduğunu anladı. Harf yalnız başına küçük görünmüştü. Diğer harflerin yanında ise anlam kazanmıştı.
Çocuklar kutunun kapağına sırayla dokundu. Lina “o” harfini doğru yere koydu. Kutu, tatlı bir ses çıkararak açıldı. İçinden renkli kartlar, küçük bir hikâye kitabı ve bir not çıktı.
Öğretmen notu yüksek sesle okudu: “Bir harf tek başına bir ses taşır. Harfler yan yana gelince kelimeler doğar. Kelimeler birleşince güzel düşünceler anlatılır.”
Kitabın ilk sayfasında bir bahçe resmi vardı. Bahçede el ele tutuşan çocuklar görünüyordu. Sayfanın altında şu cümle yazıyordu: “Birlikte öğrenenler, daha uzağı görür.”
Lina kitabı okumak istedi. İlk cümlede biraz durdu. Sonra harfleri tek tek buldu. Yanındaki arkadaşları ona yardım etti. Lina da zorlanan arkadaşlarına bildiği harfleri gösterdi. Cümle yavaşça ortaya çıktı.
“Küçük bir harf, büyük bir kapı açtı.”
Bu cümleyi okuyunca herkes alkışladı. Lina’nın yüzü ışıl ışıl oldu. O gün çocuklar kutudaki kartlarla yeni kelimeler kurdu. “Oyun”, “okul”, “umut” ve “orman” kelimelerini yazdılar. Her kelime için küçük bir resim yaptılar.
Öğretmen, kartları sınıfın okuma köşesine astı. Kiraz yaprağını da yanına koydu. Lina, yaprağa artık farklı gözlerle bakıyordu. Küçük bir işaret, ona büyük bir ders vermişti.
Ertesi sabah Lina çantasından elmasını çıkardı. Elmayı ikiye böldü ve arkadaşlarıyla paylaştı. Sonra kitabı açtı. Bu kez ilk cümleyi tek başına okudu.
Sesini duyan herkes ona katıldı. Sınıf, yeni kelimelerle doldu. Kiraz ağacının yaprakları da pencereden içeri süzülen rüzgârla usulca sallandı.
O günden sonra Lina ne zaman zor bir harfle karşılaşsa hemen vazgeçmedi. Önce dinledi, düşündü ve denedi. Çünkü artık biliyordu: Öğrenmek bazen küçük bir yaprakla başlar, dostların yardımıyla kocaman bir sevince dönüşür.



