Keloğlan’ın Üç Dilek Değirmeni

Bir varmış, bir yokmuş. Uzak dağların ardında, yaz güneşinin toprağı altın gibi parlatıp dereleri sessiz bıraktığı küçük bir köy varmış. Bu köyde Keloğlan, annesiyle birlikte yaşarmış. Keloğlan’ın cebinde çoğu zaman tek bir düğme, sofrasında ise bazen yalnızca bir tas ayran bulunurmuş. Yine de yüzü güler, komşusunun kapısını çalmadan önce elindeki son lokmayı paylaşmayı düşünürmüş.
O yıl yağmurlar gecikmiş. Kuyuların suyu azalmış, tarladaki fideler başlarını eğmiş. Köylüler çeşmenin başında toplanıp ne yapacaklarını konuşurken Keloğlan, yaşlı değirmenci Saffet Dede’nin sözlerini hatırlamış: “Dağın kuzey yamacında üç kanatlı bir değirmen vardır. Her kanadı farklı bir dileği gerçekleştirir. Fakat değirmen, bencilce söylenen hiçbir sözü dinlemez.”
Keloğlan ertesi sabah bohçasına annesinin verdiği iki çöreği koyup yola çıkmış. Az gitmiş, uz gitmiş; taşlı patikaları aşmış, dikenli çalılıkların arasından geçmiş. Öğle vakti, susamış bir kaplumbağaya rastlamış. Cebinde kalan suyun yarısını ona içirmiş. Kaplumbağa teşekkür edip kabuğunun altından küçük bir bakır pul çıkarmış.
“Bunu sakla,” demiş kaplumbağa. “Değirmenin kapısı, acele etmeyenlerin önünde açılır.”
Akşamüstü Keloğlan, üç kanadı da farklı renkte dönen değirmeni bulmuş. Mavi kanadın altında gümüş bir kapı, sarı kanadın altında yuvarlak bir pencere, yeşil kanadın altında ise tahta bir zil varmış. Kapının önündeki taşta şu yazı duruyormuş: “Bir dilek kendin için, biri başkaları için, biri de herkesin birlikte yapacağı iş için.”
Keloğlan bakır pulu kapının yanındaki küçük oyuğa yerleştirmiş. Gümüş kapı açılmış. İçeride mavi kanat dönmeye başlamış ve değirmenin içinden berrak bir ses yükselmiş:
“İlk dileğini söyle.”
Keloğlan bir an düşünmüş. Karnı acıkmış, evlerinin çatısı akıyormuş. Sonunda, “Annemin ve benim bir yıl boyunca rahatça yetecek yiyeceğimiz olsun,” demiş.
Değirmen sessizce dönmüş. Önüne büyük bir un çuvalı, bir sepet fasulye ve kışlık meyveler çıkmış. Keloğlan sevinmiş ama çuvalı tek başına taşımaya kalkınca sırtı bükülmüş. Zorlanarak gülmüş: “Demek nimet ağırlaşınca akıl da yardım ister.”
Sarı kanadın altındaki pencere açılmış. İçeriden sıcak bir rüzgâr esmiş. “İkinci dileğini söyle,” demiş ses.
Keloğlan, “Köyümüzdeki her evin ocağında yemek pişsin,” demiş. Bunun üzerine değirmen, çuvalları ve sepetleri çoğaltmış. Fakat değirmenin önünde yalnızca birkaç kap belirmiş; köydeki herkese yetmesi için yiyeceklerin paylaşılması gerekiyormuş. Keloğlan, “Bunları kendim götürürsem bazı evler yine boş kalır,” diye düşünmüş.
Yeşil kanadın altındaki tahta zil kendiliğinden çalmış. Uzaklardan yankılanan ses, “Üçüncü dileğini söyle,” demiş.
Keloğlan, köydeki insanların çalışmadan beklemesini istememiş. “Öyle bir bereket olsun ki, köylüler el ele verince suyu, toprağı ve emeği çoğaltsın,” demiş.
O anda değirmenin üç kanadı aynı hızla dönmüş. Dağın yamacındaki eski su yolu parlamaya başlamış. Fakat yolun önünü kocaman kayalar kapatıyormuş. Keloğlan, dileğin gerçekleşmesi için herkesin birlikte çalışması gerektiğini anlamış. Köye dönüp olup biteni anlatmış.
Ertesi gün köylüler kazmalarını, küreklerini alıp yamaca çıkmış. Çocuklar küçük taşları taşımış, büyükler kanalı temizlemiş, yaşlılar da çalışanlara ayran dağıtmış. Keloğlan en önde değil, herkesin yanında durmuş. Bazen kürek tutmuş, bazen yorulan birinin yükünü paylaşmış. Üç günün sonunda kayalar kaldırılmış ve dağın içinden incecik bir su şırıltısı duyulmuş.
Su önce kanala, sonra kurumuş tarlalara akmış. Fideler başlarını kaldırmış; değirmenin gönderdiği tohumlar da toprağa serpilmiş. Birkaç hafta sonra köyün çevresi yeşermiş. Hasat zamanı geldiğinde köylüler, ürünleri ev ev eşitçe bölüşmüş. Keloğlan’a ise değirmenin üç kanadını simgeleyen küçük bir tahta çark vermişler.
Keloğlan çarkı evlerinin duvarına asmış. Ne zaman biri yalnız kalsa, çarkın kanatlarını hatırlayıp yardımına koşmuş. Çünkü öğrenmiş ki gerçek dilek, yalnızca istenince değil, iyilikle çalışılınca gerçekleşirmiş.
O günden sonra köyde su hiç boşa akmamış, sofralarda kimse tek başına oturmamış. Keloğlan’ın aklı ve gönlü sayesinde bereket artmış; üç kanatlı değirmen ise her sabah uzaktan, sanki köye gülümsüyormuş.



