4 Yaş Masalları ve Hikayeleri Oku

Badem Ağacının Altındaki Renkli Saat

Duru, sabahları penceresinden dışarı bakmayı çok severdi. Evlerinin önünde yuvarlak taşlarla çevrili küçük bir bahçe vardı. Bahçenin ortasında da dalları gökyüzüne uzanan yaşlı bir badem ağacı dururdu. Bu ağaç ilkbaharda bembeyaz çiçekler açar, rüzgâr estiğinde çiçeklerini usulca yere bırakırdı.

Bir gün Duru, ağacın altında parlayan minicik bir şey gördü. Eğilip baktığında bunun renkli bir saat olduğunu fark etti. Saatin kadranı mavi, sarı, pembe ve yeşil bölümlere ayrılmıştı. Fakat akrep ile yelkovan yoktu. Ortasında yalnızca küçücük bir yıldız bulunuyordu.

Duru saati avucuna alınca yıldız parladı. Sonra saatten incecik bir ses geldi:

“Ben zamanı değil, güzel davranışları gösteririm.”

Duru şaşırdı. “Güzel davranışları nasıl gösterebilirsin?” diye sordu.

Bu kez mavi bölüm ışıldadı. Bahçenin köşesinde, sepeti yere devrilmiş olan komşuları Naciye Teyze göründü. Sepetindeki elmalar çimenlere yuvarlanmıştı. Duru hemen koşup elmalarını topladı. Naciye Teyze gülümseyerek teşekkür edince saatin mavi bölümü biraz daha parladı.

“Demek saat iyilik görünce renkleniyor,” dedi Duru.

O sırada sarı bölüm ışık saçtı. Sokaktaki küçük Aras, uçurtmasının ipini çitin arkasına takmıştı. Duru, Aras’a yardım etti. İpi yavaşça çözdüler ve uçurtma yeniden gökyüzünde süzülmeye başladı. Aras sevinçle zıpladı. Saatin sarı bölümü de pırıl pırıl oldu.

Duru çok mutlu oldu. Saatin bütün renklerini parlatabileceğini düşündü. Fakat renkli saat hemen yeşil renkte yanıp söndü. Bahçenin kenarında susuz kalmış bir saksı çiçeği vardı. Duru, küçük kovasını doldurdu ve çiçeğe su verdi. Çiçeğin yaprakları dikleşti. Bir uğur böceği gelip yaprağın üstüne kondu.

“Her iyilik bir rengi uyandırıyor,” diye fısıldadı Duru.

Sonra pembe bölüm ışıklandı. Bu kez Duru ne yapacağını bilemedi. Etrafına baktı. Annesi mutfakta hamur yoğuruyor, babası eski bir sandalyeyi onarıyor, kardeşi Ece ise resim yapıyordu. Herkesin bir işi vardı. Duru, Ece’nin yanına oturdu. Ece’nin boyası bitmişti. Duru kendi renkli kalemlerini onunla paylaştı.

Ece, pembe bir kelebek çizip resmin yanına Duru’nun adını da yazdı. İki kardeş resme bakıp gülümsediler. Saatin pembe bölümü diğerlerinden daha parlak oldu.

Akşama doğru Duru, saatin artık tamamen ışıldamasını bekledi. Ama yıldız hâlâ kadranın ortasında sessizce duruyordu. Renkler güzeldi, fakat saat tamamlanmış gibi görünmüyordu.

Duru biraz düşündü. O gün yardım ettiği herkesi hatırladı. Naciye Teyze, Aras, susuz çiçek ve Ece… Hepsinin yüzünde küçük bir sevinç oluşmuştu. Belki de saat yalnızca yapılan iyiliği değil, iyiliğin başkasında bıraktığı mutluluğu da gösteriyordu.

Tam o sırada badem ağacının dallarından bir çiçek Duru’nun omzuna düştü. Ağacın altında toprakta küçük bir boşluk fark etti. Renkli saatin yuvası orası olmalıydı. Duru saati boşluğa yerleştirdi.

Bir anda dört renk birleşti. Mavi, sarı, pembe ve yeşil ışıklar gökyüzüne yükseldi. Işıklar, bahçenin üstünde kocaman bir gökkuşağı oluşturdu. Sokaktaki herkes bu güzelliği görmek için dışarı çıktı.

Naciye Teyze elmalarından bir tabak getirdi. Aras uçurtmasını çocuklara gösterdi. Ece de pembe kelebeğin resmini badem ağacının yanına astı. O günden sonra herkes bahçede birbirine yardım etmeye başladı. Kimi kuşlara su verdi, kimi komşusuna gülümsedi, kimi de oyun arkadaşının oyuncağını paylaştı.

Renkli saat ise toprağın altında usulca parlamayı sürdürdü. Duru ne zaman iyi bir davranış görse, badem ağacının dallarında yeni bir çiçek açtı. Böylece bütün mahalle, en güzel saatlerin duvarlarda değil, kalplerde çalıştığını öğrendi.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu