Kelile ve Dimne

Gümüş Kuyruğun Tarttığı Söz

Uzak bir ormanda, sabahları çiy damlalarının yapraklarda inci gibi parladığı, ortasından da berrak bir dere geçen bir vadi vardı. Bu vadide Saye adında genç bir çakal yaşardı. Saye’nin kuyruğunun ucunda, güneş vurduğunda gümüş gibi parlayan tek bir tüy bulunurdu. Fakat onun asıl özelliği kuyruğu değil, herkes konuşurken sessizce dinlemesiydi.

Bir ilkbahar günü ormandaki hayvanlar büyük bir tartışmaya düştü. Dere, yaz gelmeden önce iki kola ayrılmış, doğudaki çayırlara ve batıdaki meyve bahçelerine su taşımaya başlamıştı. Doğu yakasının yöneticisi Aslan Pençe, suyun önce çayırlara verilmesini istiyordu. Batı bahçelerinin sorumlusu Geyik Narin ise ağaçların çiçek açtığını, su kesilirse bütün meyvelerin kuruyacağını söylüyordu.

Aslan Pençe yüksek sesle, “Güçlü olan düzeni sağlar. Su önce benim karar verdiğim yere akacak,” dedi. Geyik Narin de başını eğmeden, “Düzen yalnızca kükremekle kurulmaz. Her canlının ihtiyacı dinlenmeli,” diye karşılık verdi. Maymunlar dallardan bağırıyor, saksağanlar duyduklarını birbirine taşıyor, kirpiler ise tartışma büyümesin diye yuvalarına saklanıyordu.

O sırada yaşlı baykuş Vezir Tura, Saye’ye dönerek, “Kelile ve Dimne masallarında anlatıldığı gibi, görünüşte küçük bir anlaşmazlık bazen bütün ormanı etkiler. Sen ne düşünüyorsun?” diye sordu.

Saye hemen bir taraf seçmedi. Önce doğu çayırlarına gitti. Tavşanların susuz kalan otları gösterdiğini, arıların çiçek bulmakta zorlandığını gördü. Sonra batı bahçelerine geçti. Elma ağaçlarının tomurcuklarını, yeni dikilmiş fidanların narin köklerini inceledi. Her iki tarafın da doğru söylediğini anladı; ancak herkes yalnızca kendi gördüğü sıkıntıyı biliyordu.

Akşam olduğunda Saye, dere kıyısındaki düz bir taşa çıktı. “Sizlerden bir günlüğüne susmanızı değil, birbirinizi dinlemenizi isteyeceğim,” dedi. “Yarın herkes, suya en çok neden ihtiyaç duyduğunu anlatacak. Fakat konuşurken karşı tarafın ihtiyacını da kendi cümlenizle söyleyeceksiniz.”

Aslan Pençe bu öneriyi önce küçümsedi. “Bir çakalın sorularıyla dere mi yön değiştirecek?” diye homurdandı. Saye sakin kaldı. “Dere yön değiştirmeyecek. Belki biz bakışımızı değiştireceğiz,” dedi.

Ertesi sabah toplantı yapıldı. Geyik Narin önce, “Çayırların susuz kalmasından korkuyorum; çünkü oradaki otlar tavşanların ve geyik yavrularının yiyeceği,” dedi. Ardından Aslan Pençe’nin kaygısını tekrarladı: “Yine de çayırların suya kavuşması kadar, bahçelerdeki fidanların yaşaması da önemli.”

Aslan Pençe şaşırdı. Sonra o da, “Bahçeler kurursa kuşlar, arılar ve birçok hayvan yiyeceksiz kalır. Fakat çayırlar da sürülerin dinlenme yeridir,” dedi. Böylece ilk kez, kendi isteğini savunmadan önce diğer tarafın derdini dile getirmiş oldu.

Saye, dere kıyısında üç küçük kanalın birleştiği eski bir taş kapak fark etmişti. Kapak yıllardır çamur ve köklerle sıkışmıştı. Kunduzlar yardımıyla kapak temizlenince suyun bir bölümü çayırlara, bir bölümü bahçelere, kalan kısmı da ortak su havuzuna akabilecek duruma geldi. Ancak bunun için hayvanların nöbetleşe çalışması gerekiyordu.

İlk nöbeti Aslan Pençe tuttu. Geyik Narin bahçe yolunu kontrol etti. Maymunlar dallardan sarkan kökleri temizledi, kirpiler kanal kenarındaki taşları dizdi, arılar da çiçeklerin çevresinde yeni yuvalar buldu. Günler geçtikçe herkes, suyun yalnızca bir yere değil, bütün vadiye hayat verdiğini gördü.

Bir hafta sonra ortak su havuzunun çevresinde şenlik düzenlendi. Aslan Pençe, Saye’ye dönüp, “Gücümün her sorunu çözebileceğini sanıyordum. Meğer iyi bir soru, koca bir kükremeden daha uzağa ulaşabiliyormuş,” dedi.

Saye gümüş tüylü kuyruğunu salladı. “Sözün değeri, onu kimin söylediğiyle değil, gerçeği görmeye yardım edip etmediğiyle ölçülür,” diye cevap verdi.

O günden sonra ormanda bir anlaşmazlık çıktığında kimse hemen bağırmaya başlamadı. Önce karşısındakinin derdini anlamaya çalıştı. Çünkü Kelile ve Dimne’nin eski öğüdünü kendi hayatlarında öğrenmişlerdi: Akıllı olan, yalnızca doğru sözü bulmaz; doğru sözü herkesin iyiliğine çevirmeyi de bilir.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu