Beydeba Masalları

Kirpi Nergis’in Terazisi

Uzak bir vadinin ortasında, meşe ağaçlarının gölgelediği Bereketli Orman uzanırdı. Bu ormanda tavşanlar havuç yetiştirir, sincaplar fındık toplar, arılar çiçeklerden bal yapardı. Her canlı işini bilir, topladığını komşusuyla paylaşırdı. Yalnız sonbahar gelince küçük anlaşmazlıklar çoğalmaya başlamıştı. Bir sincap, topladığı fındıkların eksildiğini söylüyor; iki tavşan, aynı havuç sırasının kendilerine ait olduğunu savunuyor; arılar ise çiçeklerin en güzel bölümünü kimin bulduğunu tartışıyordu.

Ormanın yaşlı baykuşu Bilge Puhu, herkesi dinliyor fakat bir türlü ortak bir çözüm bulamıyordu. Çünkü herkes kendi sözünü doğru, başkasının sözünü eksik görüyordu. Bir sabah, çalılıkların arasında yaşayan kirpi Nergis, büyükannesinden kalan tahta sandığı açtı. Sandığın dibinde pirinçten yapılmış küçük bir terazi duruyordu. Terazinin iki kefesi, birbirine hiç benzemeyen iki yaprak biçimindeydi. Sapında da şu sözler kazılıydı: Bir kefeye payını, ötekine bahaneni koy; dengeyi gören, gerçeği bulur.

Nergis, teraziyi ormanın ortasındaki düz taşa götürdü. Hayvanlar merakla çevresine toplandı. İlk olarak sincap Fındıkçı öne çıktı. Her gün fındıklarının bir kısmının kaybolduğunu anlattı. Nergis, ondan dün topladığı fındıkların sayısını ve yuvasına taşıdığı miktarı söylemesini istedi. Fındıkçı önce yüzünü buruşturdu, sonra itiraf etti: Birkaç fındığı saklamak yerine arkadaşlarına gösteriş yapmak için ağacın kovuğunda bırakmıştı. Gece esen rüzgâr onları dereye yuvarlamıştı. Terazinin bir kefesine kaybolan fındıkları, diğerine Fındıkçı’nın bahanesini koyunca kefe hemen aşağı indi.

Sıra tavşanlara geldi. Papatya ile Kestane, aynı havuç sırasının başında bekliyordu. İkisi de ilk önce kendisinin geldiğini söylüyordu. Nergis, toprağa bakmalarını istedi. Papatya’nın ayak izleri sıranın solunda, Kestane’ninkiler sağındaydı. Aralarında ise uzun kulaklı bir tavşana ait tek bir iz vardı. Bir süre sonra Papatya, sabah erkenden geldiğini, fakat arkadaşını bekletmemek için sıranın arkasına geçtiğini hatırladı. Kestane de bunu görmediğini kabul etti. Teraziye iki ayrı söz yerine, ikisinin de söylemediği küçük gerçeği koyunca kefeler dengelendi.

Bu olay ormandaki herkesi düşündürdü. Fakat bal arılarının başındaki Sarıkanat, terazinin adil olmadığını söyledi. Ona göre en güzel çiçekleri bulan arılar diğerlerinden daha fazla bal almalıydı. Nergis, “Çiçeği bulan tek başına bal yapamaz. Biri nektarı taşır, biri kovanda bekler, biri yavruları besler. Her iş görünür olmayabilir,” dedi. Sarıkanat, önce buna kızdı. Sonra yağmurlu günlerde kovandan çıkamayan yaşlı arıların çiçekleri koruduğunu hatırladı. En güzel nektarın, sessizce bekleyenlerin emeği olmadan bala dönüşemeyeceğini anladı.

O günden sonra hayvanlar her anlaşmazlıkta terazinin başına koşmamaya karar verdiler. Önce birbirlerini dinleyecek, sonra kendi paylarını dürüstçe söyleyeceklerdi. Nergis ise teraziyi kimsenin elinden almadı; onu, ormanın ortak evine astı. Terazinin yanına küçük bir defter koydu. Herkes, yaptığı işi ve aldığı yardımı bu deftere yazıyordu. Bir süre sonra defterde yalnızca hesaplar değil, teşekkürler de birikmeye başladı.

Kış yaklaştığında ormana uzun süren bir yağmur yağdı. Dere taştı, bazı yiyecek depolarına su doldu. Eski günlerde olsa herkes kendi yiyeceğini korumaya çalışırdı. Bu kez hayvanlar deftere baktı, kimin neye ihtiyacı olduğunu öğrendi ve erzaklarını paylaştı. Fındıkçı, sakladığı fındıkları ortaya çıkardı; tavşanlar havuçlarını kurutup dağıttı; arılar da bal kavanozlarını yavrular ve yaşlılar için ayırdı. Yağmur dindiğinde hiçbir yuva boş kalmamıştı.

Bilge Puhu, Nergis’e “Terazin çok değerli,” dedi. Nergis gülümsedi: “Onu değerli yapan pirinç değil, herkesin kendine dürüst bakabilmesi.” O günden sonra Bereketli Orman’da bir anlaşmazlık çıktığında canlılar önce teraziyi değil, vicdanlarını hatırladılar. Böylece ormanda yalnızca yiyecek değil, güven de çoğaldı. Çünkü gerçek adalet, başkasının payını ölçmeden önce kendi payına doğru bakabilmekti.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu