2 Yaş Masalları ve Hikayeleri Oku

Pofuduk Ayakkabının Sabah Şarkısı

Güneş, çimenlerin üstüne sıcak ışıklarını bırakırken minik kirpi Pıtır uyandı. Pıtır esnedi, burnunu havaya kaldırdı ve güzel bir koku aldı. Bu koku taze ekmek, ıslak toprak ve biraz da çiçek kokusuna benziyordu.

Kapısının önünde yumuşacık, yuvarlak bir şey duruyordu. Pıtır ona dikkatle baktı. Bu, minicik bir ayakkabıydı. Ayakkabının rengi bal sarısıydı. Üstünde de mavi, parlak bir düğme vardı.

Pıtır ayakkabıya dokundu. Ayakkabı hafifçe sallandı ve ince bir ses çıkardı: “Dın dın!”

Pıtır şaşırdı. Sonra gülümsedi. Ayakkabıyı bir patisinin üstüne koydu. Bir kez daha salladı. “Dın dın!” Bu ses, sabahın sessizliğine küçük bir neşe kattı.

“Acaba kimin ayakkabısı?” diye düşündü Pıtır. Ayakkabının yanında ne bir iz ne de bir not vardı. Pıtır, ayakkabıyı kaybeden sahibini bulmaya karar verdi. Onu sırtındaki küçük sepete koydu ve yola çıktı.

İlk olarak çiçeklerin arasındaki kelebek Bibi’ye rastladı. Bibi, sarı kanatlarını açıp kapatıyordu.

“Bibi, bu ayakkabıyı tanıyor musun?” diye sordu Pıtır.

Bibi ayakkabıya baktı. “Tanımıyorum,” dedi. “Ama sesi çok tatlı. Belki sahibi onu duyunca bizi bulur.”

Pıtır ayakkabıyı salladı. “Dın dın!”

Bu sesi duyan minik arılar çiçeklerin arasından başlarını çıkardı. Tavşan Ponpon, çalılıkların arkasından hoplayarak geldi. Salyangoz Misket de parlak izini takip ederek yaklaştı. Herkes ayakkabının çevresinde toplandı.

“Ayakkabıyı birlikte arayalım,” dedi Pıtır. Böylece küçük bir arama ekibi kuruldu. Bibi yukarıdan baktı. Ponpon çimenlerin arasını kontrol etti. Misket ise yavaşça ilerleyip yerdeki izleri inceledi.

Bir süre sonra ayakkabı yine “Dın dın!” diye öttü. Ses, yuvarlak taşların bulunduğu patikadan geliyordu. Arkadaşlar hep birlikte oraya yürüdü. Pıtır önde, Ponpon yanında, Misket arkada gidiyordu.

Patikanın sonunda geniş yapraklı bir kabak bitkisi vardı. Yaprakların altında küçük bir serçe oturuyordu. Serçenin bir ayağında minicik bir kurdele, diğer ayağında ise hiçbir şey yoktu.

“Sanırım ayakkabı senin,” dedi Pıtır.

Serçe başını eğdi. “Evet,” dedi. “Sabah ağacın dalında zıplarken ayakkabım düşmüş. Onu bulamayınca çok üzülmüştüm. Tek ayağımla yürümek zor oluyor.”

Pıtır hemen sepetini açtı. Ayakkabıyı serçenin ayağına yavaşça geçirdi. Mavi düğmeyi düzeltti. Serçe bir adım attı.

“Dın!”

Bir adım daha attı.

“Dın dın!”

Serçe sevinçle kanat çırptı. Birkaç küçük tur attı. Ayakkabı her adımda tatlı bir ses çıkarıyordu. Arkadaşları da bu sese eşlik etti. Bibi kanatlarını çırptı, Ponpon patilerini yere vurdu, Misket kabuğuna hafifçe dokundu.

Fakat serçe birden durdu. “Sizin için de bir şey yapmak istiyorum,” dedi. “Beni bulduğunuz için teşekkür ederim.”

Serçe, onları bahçenin arkasındaki minik tepeciğe götürdü. Tepeciğin yanında boş bir yuva vardı. Yuvanın içinde birçok renkli ip, kuru yaprak ve güzel kokulu ot bulunuyordu.

“Bunlarla size yumuşak bir dinlenme köşesi hazırlayabilirim,” dedi serçe.

Herkes çalışmaya başladı. Pıtır yaprak taşıdı. Ponpon ipleri yuvarladı. Bibi çiçek saplarını seçti. Misket de en küçük otları dikkatle getirdi. Az sonra tepeciğin yanında rengârenk, yumuşacık bir köşe oluştu.

Pıtır oraya oturunca derin bir nefes aldı. “Burası çok güzel,” dedi.

Serçe gülümsedi. “İyilik, paylaşılınca daha da güzelleşir.”

Güneş gökyüzünde biraz daha yükseldi. Herkes yeni köşeye oturdu. Serçe küçük ayakkabısıyla yürüdü: “Dın dın, dın dın!” Bu ses bütün bahçeye yayıldı.

O günden sonra sabahları arkadaşlar tepecikte buluştu. Serçe ayakkabısıyla neşeli adımlar attı, Pıtır da her buluşmada ona eşlik etti. Bahçede kim bir şey kaybederse herkes birlikte aradı. Çünkü küçük bir yardımın kocaman bir mutluluk getirebileceğini öğrenmişlerdi.

Akşam olunca Pıtır yuvasına döndü. Başını yumuşak yapraklara koydu. Uzaklardan bir kez daha tatlı bir ses duyuldu:

“Dın dın…”

Pıtır gözlerini kapattı ve gülümseyerek uykuya daldı.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu