Hayvan Masalları

Lal’ın Derede Açtığı Küçük Kapı

Çınarların arasından kıvrılarak akan Işıl Dere’nin kıyısında, su samuru Lal yaşardı. Lal’ın parlak kahverengi tüyleri ve hiçbir işi yarına bırakmayan meraklı bir burnu vardı. En büyük isteği, derenin karşı kıyısındaki Böğürtlen Tepesi’ne her sabah kolayca ulaşmaktı. Tepede mis kokulu böğürtlenler yetişir, akşamları da hayvanlar orada öyküler anlatırdı.

Ne var ki Lal’ın yuvası derenin batısında, tepe ise doğusundaydı. Her gün uzun bir dolambaçtan yüzerek gitmesi gerekiyordu. Lal, “Kısa bir yol bulursam sabahları daha çok zamanım kalır,” diye düşünüyordu. Bir gün kıyıda sürüklenen kalın dalları görünce gözleri parladı. Dalları üst üste koyup derenin üzerine küçük bir geçit yapmaya karar verdi.

Lal’ın Kestirme Yolu

Önce dalları seçti, sonra onları dişleriyle yonttu. Ağaçkakan Tıkır’dan yardım istemedi; çünkü bu işi tek başına başarabileceğini kanıtlamak istiyordu. Dalları suya yatırdı, aralarına çamur doldurdu ve üzerine yassı taşlar dizdi. Öğleye doğru geçit hazır görünüyordu.

Lal sevinçle üstüne çıktı. Geçit hafifçe sallansa da onu karşı kıyıya taşıdı. “Başardım!” diye seslendi. Tam o sırada derenin suyu birikmeye başladı. Dallar, akıntının önünü kapatmış; su, nilüferlerin bulunduğu sığ göle doğru taşmıştı. Kurbağaların yumurtaları çamurlu suya karıştı, karıncaların kıyıdaki yiyecek depolarına su doldu. Lal bunları görmedi; böğürtlen toplamaya koşmuştu.

Akşamüstü, Böğürtlen Tepesi’nden dönerken Sincap Çıtır’ın telaşla koşturduğunu gördü. Çıtır, “Fındıklarım yüzüyor! Derenin sesi bile değişti,” dedi. Kurbağa Vırak, yavrularını daha duru bir suya taşımaya çalışıyordu. Yaşlı Kaplumbağa Mimo ise yavaşça Lal’ın geçidine bakıyordu.

“Bu geçidi ben yaptım,” dedi Lal, başını eğerek. “Sadece yolumu kısaltmak istemiştim.”

Mimo, “İsteğin yanlış değildi,” diye karşılık verdi. “Fakat bir yol açarken başkalarının yolunu kapatıp kapatmadığını da düşünmek gerekir.”

Akıntının Dilini Dinlemek

Lal, geçidi hemen sökmek istedi. Fakat dalları çekerse akıntının daha da hızlanıp kıyıyı aşındırmasından korktu. İlk kez tek başına karar vermek yerine dostlarına danışmayı seçti. Ağaçkakan Tıkır, dalların hangi noktalara bağlandığını inceledi. Kunduz Badem, suyun kenarına küçük kanallar açmayı önerdi. Sincap Çıtır kuru dallar, Vırak da geniş yapraklar getirdi.

Hep birlikte önce geçidin ortasındaki taşları kaldırdılar. Sonra dalları biraz yukarı taşıyıp aralarında suyun geçebileceği boşluklar bıraktılar. Lal, kıyıda biriken çamuru kepçeye benzeyen kuyruğuyla sıyırdı. Badem, yeni kanalın önüne düz taşlar yerleştirdi; böylece su, kurbağaların gölüne yavaşça ulaşacaktı. Tıkır da geçidin iki yanına ince kazıklar çaktı.

Çalışmaları bitince herkes geriye çekildi. Bir süre hiçbir şey olmadı. Ardından su, boşluklardan şırıl şırıl akmaya başladı. Gölün yüzeyi sakinleşti, karınca yuvalarının çevresindeki su çekildi. Vırak’ın yumurtaları yeniden duru suda sallanıyordu. Lal’ın geçidi de artık derenin önünde duran ağır bir duvar değil, suya saygı duyan hafif bir köprüydü.

Herkese Açılan Geçit

Lal, ertesi sabah köprünün üzerine küçük bir tabela astı: “Geçerken yavaşla, aşağıdaki canlıları unutma.” Sonra köprünün yanına, küçük hayvanların güvenle inip çıkabileceği taş basamaklar yaptı. Karıncalar için de kıyıya ince bir dal uzattı. Böylece köprü yalnızca Lal’ın yolunu kısaltmadı; kirpiler, sincaplar ve kaplumbağalar için de derenin iki yanını birbirine bağladı.

O akşam Böğürtlen Tepesi’nde herkes toplandı. Lal, topladığı böğürtlenleri tek başına saklamak yerine büyük bir yaprağın üzerine paylaştırdı. “Bugün şunu öğrendim,” dedi. “En iyi kestirme yol, yalnızca beni değil, çevremdeki herkesi rahatlatan yoldur.”

O günden sonra Işıl Dere’nin üstündeki küçük köprüye hayvanlar “Lal’ın Açık Kapısı” dedi. Lal ise her sabah karşı kıyıya geçmeden önce suya bakar, akıntının ne anlattığını dinlerdi. Çünkü bazen bir dere, doğru yolu göstermek için gürültüyle değil, sessizce akan sabrıyla konuşurdu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu