Aşk Hikayeleri & Masalları Oku Romantik

Yıldız Haritasındaki İki Kalp Noktası

Uzak denizlerin kıyısında, geceleri yıldızların suya kadar eğildiği küçük bir kasaba vardı. Bu kasabada, eski bir deniz fenerinin yanında yaşayan Mina, gökyüzünü izlemeye bayılırdı. Her akşam elindeki kömür kalemiyle yıldızları kâğıda çizer, aralarındaki görünmez çizgileri birleştirirdi. Ona göre her yıldızın bir sırrı, her parlayan noktanın da anlatılmayı bekleyen bir öyküsü vardı.

Mina’nın en sevdiği arkadaşlarından biri Rüzgâr’dı. Rüzgâr, adının aksine sessiz bir çocuktu; deniz kabuklarından küçük düdükler yapar, kıyıda bulduğu renkli taşları özenle dizerdi. Mina yıldız haritalarını gösterdiğinde onu dikkatle dinler, anlamadığı yerleri sormaktan hiç çekinmezdi. İkisi birlikteyken saatler, kumların arasından süzülen su gibi fark edilmeden geçerdi.

Bir sabah kasabanın yaşlı gözlemcisi Suna Hanım, çocuklara gökyüzünde yalnızca yüz yılda bir görünen Gümüş Kuyruklu Yıldız’dan söz etti. Yıldızın geçtiği gece, gökyüzünde birbirine benzeyen iki parlak nokta belirecekti. Eski inanışa göre bu iki nokta, kalbinde temiz bir sevgi taşıyan insanların dileğini duyarmış.

Mina bu haberi duyunca gözleri ışıldadı. Rüzgâr ise cebindeki en düzgün deniz taşını avucunda çevirerek, “Dilek dilemek güzel,” dedi, “ama önce o iki noktayı bulmalıyız.”

O akşam, Mina ile Rüzgâr küçük bir sırt çantası hazırladı. İçine bir fener, iki elma, yıldız haritası, ip ve Rüzgâr’ın yaptığı kabuk düdüğü koydular. Kasabanın kuzeyindeki Sessiz Sırt’a çıkacaklardı. Orası, denizi ve gökyüzünü aynı anda görebilecekleri tek yerdi.

Yolun ilk bölümünde her şey kolaydı. Mina önden gidiyor, haritadaki yıldız şekillerini kayalıklara bakarak buluyordu. Rüzgâr ise kaygan taşların üzerine küçük dallar yerleştirerek dönüş yolunu işaretliyordu. Bir süre sonra sis bastı. Patika silindi, fenerin ışığı da beyaz duvarın içinde küçücük kaldı.

Mina bir an durup telaşlandı. “Haritam işe yaramıyor,” diye fısıldadı. Rüzgâr hemen onun yanına geldi. “Harita gökyüzünü gösterir,” dedi. “Ama şu anda birbirimizi bulmamız daha önemli.” Sonra kabuk düdüğünü çaldı. İnce ses sisin içinde yankılanınca, karşı taraftan bir kuş cıvıltısı duyuldu. Kuşun sesini izleyen çocuklar, kaybolmuş patikayı yeniden buldu.

Biraz ileride ipleri kopmuş, rengârenk bir uçurtma ağaca takılmıştı. Uçurtmanın sahibi olan küçük çocuk, sis yüzünden ailesinden uzaklaşmıştı. Mina ile Rüzgâr önce onu sakinleştirdi. Rüzgâr ağaca tırmanıp uçurtmayı aldı, Mina da feneri yüksekte tutarak çocuğun ailesinin onları görmesini sağladı. Az sonra uzaktan gelen sevinçli seslerle aile birbirine kavuştu.

Bu iyilik yüzünden Sessiz Sırt’a çıkmaları gecikti. Gökyüzü kararmış, Gümüş Kuyruklu Yıldız görünmeye başlamıştı. Çocuklar tepenin en yüksek yerine ulaştığında, ufukta iki parlak nokta belirdi. Noktalar önce ayrı duruyor, sonra ince bir ışık çizgisiyle birbirine bağlanıyordu. Mina haritasına baktı; çizdiği bütün şekillerin arasında daha önce fark etmediği bir kalp oluşmuştu.

“Dileğini sen dile,” dedi Rüzgâr. “Bu geceyi sen bekliyordun.”

Mina yıldızlara baktı, sonra yanında duran arkadaşına döndü. “Dileğim, birlikte çıktığımız yolların hep bizi iyiliğe götürmesi,” dedi. Rüzgâr gülümsedi. “Benim dileğim de senin hayallerini anlatırken gözlerinin böyle parlamaya devam etmesi.”

İki çocuk dileklerinin gerçekleşmesi için sihirli bir söz söylemedi. Çünkü o anda anladılar ki gerçek sevgi, birini kendine bağlamak değil, onun ışığını fark edip çoğalmasına yardım etmekti. Mina, haritasındaki iki yıldızın yanına Rüzgâr’ın verdiği deniz taşını çizdi. Rüzgâr da onun için küçük bir kabuk düdüğü yaptı.

Kasabaya döndüklerinde sabah olmak üzereydi. Mina’nın yeni yıldız haritası meydandaki gözlemevinin duvarına asıldı. Haritanın altında şu cümle yazıyordu: “Kalpler aynı yere bakınca değil, aynı iyiliğe yürüyünce birbirini bulur.”

O günden sonra Mina ile Rüzgâr her gece gökyüzünü izledi. Bazen yıldızlar bulutların ardında kaldı, bazen yolları uzadı, bazen de birbirlerinden farklı düşündüler. Yine de konuşmayı, dinlemeyi ve birlikte gülmeyi sürdürdüler. Gümüş Kuyruklu Yıldız bir daha yüz yıl boyunca görünmedi; fakat onların kalbinde açtığı ışık, her akşam yeniden parladı.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu