Prenses Masalları

Kırkıncı Basamağın Ardındaki Bahçe

Bir zamanlar, tepelerin arasına kurulmuş Gümüşova Krallığı’nda Prenses Alara yaşardı. Alara, sarayda düzenlenen gösterişli törenlerden çok, halkın günlük hayatını dinlemeyi severdi. Sabahları fırıncıların ekmek kokusunu, akşamları çeşme başında anlatılan neşeli hikâyeleri takip ederdi. Krallığın en eski bölümünde ise kimsenin kullanmadığı uzun bir merdiven bulunurdu. Bu merdivenin otuz dokuz basamağı vardı ve en üstteki taş kapı yıllardır açılmıyordu.

Bir ilkbahar günü Alara, sarayın avlusunda uçuşan bir kâğıdın peşinden merdivenlere girdi. Kâğıtta yalnızca şu cümle yazılıydı: “Eksik olanı arayan, önce saymayı bırakmalı.” Prenses basamakları birer birer çıktı. Otuz yedi, otuz sekiz, otuz dokuz… Sonra duvara yaslanıp biraz soluklandı. Tam geri dönecekken ayağının altında yumuşak bir taş hissetti. Taşın üstünde incecik bir yaprak resmi vardı.

Alara taşı hafifçe itince duvarın içinden bir basamak daha uzandı. Kırkıncı basamak, ay ışığı gibi parlıyordu. Prenses üzerine bastığında taş kapı sessizce açıldı ve karşısına daha önce hiçbir kitapta anlatılmamış bir bahçe çıktı. Bahçede gökyüzüne kadar yükselen ağaçlar, renk renk çiçekler ve dallarında minik cam küreler vardı. Her kürenin içinde bir dilek ışıldıyordu.

Bahçenin ortasında, yeşil pelerinli yaşlı bir bahçıvan bekliyordu. Adı Nergis’ti. Alara’ya gülümseyerek, “Burası Dilek Bahçesi,” dedi. “Krallıktaki insanların içtenlikle dilediği, fakat gerçekleşmesi için kimsenin ilk adımı atmadığı dilekler burada büyür. Ne var ki son zamanlarda bütün çiçekler başlarını eğdi. Bahçenin kalbindeki dilek ışığı sönmek üzere.”

Alara, “Işığı nasıl yeniden yakabiliriz?” diye sordu.

Nergis, onu bahçenin en uzak köşesine götürdü. Orada dalları gümüş renkli, yaprakları ise neredeyse saydam bir ağaç vardı. Ağacın gövdesinde küçük bir boşluk bulunuyordu. “Bu ağaç, krallığın ortak dileğiyle büyür,” dedi Nergis. “Ama insanlar dileklerini yalnızca kendileri için saklamaya başladı. Ortak iyilik için verilen sözler unutulduğu için kökleri susuz kaldı.”

Alara hemen saraya dönüp herkese büyük bir konuşma yapmak istedi. Fakat kırkıncı basamağa geldiğinde kâğıttaki cümleyi hatırladı. Saymayı bırakmalı, önce dinlemeliydi. O gün pazara indi. Çömlekçinin çatlayan dükkânını, değirmencinin ağırlaşan çarkını, okul yolundaki kırık köprüyü dinledi. Herkesin farklı bir ihtiyacı vardı; fakat hepsinin içinde aynı dilek saklıydı: Krallıkta kimse işini tek başına yapmak zorunda kalmasın.

Prenses, ertesi sabah sarayın büyük salonuna bütün halkı çağırdı. Kraliyet hazinesinden altın dağıtmak yerine, herkesin bir becerisini paylaşacağı bir gün düzenlemeyi önerdi. Fırıncı köprü ustasına ekmek verecek, marangoz okul için sıralar yapacak, çocuklar yaşlıların bahçelerini sulayacaktı. Alara da saray bahçıvanlarıyla birlikte şehrin kuruyan kuyularını temizleyeceğine söz verdi.

İlk başta bazıları, “Bir kişinin sözü neyi değiştirir?” diye düşündü. Ancak prenses eline bir kürek alıp kuyunun başına geçti. Onu görenler de yanına geldi. Birkaç saat içinde çamur temizlendi, suyun ince sesi yeniden duyuldu. O gece başka insanlar da verdikleri küçük sözleri yerine getirmeye başladı. Biri komşusuna perde dikti, biri kaybolan kuzuyu buldu, çocuklar okul bahçesine fidan dikti.

Ertesi gün Alara, Dilek Bahçesi’ne döndüğünde gümüş ağacın köklerinden ışık sızdığını gördü. Her yerine yeni çiçekler açmış, cam kürelerdeki dilekler yıldızlar gibi parlamıştı. Ağacın gövdesindeki boşlukta ise tek bir tohum duruyordu. Nergis tohumu Alara’ya verdi. “Bunu sarayın değil, halkın ortasına dik,” dedi.

Tohum, Gümüşova’nın meydanına dikildi. Kısa sürede dalları dört yana uzanan bir ağaca dönüştü. İnsanlar her bahar ağacın altında toplanıp birbirlerine küçük, gerçekçi ve iyilik taşıyan sözler verdi. Kırkıncı basamak ise yalnızca birlikte düşünmeyi bilenlere görünmeye devam etti.

Prenses Alara yıllar sonra kraliçe olduğunda bile o basamağı saymadı. Çünkü artık biliyordu: Bazı kapılar, kaç adım uzakta olduklarıyla değil, kaç kişinin aynı iyilik için yürüdüğüyle açılır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu