Tıkır’ın Sınıfa Getirdiği Küçük Sürpriz

Çınaraltı Anaokulunda her sabah yeni bir neşe başlardı. Minik sandalyeler yan yana dizilir, renkli kalemler kutularına yerleşir, pencereden içeri yumuşacık güneş süzülürdü. O gün sınıfa küçük bir kaplumbağa geldi. Adı Tıkır’dı.
Tıkır, kabuğunda taşıdığı minicik sarı çantayı iki eliyle tutuyordu. Çantanın içinde ne olduğunu kimse bilmiyordu. Tıkır, arkadaşlarının yanına gidip gülümsemek istiyor ama biraz çekiniyordu. Tavşan Lapa, serçe Pıtır, kedi Boncuk ve kirpi Ceviz ona el salladı.
“Hoş geldin Tıkır!” dediler hep birlikte.
Tıkır’ın yanakları pembeleşti. “Hoş buldum,” diyebildi. Sonra çantasını sandalyesinin altına sakladı.
Çantadaki Sır
Öğretmenleri Neşe Hanım o gün sınıfa büyükçe bir karton kutu getirdi. Kutunun üzerinde “Birlikte Yaparsak Daha Güzel” yazıyordu.
“Bugün sınıfımız için özel bir şey hazırlayacağız,” dedi. “Herkes bu kutuya küçük bir fikir koyacak. Sonra fikirlerimizi birleştirip güzel bir sürpriz yapacağız.”
Lapa, yumuşak kulaklarının resmini çizdi. Pıtır, üç nota karaladı. Boncuk, kıvrımlı bir yol yaptı. Ceviz de yuvarlak bir yaprak resmi koydu. Tıkır ise çantasını düşündü.
Çantasının içinde dört tane tahta düğme vardı. Bu düğmeleri dedesi ona vermişti. Biri güneşe, biri aya, biri çiçeğe, biri de küçük bir elmaya benziyordu. Tıkır, düğmeleri çok seviyordu. Acaba onları arkadaşlarıyla paylaşabilir miydi?
Bir süre sessizce oturdu. Neşe Hanım onun yanına geldi.
“Aklında güzel bir fikir var gibi görünüyor,” dedi.
Tıkır başını salladı. “Düğmelerimi getirdim. Onlarla bir şey yapabiliriz. Ama ya kaybolurlarsa?”
Neşe Hanım gülümsedi. “Bir şeyi paylaşmak, onu kaybetmek değildir. Bazen paylaşılan şey, yeni bir güzelliğe dönüşür.”
Birlikte Üretmenin Sevinci
Tıkır sarı çantasını açtı ve düğmeleri avucuna koydu. Arkadaşları merakla etrafına toplandı.
“Bunlarla ne yapalım?” diye sordu Pıtır.
“Bir kukla sahnesi yapalım!” dedi Boncuk.
“Ben de sahnenin önüne bir yol çizerim,” diye ekledi Ceviz.
Herkes işe koyuldu. Lapa renkli kâğıtlardan iki uzun kulak kesti. Pıtır, iplerden minicik perdeler hazırladı. Boncuk, karton kutunun üzerine yuvarlak pencereler çizdi. Ceviz, yaprakları yan yana dizerek sahnenin çevresini süsledi.
Tıkır da düğmeleri dikkatle yerleştirdi. Güneş düğmesi sahnenin tepesine, ay düğmesi bir köşeye, çiçek düğmesi perdenin yanına, elma düğmesi de kapının üzerine kondu. Böylece sade bir karton kutu, neşeli bir kukla tiyatrosuna dönüştü.
Fakat tam oyun başlayacakken büyük sarı düğme yuvarlandı. Masanın altına girdi. Tıkır hemen yere eğildi. Lapa kulağını uzattı, Boncuk patisiyle masanın altına baktı, Pıtır da el fenerini tuttu. Hep birlikte aradılar.
Sonunda düğmeyi Ceviz buldu. Düğme, bir kalemin yanına sıkışmıştı.
“Birlikte arayınca bulduk!” diye sevindi Tıkır.
Sürpriz Gösteri
Çocuklar kukla tiyatrosunu hazırlayınca Neşe Hanım sınıfın kapısını açtı. Yan sınıftaki çocuklar da gösteriyi izlemek için geldi. Tıkır’ın hazırladığı düğmeli sahnede dört arkadaş, kaybolan bir elmayı arayan neşeli hayvanları canlandırdı.
Herkes kendi sesini kattı. Lapa tavşan gibi zıpladı, Pıtır kuş gibi cikledi, Boncuk komik bir kedi sesi çıkardı. Tıkır ise oyunun sonunda elmayı bulup şöyle dedi:
“Birlikte düşünürsek her sürpriz daha da güzelleşir!”
Gösteri bitince sınıf alkışlarla doldu. Tıkır’ın yüzünde kocaman bir gülümseme vardı. Sarı çantasını artık sandalyesinin altına saklamıyordu. Çantasını arkadaşlarının görebileceği yere, sınıfın renkli rafına koydu.
O günden sonra Tıkır, her sabah sınıfa küçük bir fikir getirdi. Bazen bir düğme, bazen bir yaprak, bazen de yalnızca güzel bir selam… Çınaraltı Anaokulunda herkes şunu öğrendi: Küçücük bir paylaşım, kocaman bir mutluluğun kapısını açabilirdi.




