7 Yaş Masalları ve Hikayeleri Oku

Mavi Fenerin Unuttuğu Şarkı

Aras, denize yakın küçük bir kasabada, dedesiyle birlikte yaşayan meraklı bir çocuktu. Kasabanın en yüksek tepesinde, her akşam gün batınca yanan mavi bir fener vardı. Fener, yolları aydınlatır; balıkçıların evlerine güvenle dönmesine yardım ederdi. Fakat bir sabah fenerin ışığı sönükleşti. Üstelik fenerin içinden yükselen neşeli şarkı da duyulmaz oldu.

Kasabalılar tepeye çıktılar. Kimi fenerin camını sildi, kimi kapısını yağladı, kimi de içine yeni bir mum koydu. Yine de fener eskisi gibi parlamadı. Aras, fenerin dibinde minicik bir nota işareti buldu. Nota, rüzgârla kıpırdayarak ona şöyle fısıldadı: “Şarkımı kaybettim. Onu bulmak için seslerin başladığı yere git.”

Aras, dedesinin verdiği küçük sarı çantaya bir elma, bir parça ekmek ve tahta düdüğünü koydu. Sonra tepenin arkasındaki çayırlara doğru yürüdü. Önce yaşlı bir söğüt ağacının yanından geçti. Dallarından incecik bir hışırtı geliyordu.

“Aradığın şarkı bende olabilir mi?” diye sordu Aras.

Söğüt, yapraklarını salladı. “Ben yalnızca rüzgârın anlattıklarını dinlerim. Şarkıyı bulmak istiyorsan önce sessizliği duy.”

Aras gözlerini kapattı. Uzakta akan derenin sesini, çimenlerin arasındaki çekirgenin tıkırtısını ve kendi nefesini fark etti. Sessizliğin içinde, çok hafif bir “la la la” sesi işitti. Ses, tepenin ardındaki taşlı patikadan geliyordu.

Patikada, kanadı incinmiş bir kırlangıçla karşılaştı. Kırlangıç, yuvasına dönemediği için üzgündü. Aras onu avuçlarına alıp güvenli bir kayanın üzerine bıraktı, çantasındaki ekmek kırıntılarını da paylaştı. Bir süre sonra kırlangıç kanadını çırptı.

“Bana yardım ettin,” dedi kuş. “Ben de duyduğum sesi sana göstereyim.”

Kırlangıç havalandı ve Aras’ı küçük bir göletin kıyısına götürdü. Göletin üzerinde nilüfer yaprakları vardı. Yapraklardan biri, her su damlası düştüğünde farklı bir nota çıkarıyordu. Ancak notalar birbirine karışıyor, güzel bir ezgiye dönüşemiyordu.

Göletin kıyısında yaşayan kurbağalar, “Hepimiz aynı anda ötersek şarkı daha güçlü olur,” diye düşünüyordu. Fakat ne kadar bağırırlarsa bağırsınlar ortaya yalnızca büyük bir gürültü çıkıyordu.

Aras gülümsedi. “Belki de şarkı, herkesin sırasını beklemesiyle oluşur,” dedi.

Kurbağalar önce şaşırdı. Sonra en küçük kurbağa bir kez vırakladı. Ardından yaşlı kurbağa, su kuşu ve sazlıkların arasındaki cırcır böceği kendi seslerini sırayla kattı. Bu kez göletin üzerinde yumuşacık, uyumlu bir melodi yükseldi. Melodinin içinde fenerin kayıp şarkısından bir bölüm vardı.

Aras notayı dikkatle dinledi. Şarkının son parçası, göletin ortasındaki en büyük nilüferin altında saklıydı. Fakat nilüfer yaprağı kıyıya çok uzaktı. Aras uzanmaya çalışınca dengesini kaybetti. Tam suya düşecekken kırlangıç kanadını, kurbağalar da güçlü seslerini kullanarak ona cesaret verdi. Aras, kıyıdaki uzun kamışı nilüfere doğru uzattı. Yaprağın altından parlayan küçük bir mavi tüy çıktı.

Aras tüyü eline alınca fenerin şarkısının tamamını duydu. Şarkı, tek bir sesin değil; rüzgârın, suyun, kuşların, böceklerin ve insanların birlikte oluşturduğu bir ezgiydi. Aras, tüyü göğsüne bastırıp tepeye döndü.

Kasabalılar onu bekliyordu. Aras, fenerin önünde bütün öğrendiklerini anlattı. Sonra herkes bir ses seçti: Biri ıslık çaldı, biri tahta kaşığı ritim tuttu, çocuklar hafifçe mırıldandı. Kasabanın sesleri bir araya gelince mavi fener yeniden parladı. Tepeden yayılan ışık, denizin üzerine gümüş bir yol çizdi.

O günden sonra kasabalılar her hafta tepeye çıkıp birlikte şarkı söyledi. Aras ise ne zaman birinin sesi duyulmadığında onu dinlemeyi unutmadı. Çünkü o, en güzel ezgilerin bazen yüksek sesle değil, birbirine yer açan kalplerle oluştuğunu öğrenmişti.

Masaldan Çıkan Ders

Birlikte hareket etmek, birbirimizi dinlemek ve ihtiyaç duyana yardım etmek, küçük sesleri bile güçlü bir şarkıya dönüştürür.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu