Sihirli Masallar

Kum Saati Ormanının Uçan Tohumu

Defne, kasabanın en meraklı çocuğuydu. Her sabah evlerinin arkasındaki tepeye çıkar, gökyüzünün renklerini incelerdi. Bir gün, çimenlerin arasında daha önce hiç görmediği altın renkli bir kum saati buldu. Saatin içinde kum yerine minicik yıldızlar akıyordu. Defne saati eline alınca yıldızlar birden tersine dönmeye başladı ve tepenin ardındaki ormanda ince, gümüş bir kapı belirdi.

Defne, kapının üzerindeki yazıyı dikkatle okudu: “Sadece merak eden değil, iyilik etmeye hazır olan geçebilir.” Küçük kız derin bir nefes aldı ve kapıyı araladı. İçerideki orman, bildiği ormanlara hiç benzemiyordu. Ağaçların dallarında renkli saatler sallanıyor, yapraklar her rüzgârda farklı bir melodi söylüyordu. Yerde ise ışık saçan taşlardan yapılmış bir yol uzanıyordu.

Yolun sonunda Defne, tüyleri bulut gibi beyaz olan bir sincapla karşılaştı. Sincabın adı Pofuduk’tu. Pofuduk, kuyruğunu üzgünce yere indirip, “Ormanımızın kalbindeki Büyük Saat durmak üzere,” dedi. “Saat durursa burada mevsimler birbirine karışacak. Çiçekler açmadan solacak, kuşlar şarkılarını unutacak.”

Defne hemen yardım etmek istedi. Pofuduk onu ormanın ortasındaki geniş açıklığa götürdü. Orada, gövdesi gümüş kabuklarla kaplı dev bir ağaç duruyordu. Ağacın dalları arasında asılı duran Büyük Saat’in üç ibresi de kıpırdamıyordu. Saatin altında, üzerinde üç küçük boşluk bulunan taş bir kutu vardı.

“Saatin yeniden çalışması için üç şey gerekiyor,” diye açıkladı Pofuduk. “Sabırla beklenen bir an, içten söylenmiş güzel bir söz ve karşılıksız yapılan bir iyilik.”

İlk boşluğu doldurmak için Defne’nin sabır göstermesi gerekiyordu. Pofuduk onu, tomurcuğu henüz açılmamış mavi bir çiçeğin yanına götürdü. Defne çiçeği acele ettirmeden bekledi. Güneş yükseldi, bulutlar geçti, öğle vakti geldi. Sonunda tomurcuk yavaşça açıldı ve içinden küçük bir ışık damlası çıktı. Defne damlayı taş kutuya bıraktı. İlk boşluk parladı.

İkinci boşluk için güzel bir söz gerekiyordu. Yolda karşılarına çıkan yaşlı baykuş, kanatlarının eskisi kadar güçlü olmadığını düşünerek üzülüyordu. Defne onun anlattığı eski gökyüzü masallarını dikkatle dinledi. Sonra, “Senin hikâyelerin olmasaydı bu orman geçmişini hatırlayamazdı,” dedi. Baykuşun gözleri sevinçle ışıldadı. Sözcüklerin arasından pembe bir kıvılcım yükseldi ve kutunun ikinci boşluğuna yerleşti.

Son boşluk için Defne, hiçbir ödül beklemeden bir iyilik yapmalıydı. Açıklığa dönerken küçük bir kirpinin dikenlerine takılmış mor bir kurdeleyi gördü. Kurdele, kirpinin yürüyüşünü zorlaştırıyordu. Defne dikkatlice eğildi ve kurdeleyi çözdü. Kirpi rahatça hareket edince sevinçle gülümsedi. O anda Defne’nin avucunda yeşil bir tohum belirdi.

Tohum o kadar hafifti ki havaya yükselip ormanın içlerine doğru uçmaya başladı. Defne ve Pofuduk peşinden koştu. Tohum, kurumuş bir pınarın yanına kondu. Defne onu toprağa bıraktığında kum saatindeki yıldızlar hızla dönmeye başladı. Pınardan berrak su fışkırdı, ağaçların dallarında asılı saatler aynı anda çalmaya başladı. Büyük Saat’in ibreleri de yavaşça hareket etti.

Orman bir anda canlandı. Sarı çiçekler açtı, kuşlar yeni şarkılar söyledi, kelebekler gökyüzüne renkli halkalar çizdi. Gümüş kapı yeniden belirdiğinde Pofuduk, Defne’ye küçük bir kum tanesi verdi. “Bu, iyiliğin zamanı değiştirebildiğini hatırlatsın,” dedi.

Defne kasabaya döndüğünde akşam olmuştu. Kimse onun ormanda yaşadıklarını hemen anlamadı; çünkü gümüş kapı kapanmış, kum saati de sıradan bir cam saate dönüşmüştü. Fakat ertesi sabah kasabanın kurumuş çeşmesinden su akmaya başladı. İnsanlar birbirlerine daha sabırlı davranıyor, güzel sözleri esirgemiyor ve küçük iyilikler yapıyordu.

Defne, sihirli masallar arasında en güçlü büyünün ne olduğunu artık biliyordu: Bir kalbin beklemeyi öğrenmesi, bir dilin umut vermesi ve iki elin karşılık beklemeden uzanması. O günden sonra tepeye her çıktığında gökyüzünde küçük bir yeşil ışık görür, bunun ormanın ona sessizce teşekkür ettiğini anlardı.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu