5 Yaş Masalları ve Hikayeleri OkuMasallar

Kar Tanesi Olmak İsteyen Su Damlası Masalı

Küçük Damla’nın Macerası

Küçük bir su damlası, gökyüzündeki yumuşak beyaz bir bulutun kenarında oturuyordu. Aşağıya baktıkça toprakta oynayan çocukları, çiçekleri ve ırmakları görüyordu. Her şey çok güzeldi ama damlanın içini bir istek kaplamıştı: Kışın gelip de her yere süs gibi serpiştiren kar tanelerinden biri olmak istiyordu.

Damla, arkadaşlarına bu hayalini açtığında buluttaki diğer damlalar gülümsedi. Onlardan biri, “Ben yağmur olmak istiyorum,” dedi. Diğeri, “Ben ırmaka katılmayı hayal ediyorum,” dedi. Küçük damla ise, beyaz, hafif ve kıpır kıpır bir şey olmak istiyordu.

Büyük Bulut, damlanın gözlerindeki isteği görünce yumuşak bir sesle konuştu: “Her şey, zamanı geldiğinde olur. Mevsimler değiştiğinde biz de değişiriz. Ama istersen önce yürekten öğrenmelisin ne demek istediğini.”

Rüzgârın Fısıltısı

Günler geçti, damla bulutta bekledi. Bir sabah rüzgâr esti. Rüzgârın getirdiği serinlik içini ürpertti, ama aynı zamanda bir merak uyandırdı. Rüzgâr, uzak dağların üzerinde dolaşırken soğuk bir hava taşıyordu. Damla, rüzgâra seslendi: “Bana kışın nasıl olduğunu anlatır mısın?”

Rüzgâr, neşeyle fısıldadı: “Kış sakindir ama sürprizlerle doludur. Dağların üstünde hava daha soğuk olur. Orada küçük şeyler farklı biçimlere bürünür. Eğer bulutlar buna hazırsa, damlalar kristaller gibi donar; kıvrılır, parıldar, yere dans ederek inerler.”

Damla bu sözleri can kulağıyla dinledi. İçinde bir umut filizlendi. “Peki ben de o kristaller arasında olabilir miyim?” diye sordu.

Dağın Yolculuğu

Büyük Bulut yavaşça ilerledi, rüzgârla birlikte dağların üstüne doğru sürüklendi. Damla, bulutun içinde yankılanan hafif bir titreşimle derinlere doğru çekildi. Hava soğuyor, etraf sessizleşiyordu. Damla hem korkuyor hem de heyecanlanıyordu.

Soğuk arttıkça damlanın küçücük yüzü titredi. Bulutun içinde, diğer damlalar birbirine değdi. Bir anda damla hissetti: Vücudu hafifledi, kenarları sivrildi ve içini bir ışık gibi bir huzur kapladı. Küçük bir kıvılcım parladı ve damla artık farklıydı.

İlk Dans

Artık damla bir kristal gibi görünüyordu; kendi küçük desenleri vardı. Titreyerek ama mutlulukla buluttan ayrıldı. Rüzgâr onu yumuşak bir kol gibi tuttu ve aşağı doğru indirdi. Dünya, yeni bir beyaz örtüyle tanışıyordu.

İnişte diğer kristallerle birlikte dönüyor, dönerken her biri farklı bir şarkı söylüyordu. Küçük damla, bu şarkının kendine ait olduğunu hissetti. Yere değdiğinde bir çim yaprağının üzerinde parladı; güneş ışığından küçük gökkuşağı yansımaları dağıldı.

Yeni Bir Anlayış

Küçük kristal, etrafındaki dünyayı kelebek gibi hafif bir merakla izledi. Çocuklar eldivenlerine kar tanelerini kondurup gülümsediler. Ağaç dalları üzerine nazikçe oturdu. Damla, olmak istediği yere ulaşmıştı ama bir fark vardı: Eskiden kendini sadece bir tür olmak isteyen küçük bir canlı sanıyordu. Şimdi bir kristal olmanın da kendi güzelliği ve görevi olduğunu anladı.

Günler geçtikçe hava tekrar ısındı. Güneş nazikçe dokunduğunda kristal bir damla oldu, sonra başka damlalarla kucaklaştı ve akıp gitti. Hepsi farklı deneyimler yaşamıştı; her birinin hikâyesi vardı.

Küçük damla artık hem kristal olmanın hem de suyun serbest akışının ne demek olduğunu biliyordu. Her halinin değeri vardı. En önemlisi, değişmenin korkulacak değil, yaşanacak bir macera olduğunu öğrenmişti.

Masalın Öğüdü

Bu küçük macera, her canlının zaman zaman değişme isteği duyabileceğini anlatır. Değişim, yeni şeyler öğrenme, cesaret ve sabır gerektirir. Ama değiştikten sonra eski halini de anımsamak, her halin kıymetini bilmek güzeldir.

Gökyüzünde bulutlar yine toplanır, rüzgâr yeni hikâyeler fısıldar. Küçük damla ise her akışında, içinde büyüttüğü cesaretle yeni yolculuklara hazırlanır.

Ve bir gece, sessiz bir kar yağışı başladığında, uzaklardan gelen çocuk kahkahaları arasında küçük bir kristalin gülümsediğini söyleyenler oldu.

İlgili Makaleler

2 Yorum

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu