Gurbet Hikayeleri

İnci’nin Uzak Şehirde Açan Penceresi

İnci, dağların ardındaki Çamlıbel köyünde büyümüştü. Sabahları horoz sesleriyle uyanır, annesinin pişirdiği sıcak ekmeğin kokusunu takip ederek mutfağa koşardı. Babası bahçedeki erik ağacını budarken İnci, taş duvarın üstüne oturup uzak tepeleri seyrederdi. Köyde herkes birbirini tanır, akşam olunca pencerelerden aynı sıcak ışıklar taşardı.

Bir sonbahar günü babasına uzak bir şehirde iş çıkınca ailece taşınmaları gerekti. Yeni şehir deniz kıyısındaydı; sokakları kalabalık, binaları yüksek, sesleri birbirinden farklıydı. İnci, eşyalarının arasına köyden getirdiği üç şeyi dikkatle yerleştirdi: dedesinin verdiği küçük ahşap tarak, annesinin diktiği mor kese ve Çamlıbel’in toprağıyla doldurulmuş minicik bir kavanoz.

İlk haftalar kolay geçmedi. İnci okulda herkesin hızlı konuştuğunu düşünüyor, teneffüslerde hangi oyuna katılacağını bilemiyordu. Komşular birbirlerine selam veriyor ama hemen evlerine dönüyordu. Akşamları odasının penceresinden baktığında, köydeki gibi yıldızları değil, birbirine yaslanmış apartmanları görüyordu. İçinden, Burada hiçbir şey bana ait değil diye geçiriyordu.

Bir cumartesi sabahı İnci, annesiyle birlikte pazara giderken dar bir sokağın sonunda eski bir ev fark etti. Evin duvarları deniz mavisine boyanmış, kepenkleri sarıya çalmıştı. Bahçesindeki kapı aralıktı. Kapının yanında, üstünde küçük bir yazı bulunan tahta bir levha asılıydı: Her uzaklıkta bir pencere bulunur.

İnci merakla içeri baktı. Ev boş değildi; avluda yaşlı bir kadın, kırık saksıları onarıyordu. Kadının adı Münevver Teyze’ydi. İnci’ye gülümseyip elindeki çatlak saksıyı uzattı. Saksının üzerinde birbirinden farklı evler çizilmişti.

“Bunlar neresi?” diye sordu İnci.

“Gurbette yaşadığım yıllarda gördüğüm evler,” dedi Münevver Teyze. “Kimi dağ yamacındaydı, kimi geniş bir ovanın ortasında. İnsan bazen evinden uzaklaşır ama kalbindeki kapıyı yanında taşır. Yeter ki o kapıyı başkalarına da açmayı unutmasın.”

İnci bu sözleri bütün gün düşündü. Ertesi sabah mor kesesini açtı. İçinden annesinin köydeki komşular için ördüğü renkli düğmeler çıktı. İnci düğmeleri ipliğe dizip küçük bir perde yaptı. Sonra kavanozdaki toprağı, pencere önündeki boş saksıya serpti. Babasıyla birlikte pazardan aldıkları fesleğen tohumlarını da toprağa bıraktılar.

Fakat İnci yalnızca çiçek yetiştirmek istemiyordu. Yeni şehirde herkesin yanında getirdiği bir anısı olduğuna inanıyordu. Okuldaki çocuklara bir defter uzattı ve her birinden uzak kaldığı bir yeri çizmesini istedi. Kimi eski evini, kimi dedesinin dükkânını, kimi de yaz tatilinde gördüğü gölü çizdi. Defterin sayfaları doldukça İnci, aslında herkesin içinde küçük bir memleket taşıdığını fark etti.

Bir gün öğretmeni bu çizimleri görünce sınıfta bir paylaşım günü düzenlemeyi önerdi. Çocuklar evlerinden küçük eşyalar getirdi. İnci, ahşap tarağını ve mor düğmeli perdeyi getirdi. Bir çocuk başka şehirden gelen ninesinin tarifini, bir başkası uzak bir adadan öğrendiği tekerlemeyi anlattı. Sınıf, hiç gidilmemiş yerlerin kokusuyla, sesleriyle ve renkleriyle doldu.

O akşam İnci’nin penceresindeki fesleğen ilk yaprağını açtı. Yaprak, köydeki erik ağacının yaprakları kadar tanıdık görünmüyordu ama güneş ışığını güzelce tutuyordu. İnci, saksının yanına yeni bir not astı: Uzakta olan her şey yabancı kalmaz; sevgiyle bakınca yuva olur.

Aylar sonra İnci’nin penceresi, apartmandaki herkesin uğradığı küçük bir buluşma yerine dönüştü. Komşular kimi zaman çorba, kimi zaman bir hikâye getiriyor; çocuklar da çizimlerini paylaşarak yeni oyunlar kuruyordu. Münevver Teyze, onarılan saksıların içine farklı evlerden gelen toprakları koydu. Bahçede tek bir çiçek değil, türlü renklerde kocaman bir dostluk büyüdü.

İnci artık Çamlıbel’i özlemiyor değildi. Özlem, kalbinde güzel bir şarkı gibi yaşamaya devam ediyordu. Fakat şimdi o şarkıyı yeni arkadaşlarına da öğretebiliyordu. Anladı ki gurbet, insanın sevdiği yerden uzak düşmesiymiş; ama yeni bir yerde sevgiyle pencere açmak, uzaklığı yavaşça kısaltırmış.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu