Masal Sitesi

Harita Çizen Çiy Damlası

Güneşin doğmadan önce gökyüzünü açık pembe renge boyadığı bir vadide, her sabah yaprakların üzerinde parlayan minicik çiy damlaları yaşardı. İçlerinden biri, ötekilerden biraz farklıydı. Adı Lila’ydı ve yuvarlak yüzeyinin içinde uzak yerleri görmeyi çok severdi. Bir yaprağın ucunda dururken tepeleri, dereleri, taş köprüleri ve rüzgârın savurduğu tohumları seyrederdi.

Bir sabah Lila, vadinin eski sakini olan Bilge Ardıç’ın yapraklarının eskisi kadar yeşil olmadığını fark etti. Çiçekler başlarını eğmiş, otların arasındaki minik böcekler gölge aramaya başlamıştı. Günlerdir yağmur yağmıyordu. Vadinin ortasındaki su pınarı da yalnızca incecik bir ses çıkarıyordu.

“Bütün vadi susuz kalırsa ne yapacağız?” diye sordu Lila.

Ardıç, dallarını yavaşça salladı. “Uzak kuzeyde, sabah bulutlarını toplayan Serinlik Çanı var,” dedi. “Çan bir kez çalarsa bulutlar vadimize doğru yol alır. Fakat çanın yerini bilen eski yol işaretleri, yıllar önce rüzgârda kayboldu.”

Lila, küçücük olduğu için bu göreve uygun olmadığını düşündü. Sonra yüzeyinde parlayan gökyüzüne baktı ve bir fikir buldu. Her sabah farklı bir yaprağın üzerine konacak, güneşin geliş yönünü izleyecek ve gördüğü yolları su damlası çizgileriyle işaretleyecekti. Böylece kendi haritasını oluşturacaktı.

İncecik Bir Yolculuk

İlk gün, yaşlı papatyanın yaprağından ayrılıp sarı yoncaların üzerine yuvarlandı. Oradan, yosun kaplı bir taşa geçti. Taşın yanında yaşayan çizgili bir karınca, Lila’nın parıltısını görünce ona yardım etti. “Kuzeye giden yol, dikenli çalının arkasında başlar,” dedi ve yerdeki küçük kum tanelerini bir ok biçiminde dizdi.

İkinci gün Lila, rüzgâra kapılan ince bir yaprağın üzerinde dereye kadar taşındı. Dere boyunca ilerlerken suyun içindeki gümüş renkli balıklar ona, “Çanın sesi kayalık yamaçtan gelir,” diye fısıldadı. Lila, duyduğu her bilgiyi dikkatle hatırladı. Akşam olunca bir yaprakta parlayan minik bir çizgi bıraktı. Çizgiler birleşince vadinin üzerinde görünmez bir yol oluşmaya başladı.

Üçüncü sabah Lila, yola çıkan tek kişi olmadığını gördü. Karınca, iki uğur böceği, üç kelebek ve susuz kalan küçük bir kirpi de onu izliyordu. Her biri farklı bir şey taşıyordu: Karınca tohumları, uğur böcekleri çiçek polenlerini, kelebeklerse uzak tepelerden topladıkları serin yaprakları getiriyordu.

“Ben yalnızca yolu gösterebilirim,” dedi Lila. “Ama hepimiz bir şey katarsak vadimiz daha çabuk iyileşir.”

Öğleye doğru ekip, yüksek kayalıkların önüne ulaştı. Burada iki yol vardı. Biri kısa ama çok dikti; diğeri uzun fakat yumuşak topraklıydı. Herkes kısa yolu seçmek istedi. Lila ise kayaların üzerinde parlayan eski bir işareti fark etti. İşaret, uzun yolu gösteriyordu. “Bazen doğru yol en hızlı görünen yol değildir,” dedi.

Uzun yolu seçtiler. Yol boyunca susamış tohumları toprağa bıraktılar, solmuş çiçeklerin köklerine yapraklardaki serinliği taşıdılar. Böylece yol uzasa da vadinin her köşesinde küçük bir umut filizlendi. Sonunda kayalık yamacın ardında, dallardan yapılmış bir kule gördüler. Kulenin tepesinde Serinlik Çanı asılıydı.

Çanın Unuttuğu Ses

Fakat çan, rüzgâr estiği hâlde hiç ses çıkarmıyordu. Karıncalar ipini çekti, kelebekler kanat çırptı, kirpi kulenin çevresinde döndü; yine de çan suskun kaldı. Lila, çanın içindeki küçük tokmağın kuru bir yaprakla sıkıştığını gördü. Kendisi tokmağa kadar yuvarlandı ve yaprağın üzerine düştü. Yaprak yere inince tokmak serbest kaldı.

Çan bir kez çaldı. Sesi vadinin üzerinden geçip uzak bulutlara ulaştı. Bulutlar ağır ağır toplandı; önce birkaç serin damla, sonra yumuşacık bir yağmur yağmaya başladı. Çiçekler başlarını kaldırdı, dere yeniden şarkı söylemeye koyuldu. Lila’nın çizdiği yollar, yağmur altında parlayan ince gümüş izlere dönüştü.

O günden sonra vadi halkı, Lila’nın haritasını Bilge Ardıç’ın gövdesine asılı duran geniş bir yaprağın üzerine çizdi. Haritanın adı “Birlikte Bulunan Yol” oldu. Lila ise büyüklüğün bazen güçlü kanatlarda ya da uzun adımlarda değil, dikkatle bakmakta ve bildiğini paylaşmakta saklı olduğunu öğrendi. Çocuklar bu öyküyü bir masal sitesinde okuyup birbirlerine anlattıkça, her anlatımda vadinin çiçekleri biraz daha renklenmeye devam etti.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu